Keşfet

8. bölüm

GİT

8.  bölüm

Hülya odasına geçmiş, yatağının üzerine oturmuştu. Bacaklarını kendine doğru çekmiş, kollarını dizlerinin etrafına dolamış, başını dizlerine gömmüştü. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.

Evet, Teoman bunların hiçbirini hak etmemişti.

Onunla düzgünce ayrılmalıydı. Böyle olmamalıydı. Teoman’ı çok üzmüştü.

Ama Yusuf’u yeniden gördüğünde, onu içinden hiç söküp atamadığını da fark etmişti.

Yusuf’un yanındayken, her şeye rağmen mutluydu.

Hülya o gece geç saatlere kadar ağladı.

Yaşadığı her şeyi, Teoman’ı, Yusuf’u, geçmişini ve geleceğini düşündü.

Kafasının içinde yüzlerce soru dolaşıyordu.

Ama hiçbirinin cevabı yoktu.

Gece yarısını çoktan geçmişti. Sonunda uykusu gözyaşlarına galip geldi. Hülya, hâlâ yatağın üzerinde aynı şekilde kıvrılmışken olduğu yerde uyuya kaldı.

---

Teoman ise Hülya’nın yanından ayrıldıktan sonra arabasına binip bir süre nereye gideceğini bilemeden öylece oturdu.

Sonunda ablasını aradı.

Tuanna…

Onu anlayacak tek kişiydi.

Telefon birkaç kez çaldıktan sonra açıldı.

— Abla…

— Efendim canım?

Teoman sustu.

— Teoman, iyi misin ablam?

Yine cevap vermedi.

— Teoman’ım, neyin var canım benim?

Telefondan derin derin nefes alma sesi geldi.

Ardından ağlamalı, titreyen bir ses duyuldu.

— Abla… Ben çok kötüyüm. Çok kötüyüm…

Tuanna’nın sesi bir anda ciddileşti.

— Nerdesin sen şimdi?

— Üsküdar’dayım.

— Tamam. Hemen gel yanıma. Konuşuruz, tamam mı canım?

— Geliyorum…

Tuanna kapının önünde kardeşini bekliyordu.

Teoman onun için sadece kardeşi değildi.

Bu hayattaki tek yoldaşıydı.

Annelerini yıllar önce kaybetmişlerdi. Babaları yeniden evlenmiş, üvey anneleri, Teoman’ı da Tuanna’yı da istememişti. Teyzelerinin yanında büyümüşlerdi.

Sonra teyzelerini de kaybetmişlerdi.

Geriye birbirlerinden başka kimse kalmamıştı.

Kapı çaldığında hiç beklemeden açtı.

Teoman’ı görür görmez kollarını açtı.

Teoman bir an bile dayanamadı.

Ablasına sarıldığı anda bütün gücü tükendi. Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.

Tuanna kardeşine sıkı sıkı sarıldı.

— Gel… Gel içeri.

Birlikte salona geçtiler.

Teoman koltuğa oturdu ama kendini toparlayamıyordu.

Tuanna karşısına oturup yüzüne baktı.

— Söyle bana. Ne oldu?

Teoman başını kaldırdı. Gözleri kıpkırmızıydı.

— Abla…

Sesi titredi.

— Hülya beni aldatıyormuş.

Tuanna’nın yüzündeki ifade bir anda değişti.

— Ne?

— Hem de yıllar önce onu terk eden Yusuf’la…

Tuanna şaşkınlık ve öfke arasında kaldı.

Bir süre kardeşini sadece dinledi.

Sonra daha sakin bir sesle sordu:

— Yanlış anlamış olabilir misin? Bak, bu çok ciddi bir konu.

Teoman hemen başını salladı.

— Hayır abla. Telefonda en az on günlük görüşmeleri var.

Gözlerinden yeniden yaşlar süzüldü.

— Daha kötüsü ne biliyor musun? Bana “Müsait değilim, çok yoğunum.” dediği zamanlarda meğer onunla buluşuyormuş.

Sesi giderek daha fazla kırılıyordu.

— Abla, ben ona onu sevmekten başka ne yaptım ki?

Başını iki elinin arasına aldı.

Tuanna dayanamadı.

Koltukta oturan kardeşinin önüne geçip yere oturdu. Elini uzatıp Teoman’ın gözyaşlarını sildi.

— Sen kimseyi kaybetmedin.

Teoman başını kaldırdı.

Tuanna gözlerinin içine bakarak devam etti:

— Sana “üzülme” diyemem. Çünkü biliyorum, canın çok yanıyor. Ama seni böyle görmek beni mahvediyor.

Sonra kardeşine sıkıca sarıldı.

Teoman ablasının omzuna başını yaslayıp yeniden ağlamaya başladı.

Tuanna da kardeşinin gözyaşlarına dayanamadı. Gözlerinden birkaç damla yaş süzüldü.

Bir süre birbirlerine sarılıp sessizce ağladılar.

Sonunda Teoman, çocuk gibi çaresiz bir sesle sordu:

— Şimdi ben ne yapacağım abla?

Tuanna cevap vermedi.

— Nasıl unutacağım onu? O kadar anıyı nasıl sileceğim?

Tuanna başını eğdi.

Bu sorunun cevabını kendisi de bilmiyordu.

İnsan sevdiğini nasıl unutuyordu?

Birlikte geçirilen yıllar, kurulan hayaller, söylenen sözler… Bir anda nasıl yok sayılıyordu?

Hele ki insanın canını en çok yakan şey, sevdiği kişinin ihaneti olduğunda…

Tuanna kardeşine baktı.

Sanki gözleri, “Bilmiyorum.” diyordu.

Yorumlar

  • Elif Ruveyda BİRCAN: 😍
  • Muhammed: 😍
  • Elif Ruveyda BİRCAN: ☺️🙏
  • Büşra Çeçen: Teomana çok üzüldüm ya