Keşfet

BÖLÜM 1

GİZEMLİ YOLCULUK/KAPULAR

        Hasan, ince uzun boylu, zayıf yapılı,

ailesine bağlı bir kişiydi. Yaşlı olan anne babasına saygı gösterir, onlara her

zaman hürmet ederdi. Kendisi yemez içmez, annesi ve babasına yedirirdi. Öyle ki

annesi ve babası yemeden kendi ailesine bile yedirmez, onlara öf bile demezdi.

        Ailesine bu kadar bağlı olmasına rağmen

hüzünlüydü. Çünkü iki evladını da bir kaza sonucu kaybetmişti. Bu elem verici

kazadan sonra evlatlarının acısını unutabilmek için kendisini uykuya vermiş,

bundan sonra da uykuyu çok sever olmuştu.

O uykuyu çok sevdiği için uzun süre uyur, uyku

sırasında da çeşitli rüyalar görürdü. Uyku sorunu yüzünden girdiği işlerde bir

türlü tutunamamış, sürekli iş değişikliği yapmak zorunda kalmıştı.

Bu kadar çok iş değişikliği yapmasına rağmen, yine

yılmamış. Ailesini geçindirebilmek için, kendi kendine ‘ne iş olursa olsun

yaparım’ demiş ve sonunda ormanda bekçilik yapmaya başlamıştı. Girdiği bu işte

de çalışkanlığı, dürüstlüğü ve temizliği sayesinde tutulmuştu. Ne var ki,

girdiği bu işte de uyku sorunu başına sıkıntı olmuş, sürekli olmasa bile, arada

bir amirinden azar işitir olmuştu.

Uyku sorunu yüzünden, ormana gittiği zaman orada uyur,

uyuduğu içinde ormana sadece bir göz atmak zorunda kalır ve ailesinin yanına

uykulu gözlerle giderdi. Ailesi, uykulu gözlerle geldiği zaman, onun ormanda

uyuduğunu anlar ve orada uyuyup kalmasına kızarlardı. Uykuya daldığında, uzun

süre uyuduğu için ona ‘garip rüyalar görüyorsun’ diyerek ikaz etmelerine

rağmen, bu ikazları bir kulağından girer öbür kulağından çıkardı. Ayrıca

aynaları çok sever, onlara bakmaktan zevk alırdı. Bunun yanında, belki bir gün işe

yarar diyerek, ilk yardım dersi almıştı. 

        Amiri, Hasan’ı çalışkanlığından ve

titizliğinden dolayı çok severdi. O yüzden bazı yanlışları olsa bile, bazen göz

yumardı. Bazen de, çok sert ikazları olurdu. Bir gün ormana gittiği zaman,

uykuya daldığı için hırsızlar ormandan kaçak odun kesip götürmüşlerdi. Ormanda,

bunlar olup biterken o sırada, ormanda uyumakta olan Hasan, ağaçların kesip

götürüldüğünün farkına varamadan evine döndü. Ertesi günü, ormandan kaçak odun

kesip götüren adamlar yakalanıp suçlarını itiraf edince Hasan’ın ormandayken

bile uyuduğu anlaşıldı.

Amiri, onun ormandayken bile uyuduğunun anlaşılması

üzerine, onu odasına çağırarak önce nasihat etti daha sonra da sinirli bir

şekilde:

          

- Bak Hasan, sen iyi bir insansın, dürüstsün, çalışkansın; ama çok

uyuyorsun. Buna son vermezsen eğer, işinden olacaksın haberin olsun, diyerek

ormana birkaç gün gelmemesini ve evde dinlenmesini tavsiye edip, eliyle işaret

ederek odasından çıkmasını istedi. 

        Hasan, amirinin tavsiyesine uyarak evine

doğru yol aldı. Hanımı, onun ormandayken uyuduğunun anlaşılıp amiri tarafından

azarlandığını duyduktan sonra oldukça sinirlenmiş ve evde bir o tarafa bir bu

tarafa dönüp durmuştu.  Onun eve

gelmesinden sonra karşısına alarak:

          

- Be hey adam! Senin bu uykuculuğun artık canıma tak etti. Sen uyku

sorununu gidermeden bir daha eve adımını atma dedi ve onu evden kovdu.

        Hasan, uyku sorunu yüzünden hem

amirinden azar işitmiş hem de evden kovulmuştu. Bu yüzden ne yapacağını bilemez

halde yüzü asık, huzursuz bir şekilde evden çıktıktan sonra akşama kadar

sokaklarda dolandı durdu. Akşam olunca, yatıp uyumak için bir hana vardı. Orda

hancıya durumunu anlattıktan sonra kendisini birkaç gün idare etmesini rica

ederek, kalacağı bir oda istedi. Hancı, onu dinledikten sonra merhamete

gelerek, kendisini birkaç gün idare edeceğini, ama bu birkaç gün sonra hanımına

gidip ondan özür dileyerek eve almasını, eyer eve almazsa artık bundan sonra

kendisini handa ağırlayamayacağını söyledi.

        Aradan birkaç gün sonra hancıya teşekkür

ederek ayrılan Hasan, hanımının kendisini eve alıp almayacağını düşünüyor

öylece ilerliyordu. Hanımına, kendisini ne yapıp edip affettirmeli, eve

girmeliydi. Kendisini affettiremeyip eve giremezse nerede kalır, ne yer ne

içerdi. Bu düşünceler içerisinde evine vardı, kapıyı çaldı. Kapıyı açan hanımı,

onu karşısında görünce sitemli bir şekilde:

           - Ne istiyorsun yine, diye sordu.     

        Hasan, hanımın sitemli sorusu karşısında

ilk başta sersemlese de sonra kendisini toparlayarak hanımından özür dileyerek

kendisini eve almasını rica etti.

        Hanımı, onun boynu bükük halde, özür

dilemesi karşısında kalbi yumuşadı. Ona merhamet duymaya başladı. Onu eve

almaya karar verdi ve ona:

   - Biliyorum

ki evlatlarımızı kaybettikten sonra sende bende perişan olduk, zor durumda

kaldık. Bütün bu olumsuzluklara rağmen, ben metanetimi korudum ve kendimi kısa

sürede toparladım, ama ya sen, sen ne yaptın. 

Metanetini koruyamadın ve kendini uykuya verdin. Bu yüzden de uyku

hastalığına düştün. Ne olur artık kendini toparla ve kendini işine ver. Bak,

zaten bu işi de zar zor buldun, ne olur bu işi de yüzüne gözüne bulaştırma,

dedi ve onu eve alarak birkaç gün dinlenmesine izin verdi.

Aradan birkaç gün geçmesine rağmen evde uyanamayınca

hanımı bir kova suyu başından aşağıya dökerek uyanmasını sağladı. Fakat,

uykusunu yine yenemedi ve o şekilde hazırlığını yapıp evden çıktı. Ahırdan

atını alarak eyerledi. Atını eyerledikten sonra, evlerini her tehlikeden

korumaya çalışan, Sibirya köpeği cinsi olan karabaşı da yanına alarak ormana

doğru yola çıktı.  Bu seferki ormana

gidişinde hayatının tamamen değişeceğinin farkına bile varmadan öylece ormana

doğru gidiyordu.

Yorumlar

  • Murat Canpolat: Yorumun için teşekkür ederim 👏👏👏
  • Murat Canpolat: Yorumun için teşekkür ederim 👏👏👏
  • Murat Canpolat: Yorumun için teşekkür ederim 👏👏👏
  • Murat Canpolat: Yorumun için teşekkür ederim 👏👏👏
  • Murat Canpolat: Yorumun için teşekkür ederim 👏👏👏
  • Emre Efe: Eyvallah hasan ama uykudan bir kurtulsan yok mu artık
  • Selin POLAT: Yeter artık be adam uykuya son ver hayatı kaçırıyorsun hiç mi düşünmüyorsun
  • Büşra: notta kendi çıkarlarını düşünmek gerek zor durumda da kalırsın sonunda
  • Pınar Eryılmaz: Biraz daha metin ol yanına en azında okuma aşamasına geçelim
  • Ege Korkmaz: amatörlük böyle mi yaşıyor insanlar görev yapacakları yerde