Keşfet

BÖLÜM 9

GERİ DÖN FİRUZE

Bölüm 7

       Fatih Bey, otelden çıktıktan sonra arabasına binip yarım saat yol aldıktan sonra aniden durdu. Bir müddet öylece kaldıktan sonra ani bir kararla oteline geri döndü. Onun geri döndüğünü gören resepsiyon görevlisi:

           ‘Hoş geldiniz efendim. Bugün sizi tekrar beklemiyordum’ dedi, sırıtarak:

       Fatih Bey, onun daha fazla sırıtmasına eliyle engel olduktan sonra:

         ‘Sırıtmayı bırak ve bana cevap ver. Bugün getirdiği kadın nerede?’

       Resepsiyon görevlisi, kadınla aralarında geçen diyalogu anlattıktan sonra:

          ‘Nereye gittiğini bilmiyorum efendim. Yalnız, çıkmadan evvel ağzından deniz kenarı diye bir şeyler çıkıyordu’ dedi.

       Onu dinleyen Fatih Bey, oldukça öfkelenerek:

           ‘Ne yaptın aptal herif’ dedi ve koşarak otelden çıktı. Arabasına binerek Ceylan’ı aramaya başladı. Onu denize atlarken gördü. Görür görmez ‘Eyvah! Bu kız canına kıyacak’ dedi ve arabasını hızlı bir şekilde durdurdu. Ardından telaşlı bir şekilde denize atladı. Denizde yüzerek Ceylan’a yetişti ve onu tam boğulmak üzereyken yakaladı ve sahile çıkardı. İlk yardım uygulamalarını yaptıktan sonra ambulansı aradı.

       Bölüm 8

       Selim, sedye ile ambulansın içine taşınan hastayı görünce adeta buz kesildi. Onu gördükten sonra ne ileri gidebiliyor ne de geriye. Sadece ‘Ceyda, Ceyda’ diyebiliyordu.

       Onun buz kestiğini gören Firuze, iki kollarından tutup sarstıktan sonra ona:

         ‘Selim bey, kendinize gelin’ dedikten sonra ‘Öyle buz kestiğinize göre ambulansa taşınan hastayı tanıyorsunuz’

       Onun sorusu üzerine Selim ‘Evet’ dercesine başını salladı. Ardından ambulansın şoförüne dönerek hastanın hangi hastaneye gittiğini sordular. Ambulans şoförü ……. Hastanesine gittiklerini söyleyince Selim, Firuze’ye dönerek:

          ‘Firuze Hanım, beni ….. Hastanesine götürebilir misiniz?’ diye sordu. Bu soru üzerine Firuze:

          ‘Evet, ama o kim?’ diye sordu.

           ‘Önce arabaya binelim. Yolda giderken her şeyi anlatırım’ dedi, Selim sakin ve kalın bir ses tonuyla.

       Konuşma burada sonlanmış, arabaya binmişlerdi. Ambulans önde onlar arakada hastaneye kadar yol aldılar. Hastane önünde arabayı uygun bir yere park ettikten sonra ambulansla gelen hastanın nerede olduğunu sordular. Oradaki görevlilerden hastanın nerede olduğunu öğrendikten sonra hızlıca oraya gittiler.

       Ceyda, o sırada kendine gelmiş ne oluyor dercesine etrafına bakınıyordu. O, şaşkın bir şekilde etrafına bakınırken doktor güler yüzlü bir şekilde hastanın yanına geliyordu.

       Doktor, hastanın yanına geldikten sonra Ceyda’ya bakarak:

           ‘Geçmiş olsun, umarım bundan sonra bir daha intihara kalkmazsın’ dedi ve geri dönüp gidecekken geri döndü ve ona bakarak ‘Ha bu arada bebeğin sağlık durumu da oldukça iyi’ dedi ve onların şaşkın bakışları arasında arkasını dönüp diğer hastalarla ilgilenmeye başladı.

       Bebek lafını duyan Ceyda, utanç içerisinde elleriyle yüzünü kapayıp hıçkırıklara boğuldu. O ağlarken Selim, Firuze ve Fatih birbirlerine bir müddet baktıktan sonra Selim dayanamayıp Ceyda’ya:

           ‘Ceyda, anlat bakalım nedir bu bebek meselesi ve bu bebeğin babası kim?’ dedi sert bir ifadeyle.

       Onun bu sorusu Ceyda’yı daha çok üzmüştü. Onun durmayacağını anlayan Firuze, kolundan tutarak:

          ‘Sakin olun Selim Bey, görüyorsunuz hastanız şu an anlatacak durumda değil. Hele bir kendine gelsin o zaman sana her şeyi açıklayacaktır’ dedi naif bir ifadeyle.

          ‘Bu nasıl olur ya, hem benimle nişanlanıp evlenmek için her şeyi yapıyor, diğer taraftan bilmem kimle çocuk yapıyor’

       Selim’in bu ifadesi Fatih’i oldukça kızdırdı. Bunu belli etmek istemese de hal ve hareketleri onun kızgın olduğunu belli ediyordu.

       Onun hal ve hareketlerini gören Firuze:

           ‘Beyefendi ne oldu? Neden bu kadar kızardınız?’ diye sordu, ama Fatih cevap vermek istemedi.

       Selim’in kızgınlığı geçtikten sonra ona dönerek:

           ‘Beyefendi, belki bu konuda bir bilginiz vardır diye bu soruyu size soruyorum’ dedikten sora ona ‘Ceyda’yı siz mi kurtardınız?’

       Bu soru üzerine Fatih ‘Evet’ dercesine başını salladıktan sonra:

          ‘Onu tesadüf eseri suya atlarken gördüm ve bende peşinden atlayarak onu kurtardım’ dedi, gözlerini kaçırarak. Kurtarma konusunda doğruyu söylemişti, ama tesadüf eseri orada olduğunu söylerken yalan söylemişti. Bu yüzdende yalan söylediğinin anlaşılmaması için gözlerini kaçırmıştı.

       Onunla konuşurken Ceyda, onları görmüş gerçek anlaşılacak diye endişe etmişti, fakat bu endişesi yersizdi. Çünkü Selim Ceyda’ya oldukça kızgındı. Bu yüzdende gözü hiçbir şey görmüyordu.

       Onun kendisine utanç içerisinde baktığını gören Selim:

           ‘Bunun için mi benimle evlenmek istiyordun?’ dedi, serzenişli bir ifadeyle.

           ‘Şey, ben, ben’ dedi Ceyda, onun sözleri karşısında.

           ‘Sus, konuşma. Konuştukça batıyorsun’ dedi Selim, bağırarak. Ardından sinirle oradan ayrıldı, Ceyda’nın ne halde olduğunu görmeden. O, sinirle hastaneden çıkınca Firuze’de peşinden çıkmak zorunda kaldı.

       Selim, sinirle arabaya yönelmişken Firuze onu durdurarak:

           ‘Selim Bey, durun bir dakika konuşalım. Ayrıca bu şekilde bir yere varamazsınız’

        Onun ikazı üzerine duran Selim ona dönerek:

          ‘Firuze Hanım, ne olur bu konuda ısrar etmeyin. Çünkü ona karşı az olan sevgim bile buhar olup uçtu gitti. Tamam, anlıyorum bir başkasını seviyorsun ve ondan bir bebek bekliyorsun, öyleyse benimle evlenmek için niçin ısrar ediyor’ dedi, gözleri dolarak.

          ‘Selim Bey, belli ki çok kızmışsınız. O yüzden biraz kendinize gelin ondan sonra düşünün’ dedi Firuze, o güzel sesiyle ‘Tamam, haklısınız ama birde o kızı düşünün. Belki de o istemediği halde ailesinin zoruyla sizinle nişanlanmak zorunda kaldı. Belki de kızın hamile olduğundan ailesinin bile haberi yok’

          ‘Haklısın’ dedi Selim ‘ama yine de bana bu durumu söyleyebilirdi’

       Onlar aralarında konuşurken Firuze’nin kızı arabada sıkıldığını belli edercesine oflayıp pufluyordu. Sonunda dayanamayıp arabadan çıkarak annesine:

          ‘Anne, hadi ama patladım sıkıntıdan’ dedi, serzenişli bir ifadeyle.

       Firuze’ kızının ikazı üzerine konuşmayı keserek birlikte arabaya bindiler. Selim’in yaşadığı yere gelince Firuze arabayı durdurarak:

          ‘Selim Bey, söylediklerimi bir düşünün ve ona göre karar verin. Şunu da unutmayın öfkeyle kalkan zararla oturur’ dedi ve arabanın kapısını kapatarak oradan uzaklaştı.

       Bölüm 9

Ceyda, onların uzaklaşmasını bekledikten sonra Fatih'e dönerek:

  ‘Neden kurtardın beni?’ dedi sitemkârca ‘Yoksa hakaretlerin bitmedi de hakaret üstüne hakaret mi ekleyeceksin’

  ‘Yok, canım niçin öyle bir şey yapayım'

  ‘O otelde bana söylediklerini nasıl unuttun'

  ‘Hayır, unutmadım' dedi Fatih ‘Ayrıca hatalarımı telafi etmek için geldim'

  ‘Nasıl, anlayamadım' dedi Ceyda, Fatih'in yüzüne saf saf bakarak.

  ‘Hatalarımı telafi etmeye geldim' dedi Fatih, üstüne basa basa.

  ‘Yani sen, şimdi’ dedi Ceyda yüzünde güller açarcasına.

Aslında Fatih'in niyeti başkaydı. Onu gözlerden uzak bir yere götürüp orada işini bitirmekti niyeti. Çünkü oteldeki resepsiyonistin Ceyda ile aralarındaki konuşmayı duymuş bundan dolayı da intikam almaya niyetlenmişti. Onu istediği yere götürdükten sonra da onu kimse bulamazdı.

  ‘Evet, ben' dedi sinsice sırıtarak ‘seni sevdiğimi anladım o yüzden de geri döndüm’

  ‘Ya öyle mi, öyleyse beni çok sevindirdin’ dedi Ceyda, Fatih'in ona karşı niyetini bilemeden.

Yorumlar

  • Emre Meydan: Her ne olursa olsun ona güvenme bu hayırlı bir başlangıç değil
  • İsmail Parlak: ceyda bu kadar kolay bir ikna olmamalısın fatihin sana ne pahasına iyi davrandığını biliyorsun
  • Ceyda Sancak: Yeter artık kurtuluş bahane onun için özür değil sonuç peşinde!
  • aleyna dede: Telafi ediyorum derken neler planladığını bilmelisin ceyda
  • Can Kaan Odabaş: fatih özel bir yere götürmek istemekte dikkatli olmalısın!
  • Derya Ergin: Otele ait sözleri unutuyorsan hayatını kaybedersin ceyda
  • Zeynep Avcı: fatih seni suçlamaktan vazgeçmeyecek gibi görünüyor Bu umut verme durumu tehlikeli
  • Damla Çınar: Sana sadık ya da sevgi dolu olmadığını hisset bunu anla lütfen