ÜÇÜNCÜ TAŞ
BÖLÜM — ÜÇÜNCÜ TAŞ
Ertesi sabah erkenden yola çıktık.
Whitechapel'e doğru ilerlerken fazla konuşmadık.
Hepimizin aklında aynı şey vardı.
Üçüncü taş.
Ivan'ın mektubunda geçen o iki kelime...
“Üçüncü taş.”
Ne anlama geldiğini hâlâ bilmiyorduk.
Sokağın başına geldiğimizde eski evi uzaktan gördüm.
Bir süre olduğum yerde durdum.
Bu kez ev bana farklı görünüyordu.
Daha önce buraya tek başıma gelmiştim.
Şimdi ise yanımda üç ağabeyim vardı.
Thomas eve baktı.
“Burası mı?”
Başımı salladım.
“Evet.”
Arthur etrafı dikkatlice inceledi.
“Buraya daha önce gelmiştin, değil mi?”
“Birkaç kez.”
William bana baktı.
“Peki üçüncü taş hakkında bir şey fark ettin mi?”
“Hayır.”
Kapıya doğru yürüdük.
Anahtarı çıkarıp kilidi açtım.
Kapı ağır bir sesle açıldı.
İçeri girdiğimizde ev yine sessizdi.
Tozlu mobilyalar, eski duvarlar ve yıllardır kullanılmamış gibi duran odalar...
Her şey bıraktığım gibiydi.
Arthur kapıyı kapattı.
“Önce mektuptaki kısmı hatırlayalım.”
William cebinden Ivan'ın mektubunun bir kopyasını çıkardı.
“Duvar... üçüncü taş...”
Thomas duvarlara baktı.
“Bu evde kaç tane taş var acaba?”
İstemeden gülümsedim.
“Sanırım saymamız gerekecek.”
William başını salladı.
“Başlayalım.”
Salonun duvarlarını incelemeye başladık.
Bir süre hiçbir şey bulamadık.
Sonra Arthur duvarın önünde durdu.
“Burada farklı bir şey var.”
Yanına gittim.
“Ne?”
Duvarın alt kısmını gösterdi.
“Şu taşlara bak.”
Eğilip dikkatlice baktım.
Diğer taşlar eski ve tozluydu.
Ama içlerinden biri diğerlerine göre daha yeni görünüyordu.
Elimi üzerine koydum.
“Bu mu?”
William hemen yanımıza geldi.
“Olabilir.”
Thomas taşı dikkatlice inceledi.
“Üçüncü taş olabilir mi?”
Başımı salladım.
“Denemeden bilemeyiz.”
Arthur elini uzattı.
“Birlikte yapalım.”
Taşı yavaşça yerinden oynattık.
Önce hiçbir şey olmadı.
Sonra taşın arkasında küçük bir boşluk fark ettim.
Gözlerimi kıstım.
“Durun.”
Üçü de bana baktı.
Elimi boşluğa doğru uzattım.
Parmaklarım küçük, sert bir şeye değdi.
Bir an durdum.
Sonra onu yavaşça dışarı çıkardım.
Küçük bir metal kutuydu.
Üzerinde tek bir harf vardı.
I.
Hepimiz sustuk.
Ivan.
Kutuyu avucumun içinde tuttum.
Arthur bana baktı.
“Babamız bunu buraya saklamış.”
William kutuyu dikkatlice inceledi.
“Açacak mısın?”
Kutunun kapağına baktım.
Kalbim hızlanmıştı.
“Evet.”
Parmaklarımı kapağın kenarına götürdüm.
Tam açacakken dışarıdan bir ses duyuldu.
Ayak sesleri.
Hepimiz aynı anda sustuk.
Thomas fısıldadı:
“Biri geliyor.”
Kutuyu hemen kapattım.
Arthur elini kaldırarak sessiz olmamızı işaret etti.
Ayak sesleri kapının önünde durdu.
Sonra...
Kapı kolu yavaşça hareket etti.
Birbirimize baktık.
Bu kez yalnız değildik.
Ama kapının ardındaki kişinin kim olduğunu da bilmiyorduk.
Yorumlar
- Enes Tok: ivanın sakladığı şeyin peşinde koşarken dikkat et!
- Meloş: Bu gizem tam çözülmek üzere derken dondurucu bir ses gelmesi iyiydi
- Ayşe kibritci: Artık birine yaklaşmak üzereyken ses duymak hiç güzel değil