Keşfet

9.bölüm

GİT

9.bölüm

Sabah olmuştu.

Hülya uyanmış, fakat odasından dışarı çıkmamıştı. Gözlerini açar açmaz aklına gelen ilk kişi Yusuf olmuştu.

Bilgisayarının başına geçti.

Instagram hesabını açıp Yusuf’a yazacaktı. Belki ona ulaşabilir, belki de dün yaşananlardan sonra her şeyi konuşabilirdi.

Fakat hesabına girmeye çalıştığında internetin olmadığını fark etti.

Annesi interneti kapatmıştı.

Hülya’nın öfkesi bir anda kabardı.

Yusuf’la iletişim kurmalıydı. Ne olursa olsun onunla konuşmalıydı.

Tam o sırada aklına Teoman geldi.

Ona bir özür borçluydu.

Gerçi yaşananlardan sonra yalnızca bir özürle affedilmeyi beklemek mümkün değildi. Teoman’a karşı yaptıkları affedilecek bir şey değildi.

Ama Yusuf’a olan zaafı, ona duyduğu sevgi ve yıllardır içinde taşıdığı hisler Hülya’yı bencilleştirmişti.

Aşağıdan Sevgi Hanım’ın sesi duyuldu.

— Hülya Hanım, kahvaltı hazır.

Hülya kapıya bile çıkmadan cevap verdi.

— Ben yemiyorum, Sevgi Abla.

Bir süre odasında bekledi.

Sonra aşağı indiğinde annesini göremedi. Nesrin Hanım çoktan işe gitmişti.

Bu fırsatı kaçırmak istemeyen Hülya hemen odasına çıktı ve üzerini değiştirip kapıya indi.

Tam evden çıkmak üzereydi ki Sevgi Hanım yanına geldi.

— Hülya Hanım, anneniz özellikle tembihledi. Dışarı çıkamazsınız. Lütfen beni zor durumda bırakmayın.

Hülya öfkeyle nefesini verdi.

— Tamam...

Sanki vazgeçmiş gibi odasına doğru yöneldi.

Fakat birkaç dakika sonra sessizce arka kapıdan çıktı.

Yusuf’la konuşmalıydı.

Çünkü telefonu hâlâ annesindeydi.

Yusuf onu merak eder diye düşündü.

Hızlı adımlarla ilerledi. İlk gördüğü taksiyi çevirdi ve Yusuf’un evinin adresini verdi.

Taksi apartmanın önünde durduğunda parasını verip hemen indi.

Apartmana girdi.

Asansörü bekleyecek sabrı yoktu.

Merdivenleri ikişer, üçer çıkmaya başladı.

Nefesi kesiliyor, kalbi hızla çarpıyordu. Ama durmadı.

Yusuf’la konuşacak, sonra eve dönecekti.

Son bir kat kalmıştı.

Tam o sırada üst kattan bir kapının açıldığını duydu.

Bir kadınla bir adam konuşuyordu.

Ardından küçük bir kızın sesi geldi.

— Baba, lütfen gecikme. Kaç gündür yoktun, seni çok özlemiştim. Artık evimize geri gel.

Adamın sesi duyuldu.

— Tamam kızım. Burada sadece bir haftalık işim kaldı. Haftaya eve geleceğim.

Hülya’nın yüzündeki ifade değişti.

Bu ses...

Bu Yusuf’un sesi değil miydi?

Yavaşça merdivenleri çıkmaya devam etti.

Son basamaklara geldiğinde gördüğü manzara karşısında nefesi kesildi.

Küçük kız babasına sarılmıştı.

Adam da kızını kollarının arasına almıştı.

Hülya birkaç saniye boyunca kıpırdayamadı.

Sonra adamın yüzünü daha net gördü.

Yusuf’tu.

Ardından Yusuf, kadına sarıldı ve onu yanağından öptü.

— Bir hafta sonra geleceğim. Merak etmeyin.

Hülya’nın dünyası başına yıkılmıştı.

Yusuf...

Karısı...

Bir de kızı...

Hani boşanmıştı?

Öyle söylemişti.

Ne demekti şimdi bu?

Kadın ve küçük kız asansöre binip aşağı indiler.

Kapılar kapanırken Hülya hâlâ olduğu yerde duruyordu.

Gözleri Yusuf’tan ayrılmıyordu.

Asansörün sesi tamamen kesildiğinde öfkesi patladı.

— YUSUF!

Yusuf bir anda arkasına döndü.

Hülya’yı karşısında görünce yüzündeki ifade değişti.

Şaşırmıştı.

Hemen işaret parmağını dudaklarına götürdü.

— Sus...

Fakat Hülya’nın susmaya niyeti yoktu.

— Sen beni kandırdın mı? Hani boşanmıştın?

Yusuf hızla Hülya’nın yanına geldi. Sesini bastırmak istercesine elini onun ağzına kapattı.

— Sus diyorum!

Hülya elini itti.

— Bırak beni!

Yusuf onu zorla içeri soktu.

Hülya ise avazı çıktığı kadar bağırıyordu.

— Neden beni kandırdın?

Yusuf kapıyı kapattıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi salona geçti.

Koltuğa oturdu. Bir kolunu koltuğun üst kısmına yasladı.

Yüzünde pişkin bir gülümseme vardı.

— Biraz vakit geçiririz diye düşünmüştüm.

— Kötü mü ettim?

Hülya’nın gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.

Bir anda Yusuf’un yüzüne sert bir tokat attı.

— Ne diyorsun sen ya? Ne saçmalıyorsun?

Yusuf başını yana çevirdi. Ardından yavaşça Hülya’ya döndü.

Bir anda ayağa kalkıp Hülya’nın kolunu sıktı.

— Ne bekliyordun kızım? Sana geri döneceğimi falan mı?

Hülya gözyaşlarının arasından bağırdı:

— Boşandım dedin!

Yusuf alaycı bir ifadeyle gülümsedi.

— Ne diyecektim sana? Seni kandırabilmek için öyle dedim.

Hülya’nın yüzü bembeyaz oldu.

Yusuf sözlerine devam etti:

— Ama seni kandırmaya bile gerek yokmuş. Sen zaten dünden meraklıymışsın.

Hülya’nın gözlerinden yaşlar daha da hızlı akmaya başladı.

Yusuf kolunu bıraktı.

Hülya hiçbir şey söylemeden ona baktı.

Sonra titreyen sesiyle fısıldadı:

— Ben sana inanmıştım...

Yusuf ise yalnızca alaycı bir ifadeyle bakıyordu.

Hülya başını öne eğdi.

Kendi kendine konuşmaya başladı.

— Ben sana nasıl kandım?

— Yıllar önce de kandırmıştın...

Bir an gözlerini kapattı.

— Çok aptalım...

Gözyaşlarını silmeye çalıştı.

— Çok aptalım...

Son kez Yusuf’a baktı.

Sonra hiçbir şey söylemeden kapıya yöneldi.

Ağlayarak evden çıktı.

Merdivenlerden inerken artık Yusuf’u düşünmüyordu.

Kendi kendine kızıyordu.

Çünkü yıllar önce kırılan kalbi, aynı adama ikinci kez inanmıştı.

Yorumlar

  • Elif Ruveyda BİRCAN: 😍
  • Elif Ruveyda BİRCAN: 😍
  • Muhammed: 😍
  • Büşra Çeçen: Hülya gerçekten ne yapıyor