Keşfet

BÖLÜM 5

GERİ DÖN FİRUZE

      Bölüm 4

  “Oğlum, koluna ne oldu?” dedi annesi, Selim'e:

        “Hiiç anne! Sadece ufak bir kaza"

        “Oğlum, nasıl bir kaza ki kolun alçıya alınmış" dedi annesi.

    Annesinin sözlerinden sonra Selim, başından geçen her şeyi anlattı.

    Oğlunu dinleyen annesi

       “Oğlum, artık bu inadından vazgeç. Eğer vazgeçmezsen bir gün sevdiklerini kaybedersin" dedikten sonra iç geçirerek “Senin baban da aynıydı. O İnadı yüzünden kardeşlerine küstü ve o küslükle vefat edip bu dünyadan ayrıldı"

        “Aman annee sende mi! Bugün kime rastladıysam aynı şeyleri söylediler" dedi Selim, bıkkın bir şekilde. Daha sonra konuyu değiştirmek için “Anne, siz babamla nasıl evlendiniz?” diye sordu.

    Annesi, bu soru üzerine yüzü kızardı. Annesinin bu durumunu sezen Selim, annesinin yüzünden eliyle makas alarak:

“Benim utangaç annem, sorduğum soruyla seni sıkıntıda bıraktıysam özür dilerim”

        “Oğlum, bizim zamanımızda evlenme konusu açıldığında yüzümüz kızarırdı. Evlenen kadın saygı ve utancından kocasının ismini söylemezdi. Şimdikiler gibi aşk evliliği yapılmazdı, hele hele flört gibi bir durumdan oldukça kaçınılırdı. Birbirlerini severek evlenen çok nadir görülürdü. Erkekler ne derse desin gıkımız çıkmazdı. Hatta çocuklarımızı büyüklerimizin yanında sevemezdik. Bazen öyle olurdu ki evlenecek olan çiftler birbirlerini düğünde görürlerdi. Birde bizim zamanımızda boşanma çok az olurdu. İnsanlar birbirlerine saygılıydı. Bir iş olduğu zaman herkes birbirlerine yardımcı olurdu” dedi annesi iç geçirerek.

        “Anne utandığını biliyorum ama yine de merak ediyorum. Sen babamla nasıl evlendin. Hatta onu gördüğünde ne hissediyordun?” diye sordu Selim.

      “Oğlum, biz babanla kaçarak evlendik” deyince Selim, duyduklarına inanamamış gibi annesinin yüzüne baktı. Annesi, onun bu tutumuna gülümseyerek karşılık verdi. Ardından ona “Oğlum, baban çok inatçıydı demiştim ya, onun inatçılığından dolayı biz kaçarak evlenmek zorunda kaldık”

      “Nasıl yani?” dedi Selim. Zira annesinden bu sözleri ilk defa duyuyordu.

“Oğlum, baban o zamanlar dalyan gibi bir adamdı. Saçları uzun ve simsiyahtı, ayrıca oldukça yakışıklıydı. Bir bağırdı mı köyün öbür tarafından duyulurdu. O evden çıktı mı köyün bütün kızları pencereden başlarını çıkarır, onu seyrederlerdi. Bütün güzellikleri yanında bir de kötü yanı vardı ki o da inatçılığıydı hem de ne inat. Yani senin anlayacağın tükürdüğünü yalamayan tiplerdendi. Babam onun inatçılığını bildiğinden evlenmemize yanaşmıyordu Aslında onun haklılık payı yok değildi. Onun yani babamın evlendiğimizde evini geçindirememesinden korkuyordu. Çünkü hangi işe girerse yüzüne gözüne bulaştırıyor, inatçılığın yüzünden sonunda da kovalıyordu’ dedi annesi.

  ‘Eee sonra neler oldu?’ dedi Selim, merak içerisinde

  ‘Demiştim ya baban inatçı diye. İşte bu inatçılığı yüzünden beni yedi sefer istemiştir. Hani, benim babam da senin babanın yanında inatçılık yönünden az kalır değil ya neyse’ dedi gülümseyerek ‘Babanın beni istemeye her isteyişin de benim size verecek kızım yok der geri gönderirdi. Buna rağmen baban yine inatçılık eder beni ister, benim babam da aynı sözleri söylerdi. Beni en son isteyişin de babam, babanı az kalsın öldürecekti’

Öldürme lafını duyan Selim:

  ‘Ne diyorsun anne, dedem nasıl böyle bir şeye yeltenir. Hem bir insanı öldürmek bu kadar kolay mı?’ dedi biraz sert biraz hayretli bir şekilde.

  ‘Yavrum’ dedi annesi ‘Bir insanın damarına basarsan en sakin insan bile aslan kesilir’ dedi annesi, bir gerçeği hatırlatırcasına.

  ‘Nasıl yani, anlayamadım anne’ dedi Selim.

  ‘Şöyle ki’ dedi annesi ‘Baban, beni en son isteyişinde babama, kızını benden başkasına vermeye kalkarsan evini başına yıkarım. Bilirsin ben inatçıyım ve dediğimi de yaparım demesi üzerine babam artık dayanamadı ve ruhsatlı silahını alarak babanı kovaladı, ta ki köyün sınırlarına kadar’

  ‘Babam da öyle bir şey demiş ki, bu sözü kime söylense söylensin aynı şeyleri yapar’ dedi Selim, hayret içerisinde.

  ‘Aynen yavrum aynen’ dedi annesi oğlunun kafasını şefkatle sıvazlayarak "Baban o sözü söyleyip bütün ipleri koparınca, hayallerimizde doğal olarak suya düşmüştü. O günden sonra bir ay görüşmedik. Bir ay sonra bizi kimsenin göremeyeceği bir yerde buluştuk ve birbirlerimizle nasıl iletişime geçebiliriz diye konuşup anlaştık ve bizi kimsenin bulamayacağı bir yere kaçmaya karar verdik. Aldığımız kararı uygulamak ve hazırlığımızı yapmak için ayrıldık. Baban rahatlıkla hazırlığını yapmış beni bekliyordu. Fakat ben nasıl hazırlanacağımı yapacaktım, işte onu bilemiyordum Çünkü babamın gözleri her zaman üzerimdeydi. O yüzden hazırlığımı ancak onlar yaptıktan sonra yapabiliyordum. Bundan dolayı da kaçmamız biraz gecikmişti’ dedikten sonra bir müddet dinlendi. O dinlenirken Selim’de çay yapmış annesinin uyanmasını bekliyordu. Annesi uyanınca ona:

  ‘Anne anlatacaklarını sabırsızlıkla bekliyorum Hadi artık anlat da şu oğlunu meraktan kurtar’ dedi muzip bir ifadeyle.