Keşfet

BÖLÜM 12

GİZEMLİ YOLCULUK/KAPULAR

Kaptan, Savaş’la konuşurken gemide çalışmakta olan

tayfanın biri gelerek Kaptana geminin yönünün değiştirilme vaktinin geldiğini

haber verdi. Kaptan, tayfasının haberi üzerine geminin güvertesine geçerek

geminin yükünü boşaltmak üzere, geminin yönünü değiştirdi. Geminin yükünü

boşaltması gereken limana gelip yükü boşalttıktan sonra iki kardeşi babalarıyla

buluşturmak için limandan ayrılarak geminin yönünü iki kardeşin yaşadığı şehre

çevirdi. İki kardeşin yaşadığı şehre gelince gemiyi durdurdu ve Hasan, Barış ve

kardeşi Savaş’la beraber babalarının yanlarına gitmek için arabaya bindiler.

Araba, şehirlerine gelince arabadan inerek iki kardeşin yaşadığı mahalleye

gittiler. Barış, eve gidip sürpriz yapmak amacıyla birlikte geldikleri kardeşi

Savaş ve diğerlerinden önce eve doğru gitti. Ardından Hasan ve diğerleri

geliyordu.  Evin önüne gelince Barış,

önce duraksadı. Evden ayrıldığı zaman aklına geldi. Babasıyla hiç yok yere

tartıştıktan sonra üstünü başını toparlayıp evde ayrılacağı sıra babası

kolundan tutmuş adeta yalvarırcasına:

           -  

Oğul, sen de ben de iyi biliyoruz ki o aramızda geçen tartışma hiç yok

yereydi. Ufak bir anlaşmazlık yüzünden birbirimizi kırdık, aramızdaki bu ufak

an anlaşmazlık yüzünden bana kızıp evi terk etme, demişti. Babasının bunca

yalvarmasına rağmen kendi başına ticaret yapmayı bir kere kafasına koymuş, bu

yüzden de aralarındaki anlaşmazlığı bahane etmiş ve babasının eliyle tuttuğu

kolunu sert bir şekilde çekerek babasına: ‘bırak beni artık, ne olursa olsun

senin yanında artık kalamam’ demiş ve eşyalarını toparlayarak merdivenlerden

aşağıya doğru inmeye başlamıştı. Babası, Barış’ı ikna edebilmek için peşinden o

da aşağıya inmiş ve bu sefer belki ikna edebilirim diyerek tekrar Barış’ın

kolundan tutmuş ve ‘Barış, ne olur bana kızıp da evi terk etme. Gönlümü kırıp

evi bu şekilde terk edersen korkarım ki başına çok işler açılır ve o şekilde

geri dönmek zorunda kalırsın’ sözünü bile babasına karşı olan öfkesinden dolayı

umursamamış ve yine kolunu babasının elinden sert bir şekilde çekerek evi terk

etmişti. Evi terk edip kapının önüne çıktığı sıra annesi arkasından koşup

kolundan tutarak kendine doğru çekmiş ve kendisine:     

        -   Barış, ne olur babanın sözünü dinle. Onun

kalbini kırıp evi terk etme.  Biliyorsun

baban zaten yaşlı ve kalp hastası. Eğer sen evi terk edersen onun kalbi bu

acıya daha fazla tahammül edemez. Hem sen gidersen, ben tek başıma ne

yapabilirim bu yaşlı halimle.  Kızım

olmadığı için hemen hemen bütün evin işlerini zaten sen yapıyorsun. Sen, tıpkı

elim, ayağım, tutan kolum gibisin. Eğer, evi terk edersen bana kim yardım

edecek.’  dediği aklına geldi ve

gözyaşlarını tutamayıp ağlamaya başladı.

        Barış

gözyaşlarını döküp içi rahatladıktan sonra, gözyaşlarını silip evin kapısını

çaldı. Evin kapısını annesinin açmasını beklerken komşu kızı Ayşegül açtı.  Onu birden karşısında görünce heyecanlanıp

eli ayağı birbirine dolandı ve yere düştü. Ayşegül’de, Barış’ı karşısında

görünce o da heyecanlanmış ve eli ayağı titremeye başlamıştı. Hasan, Ayşegül ve

Barış’ın birbirlerini görüp heyecanlanarak ellerinin ve ayaklarının birbirine

dolanması karşısında, her ikisinin de birbirlerini sevdiğini anlayıp ikisini de

uyandırmak amacıyla yanlarına koşarak önce Barış’ı uyandırmaya çalıştı. Buna

muvaffak olamayınca Ayşegül’ün yanına koşarak onu da uyandırmaya çalıştı. Her

ikisini de uyandıramayınca arkadan gelmekte olan kardeşi Savaş’a koşarak durumu

bildirdi. Savaş, kardeşinin bayıldığını duyunca koşarak abisinin yanına gelerek

onu uyandırmaya çalıştı. Abisinin yanına gelip Ayşegül’ü görünce kendi kendine

‘Bunun burada ne işi var’ diyerek düşünmeye başladı. Bu arada Annesi, dışarıdan

gelen sesleri duymuş ve aşağıda ne oluyor diyerek yavaş yavaş merdivenlerden

aşağıya doğru inip Hem Ayşegül’ü hem de Barış’ı yerde yatarken görmüş, onları o

şekilde görünce aklı başından gitmişti. Bu yüzden önce bir çığlık koparmış

ardından merdivene oturmuştu. Savaş, annesinin merdivenlere oturduğunu görünce

abisini uyandırmayı bırakarak annesinin yanına koşarak onun kendisine gelmesine

sağlayıp annesine:

           - Korkma anne, ikisi birbirlerini görünce

heyecanlanıp bayıldılar. Merak etme, biraz sonra kendilerine gelirler, dedi ve

merak içerisinde annesine:

           - Anne, Ayşegül ablamın bu saatlerde ne işi

var bizim evde.

          Annesi, biraz toparlanıp:

           - Oğul, ağabeyin evden ayrılınca bakacak

kimsem olmadığı için sağ olsun Ayşegül ablan her gün eve gelip bana yardımcı

oldu.

        Savaş,

Ayşegül ablasının o saatte neden evde olduğunu anlamıştı; ama kocasının nasıl

bırakabildiğini ve abisiyle Ayşegül ablasının birbirlerini görüp de neden

bayıldıklarını anlayamamıştı. Onu anlamak için annesine tekrar kocası, Ayşegül

ablasını bu saatlerde nasıl bıraktığını ve abisiyle karşılaşınca hem abisinin

hem de kendisinin neden bayıldığını sordu. Bunun üzerine annesi gülerek oğluna:

            - Sen halen daha anlamadın mı onların

birbirlerini sevdiklerini?

           - Evet, aralarında bir şeyler olduğunu

hissediyordum ama birbirlerine bu kadar bağlı olduklarını bilmiyordum, dedikten

sonra tekrar annesine kocası, Ayşegül ablasını bu saatlerde nasıl bıraktığını

sordu. Annesi, Savaş’ın sorusu üzerine hüzünlenerek:

           - Oğul, Ayşegül’ün benim gelinim olmasını ne

kadar çok isterdim bir bilsen. Ama olmadı o başkasına gitti. Biliyorsun, babası

olacak o adam, üç kuruş para için kızını hali vakti yerinde olan birine

vermişti. Babası, kızını servet sahibi biriyle evlendirdikten sonra hem kızının

başını yaktı hem kendisinin. Kızı evlendikten sonra kocası olacak o adam,

evlendiği günden beri kıza bir gün bile olsa gün yüzü göstermemiş, her gün kıza

döverek zulmetmiş, kızda bunun üzerine daha fazla dayanamayarak evi sık sık terk

etmeye başlamış. Kocası, Ayşegül’ün son kez evi terk etmesinden sonra, ben

evimi sıkı sık terk eden kadın istemem, diyerek Ayşegül’ü boşamış. Savaş

olanları duyunca üzüntüsünü belirterek annesine:

           - 

Peki, anne, Ayşegül ablam ne zaman boşandı ki, benim hiç haberim yok.

           - 

Ayşegül, sen abini bulmak için yola çıktıktan birkaç gün sonra boşandı,

dedikten sonra iç geçirerek Savaş’a:

           - 

Savaş, biliyor musun, aslında Ayşegül’ün babası kızını vermemesinin

sebebi üç kuruşa tamah edip kızını başkasına vermemesi değil.

memesi değil.