Keşfet

4.bölüm

GİT

4.bölüm

Yusuf önce halini hatırını sordu. Birkaç sıradan cümleden sonra daha fazla uzatmadan asıl söylemek istediği şeye geldi.

“Ben boşandım.”

Hülya’nın bakışları bir anda Yusuf’a çevrildi.

“Çünkü seni hiç aklımdan çıkaramadım,” dedi Yusuf, sesi bu kez çok daha ciddiydi. “Seni unutmaya çalıştım. Gerçekten çalıştım ama olmadı. Artık ne ailemin ne de başka birinin ne düşündüğü umurumda değil.”

Bir an sustu.

“Sadece seni istiyorum Hülya. Eski güzel günlerimizi geri istiyorum. Beni affetmen için ne gerekiyorsa yaparım. Yeter ki bana… bize bir şans daha ver.”

Hülya, Yusuf’u sessizce dinliyordu.

Teoman’dan hiç söz etmedi.

Sanki yıllardır hayatında olan o adam yokmuş, sanki telefonunun diğer ucunda onu sabahları sevgiyle uyandıran, sesini duymak için bahaneler bulan biri yokmuş gibi…

Çünkü Yusuf’un karşısında geçmişi vardı.

İlk heyecanları…

İlk aşkı…

Birlikte kurdukları hayaller…

Ve bütün bunların arasında, yıllar önce yarım kalmış bir hikâyenin yeniden canlanan duyguları vardı.

Hülya’nın kalbi istemeden de olsa hızlanmıştı.

“Pek sana nasıl güveneyim ya?”

Yusuf sustu.

Aslında cevabını kendisi de bilmiyordu.

Ne kadar kırılmış olursa olsun, karşısında Yusuf’u görünce kalbinin yeniden çarpması, onu en çok da bu yüzden korkutuyordu.

“Bunun için zamana ihtiyacım var,” dedi.

Daha fazla konuşmadan oradan ayrıldı.

Yolda yürürken yüzünde garip bir mutluluk vardı.

Kendisi bile farkındaydı bunun.

Ama neden mutluydu?

Yusuf onu terk etmişti.

Başka biriyle evlenmişti.

Üstelik şimdi hayatında Teoman vardı.

Peki neden Yusuf’un söyledikleri içini böyle ısıtmıştı?

Neden yıllardır susturduğu kalbi, onun birkaç cümlesiyle yeniden sesini yükseltmişti?

Hülya bütün bunların cevabını bulamadan eve geldi.

Hiçbir şey yemedi.

Doğrudan odasına çıktı.

Üzerini bile değiştirmeden yatağının kenarına oturdu ve telefonunu eline aldı.

Bir süre ekrana baktı.

Sonra Teoman’ı aradı.

Telefon daha ilk çalışında açıldı.

Teoman’ın sesi, saatlerdir ondan haber beklemiş olmanın yorgunluğunu taşıyordu.

“Çok bekledim seni…”

Hülya derin bir nefes aldı.

“Bugün çok yoğun bir gündü. Kusura bakma. Ben uyuyacağım.”

Teoman birkaç saniye sustu.

Kırılmıştı.

Hem de fazlasıyla.

Sadece,

“Keşke müsait olmayacağını önceden söyleseydin,” dedi sakin bir sesle. “Senin için çok endişelendim.”

Hülya ise,

“Görüşürüz,” deyip telefonu kapattı.

Teoman bir süre telefonun ekranına baktı.

Gün boyu kendisinden haber alamadığı kadın, bugün sanki ondan uzaklaşmak için özellikle çaba gösteriyordu.

Ama neden?

Ertesi gün cumartesiydi.

Teoman gözünü açar açmaz ilk iş Hülya’yı aradı.

“Günaydın,” dedi neşeli olmaya çalışarak. “Bugün dışarıda kahvaltı yapalım mı?”

Hülya kısa bir sessizliğin ardından kabul etti.

Hazırlanıp buluştular.

Teoman, dünkü konuyu hiç açmadı.

Hülya’yı sıkıştırmak istemiyordu.

Havadan sudan konuştu, günlük şeylerden bahsetti, onu güldürmeye çalıştı.

Fakat Hülya’nın aklı başka yerdeydi.

Sık sık telefonunu eline alıyor, ekrana bakıyor ve kısa cevaplarla Teoman’ın açtığı konuşmaları geçiştiriyordu.

Teoman bir süre sonra bunu fark etti.

Hülya’nın yüzünde bir gülümseme beliriyordu.

Ama o gülümseme kendisiyle konuşurken oluşmuyordu.

Telefonuna baktığında gözleri parlıyor, mesajları okurken yüzüne belli belirsiz bir mutluluk yayılıyordu.

Teoman ise karşısında oturmuş, onun bu değişimini anlamaya çalışıyordu.

Bir insanın içinde bir gecede ne değişebilirdi ki?

Teoman’ın içini açıklayamadığı bir huzursuzluk kapladı.

Yorumlar

  • Elif Ruveyda BİRCAN: 😍
  • Muhammed: 😍
  • Elif Ruveyda BİRCAN: 🙏🙏🙏
  • Büşra Çeçen: İyice merak ettim