ESKİ KAYITLARIN PEŞİNDE
Hukuk bürosuna ulaşana kadar birkaç kez arkamı kontrol ettim.
Sabah yaşananlardan sonra hâlâ tedirgindim.
Sokağın sonuna geldiğimde karşıdan gelen bir faytonun geçmesini bekledim. Yol boşalınca karşıya geçip hukuk bürosunun bulunduğu binaya gittim.
Kapıya gelip tokmağı çaldım.
Bir süre sonra kapı açıldı.
Dünkü görevli beni görünce şaşırdı.
— Yine mi geldiniz?
— Evet. Dün eski kayıtlarla ilgili konuşmuştuk.
— Hatırlıyorum. İçeri gelin.
Beni yine küçük bir odaya götürdü.
Raflarda eski defterler ve dosyalar vardı.
Masaya birkaç defter bıraktı.
— Aradığınız şey bunların arasında olabilir.
— Hepsi mülk kayıtları mı?
— Çoğu.
Teşekkür edip sandalyeye oturdum.
İlk defteri açtım.
Sayfaları tek tek çevirmeye başladım.
Mülkler, satışlar, devir işlemleri...
İsimler ve tarihler birbirini takip ediyordu.
Bir süre sonra gözlerim yoruldu.
Tam başka bir deftere uzanmıştım ki dışarıdan bir ses duydum.
— Buraya geldiğinden emin misin?
Elim havada kaldı.
Diğer adam cevap verdi.
— Evet. Buraya girdiğini gördüm.
İçime bir huzursuzluk çöktü.
Sandalyeden kalkıp kapıya yaklaştım.
Sesleri dinledim.
— İçeri girin.
Ayak sesleri koridorda yaklaşmaya başladı.
Kapının kolu hareket etti.
Hızla odaya baktım.
Kapının yanında uzun bir perde vardı.
Başka saklanacak yer göremeyince perdenin arkasına geçtim.
Kapı açıldı.
İki adam içeri girdi.
Onları hemen tanıdım.
Sabah beni yakalamaya çalışan adamlardı.
İçlerinden biri odaya baktı.
— Burada olmalı.
Diğeri masaya yaklaşıp defterlere baktı.
— Kayıtları arıyor.
— Nereden biliyorsun?
— Başka neden buraya gelsin?
Sessizce bekledim.
Adam defterleri karıştırmaya başladı.
— Onu bulmadan buradan çıkmayacağız.
Diğeri kapıya yöneldi.
— Alt kata bakacağım.
Adam odadan çıkınca birkaç saniye daha bekledim.
Sonra perdenin arkasından çıktım.
Kapıya baktım.
Koridor sessizdi.
Tam dışarı çıkacakken uzaktan ayak sesleri duydum.
Geri çekildim.
Odanın arka tarafındaki raflara baktım.
O sırada küçük bir kapı fark ettim.
Kapıyı açtım.
Arkasında dar bir merdiven vardı.
Başka çarem yoktu.
İçeri girip merdivenlerden aşağı inmeye başladım.
Tam birkaç basamak inmiştim ki yukarıdan bir ses geldi.
— Orada!
Arkamı dönmedim.
Daha hızlı inmeye başladım.
Ayak seslerini arkamda duyabiliyordum.
Alt kata ulaştığımda bir görevli beni görünce şaşkınlıkla kenara çekildi.
— Hanımefendi?
Cevap veremedim.
Arka kapıyı görür görmez ona yöneldim.
Kapıyı açıp küçük bir avluya çıktım.
Arkamdan kapının açıldığını duydum.
Koşmaya başladım.
Avlunun diğer tarafındaki kapıdan çıkıp sokağa ulaştım.
— Dur!
Arkamdan bağırdılar.
Durmadım.
Dar bir sokağa girdim.
Bir köşeyi döndüm.
Peşimden gelen sesler hâlâ kesilmemişti.
Biraz daha hızlandım.
Önümde bir fayton duruyordu.
Hemen yanından geçip arkasındaki dar boşluğa saklandım.
Birkaç saniye sonra adamlar sokağa çıktı.
— Nereye gitti?
— Buradaydı!
Ayak sesleri yaklaştı.
Olduğum yerde sessizce bekledim.
Bir süre sonra sesleri uzaklaştı.
Birbirlerinden farklı yönlere gittiklerini duydum.
Biraz daha bekledikten sonra saklandığım yerden çıktım.
Duvara yaslandım.
Nefesimi toparlamaya çalıştım.
Bu adamlar neden hâlâ peşimdeydi?
Üç cinayeti araştırmam onları neden bu kadar ilgilendiriyordu?
Elimi cebime attım.
Kâğıt hâlâ oradaydı.
Eski kayıtların arasında cevabı bulacaksın.
Kâğıda baktım.
Sonra hukuk bürosunun bulunduğu binaya döndüm.
İçeri nasıl tekrar gireceğimi bilmiyordum.
Ama orada hâlâ aradığım bir şey vardı.
Bunu öğrenmeden geri dönmeyecektim.