15. bölüm

Deniz, her geçen gün Teoman Bey’e karşı hissettiği ilgiyi biraz daha fark ediyor, fakat ne kadar kendine engel olmaya çalışsa da bunu başaramıyordu.
Teoman Bey’in yanında olduğu her an kalbi biraz daha hızlı çarpıyor, onun kendisine gösterdiği en küçük nezaketi bile günlerce düşünüp duruyordu.
Bugün ise onun için özel bir gündü.
Deniz, şirket kayıtlarından öğrenmişti. Bugün Teoman Bey’in doğum günüydü.
Küçük de olsa ona bir sürpriz yapmak istiyordu.
Fakat bir yandan da Teoman Bey’in vereceği tepkiden çekiniyordu.
Acaba fazla mı ileri gitmişti?
Belki de hediyesini gereksiz bulacaktı.
Elinde küçük bir pasta, diğer elinde ise günlerdir kendi elleriyle ördüğü bir atkı ve bere vardı.
Üstelik siyah...
Teoman Bey’in en sevdiği renk.
Deniz derin bir nefes aldı ve Teoman Bey’in odasının kapısını çaldı.
— Gel.
İçeriden Teoman’ın sakin sesi duyuldu.
Deniz kapıyı açıp içeri girdi.
— Şey... Teoman Bey...
Teoman, imza attığı dosyadan başını kaldırıp ona baktı.
Sanki “Dinliyorum, söyle.” der gibi sessizce bekledi.
Deniz, elindeki pastayı ona doğru uzattı.
Yüzünde utangaç bir gülümseme vardı. Yanakları ise çoktan kızarmıştı.
— Doğum gününüz kutlu olsun.
Teoman bir an şaşırdı.
Ardından ayağa kalkıp pastayı Deniz’in elinden aldı.
— Çok teşekkür ederim.
Pastaya baktıktan sonra yeniden Deniz’e döndü.
— Nereden biliyordun doğum günüm olduğunu?
Deniz mahcup bir şekilde gülümsedi.
— Öğrendim işte...
Sonra diğer elindeki paketi uzattı.
— Bir de bunu sizin için yaptım.
Teoman kaşlarını hafifçe kaldırdı.
— Bu nedir?
Paketi açmaya başladı.
Atkı ve bereyi görünce yüzünde belirgin bir şaşkınlık oluştu.
— Sen mi ördün gerçekten?
Deniz başını salladı.
— Evet.
Sonra çekinerek ekledi:
— Ama beğenmezseniz anlarım. İlla kullanmak zorunda değilsiniz.
Teoman cevap vermek yerine bereyi başına geçirdi.
Ardından atkıyı boynuna sardı.
Odanın köşesindeki aynaya doğru yürüyüp kendisine baktı.
— Çok güzel olmuş.
Deniz’in yüzündeki gülümseme biraz daha büyüdü.
Teoman aynadan ona baktıktan sonra yeniden Deniz’e döndü.
Deniz istemsizce gülümsedi.
— Çok yakıştı size, Teoman Bey.
Teoman da gülümseyerek başını salladı.
— Tekrar teşekkür ederim.
Sonra sanki aklına yeni gelmiş gibi ekledi:
— Ayrıca doğum günümü kutlayan ilk çalışanımsın.
Deniz’in gözleri parladı.
Bir şey söylemedi.
Sadece mutlulukla gülümsedi.
Teoman birkaç saniye düşündükten sonra bu kez ona bir soru sordu.
— Peki senin doğum günün ne zaman?
Deniz şaşırdı.
Ardından hafifçe gülerek cevap verdi:
— Şey... Bir hafta sonra. Ayın 10'unda.
Teoman gülümsedi.
— O zaman senin de doğum günün şimdiden kutlu olsun.
Deniz’in yüzündeki mutluluk iyice belirginleşti.
— Teşekkür ederim.
Son bir kez gülümseyerek Teoman’a baktı ve odadan çıktı.
Kapı kapandıktan sonra Teoman ağır adımlarla sandalyesine geri döndü.
Bir süre sessizce önündeki masaya baktı.
Sonra aklına Hülya geldi.
İstemeden geçmişi düşünmeye başladı.
Hülya...
Onun doğum gününü hiç hatırlamamıştı.
Oysa Teoman, Hülya’nın doğum günlerini haftalar öncesinden düşünür, iki üç hafta önceden hazırlıklara başlardı.
Ne alacağını, onu nereye götüreceğini, nasıl mutlu edeceğini günlerce düşünürdü.
Şimdi ise...
Deniz.
Daha doğum günü gelmeden hediyesini hazırlamıştı.
Hem de bir mağazadan alıp gelmemişti.
Kendi elleriyle örmüştü.
Teoman başını kaldırıp kapının olduğu tarafa baktı.
Neden hediye için emek harcamıştı Deniz...
Yorumlar
- Elif Ruveyda BİRCAN: 🙏
- Muhammed: 😍