26. bölüm

Deniz, Teoman’a gerçekten çok iyi gelmişti.
Nişanları da artık geride kalmıştı. Önlerinde sadece düğün vardı.
Birlikte kurdukları hayallerin gerçeğe dönüşmesine çok az kalmıştı.
Hayal kurmak ne kadar da güzeldi…
Üstelik Deniz’in şirketteki konumu da her geçen gün daha da yükseliyordu. Her şey olması gerektiği gibi ilerliyor, hayat sanki ikisinin önüne güzel günleri birer birer seriyordu.
Bir gün Teoman, Deniz’i odasına çağırdı.
Masasının üzerinde birkaç ev eşyası kataloğu vardı.
— Gel, bunlara birlikte bakalım mı canım. Ev için ne alacağımıza karar verelim olur mu? dedi.
Deniz sandalyeye oturup katalogları eline aldı. Sayfaları tek tek çevirmeye başladı.
— Bu nasıl bitanem?
Bir süre sonra başka bir sayfaya geçti.
— Şu da güzelmiş… Bu daha mı iyi olur?
Teoman sessizce onu izliyordu.
Fakat kısa süre içerisinde bir şeyi fark etti.
Deniz, baktığı her şeyde en uygun fiyatlı olanları seçiyordu.
Koltukta daha hesaplı olanı…
Yatak odasında daha uygun fiyatlı olanı…
Yemek masasında yine daha ekonomik olanı…
Teoman'ın kaşları hafifçe çatıldı.
Maddi anlamda hiçbir sıkıntıları yoktu. Teoman, Deniz'in istediği her şeyi alabilecek durumdaydı.
Peki Deniz neden böyle davranıyordu?
Neden kendisi için güzel olanı değil de en uygun fiyatlı olanı seçiyordu?
Teoman daha fazla dayanamadı.
Deniz’in yanına yaklaşıp elini uzattı.
— Hadi kalk. Gidiyoruz.
Deniz şaşkınlıkla ona baktı.
— Nereye?
— Görerek alalım. En iyisi bu.
Deniz kataloğa baktı.
— Olur… Fark etmez ama. Buradan da seçebiliriz. Benim için fark etmez, canım.
Teoman gülümsedi.
Deniz’in yanına biraz daha yaklaşıp iki elini onun yanaklarına koydu.
— Ben senin ne yapmaya çalıştığını anlamıyor muyum, güzellik?
Deniz’in yüzü bir anda kızardı.
— Ne… Ne yapıyormuşum ki?
Teoman gülerek başını iki yana salladı.
— Hadi hadi… Anladın sen de. İtiraz istemiyorum. Gidiyoruz. Ayrıca sadece beğendiklerini seçeceksin. Söz mü?
Deniz birkaç saniye ona baktıktan sonra gülümsedi.
— Tamaammm…
Teoman kaşlarını kaldırdı.
— Söz alamadım.
Deniz bu kez sesli bir şekilde gülmeye başladı.
— Tamam, tamam! Söz!
Teoman da gülümseyerek elini tuttu.
— İşte şimdi oldu.
Ve o gün, evleri için her şeyi kendi zevklerine göre seçmeye başladılar.
Yatak odası…
Yemek odası…
Koltuk takımları…
Mutfak masası…
Bahçede kullanacakları oturma grupları ve masalar…
Sehpalar…
Dekorasyon ürünleri…
Ve tüm beyaz eşyalar…
A'dan Z'ye ne gerekiyorsa tek tek seçtiler.
Deniz artık fiyatına değil, gerçekten beğenip beğenmediğine bakıyordu.
Teoman ise onun yüzündeki mutluluğu izlemekten büyük keyif alıyordu.
Çünkü onun için önemli olan evin ne kadar gösterişli olduğu değildi.
Önemli olan, Deniz’in o evin içinde kendisini mutlu hissetmesiydi.
Eşyaların iki hafta içerisinde evlerine teslim edilmesi planlanmıştı.
Düğün tarihi de artık kesinleşmişti.
27 Mayıs…
Düğünlerine yalnızca bir ay kalmıştı.
Bir ay sonra Deniz ve Teoman, hayatlarının en güzel günlerinden birinde, birbirlerine verdikleri sözü sonsuza kadar sürdürmek için aynı masaya oturacaklardı.
Artık geriye sadece beklemek kalmıştı.
Ve ikisi de biliyordu…
Bu bekleyiş, hayatlarının en güzel bekleyişiydi.
Yorumlar
- Nazlı Özdemir: Bunu açıklamak yerine Doğa teomana yüklenmeye başlamış 🙏 @eruveydabircan3337
- Belgin Peker: teoman evin değil denizin mutluluğunu düşünmeli ama bazen zor bir denge kuruyor
- Filiz Çetin: Keşke biraz daha kendine güvenip diğer seçeneklere de açılabilseydin
- Eda Sezer: deniz bu kadar uygun fiyatlı seçimler yaparak büyüyen aşkını azaltıyor gibi
- Muhammed: 😍😍