4. Bölüm: Baba Buyruğu
Yiğit'in babası, Kudret Bey, mahallenin en çok korkulan isimlerinden biriydi. Sesi çıktığında herkes susar, gözü bir yere takıldığında kimse o bakışın sahibiyle göz göze gelmeye cesaret edemezdi. Oğlunun son zamanlarda değiştiğini, adamlarının fısıltılarından öğrenmişti: "Genç patron bir kızla görülüyor sürekli."
O gün, Yiğit'i ve haber vermeden Naz'ı da malikâneye çağırttı. Naz, kapıdan içeri girerken kalbi küt küt atıyordu; koca salonun ortasında oturan, soğuk bakışlı adamı görünce nefesi kesildi.
Yiğit ise babasının bu hamlesine şaşırmıştı ama yüzünü belli etmedi. Naz'ın yanına geçip durdu, sessizce.
Kudret Bey, ikisini de süzdü. Uzun bir sessizlikten sonra konuştu, sesi buz gibiydi. "Yiğit. Bu ailenin adı, bu ailenin işleri belli kurallarla ayakta durur. Sen bu kuralları biliyorsun."
Yiğit'in çenesi kasıldı ama cevap vermedi.
Kudret Bey, gözlerini Naz'a çevirdi — o bakışta ne bir merhamet ne de bir kızgınlık vardı, sadece soğuk bir hesap. "Kızım, senin kim olduğun, ne yaptığın umurumda değil. Ama oğlumun hayatında yerin yok. Bu, ailem için bir tehlike, senin için de öyle."
Sonra tekrar Yiğit'e döndü, sesi sertleşti. "Bugünden sonra bu kızla bir daha görüşmeyeceksin. Ve sen—" Naz'a baktı yeniden, "—bir daha oğluma yaklaşmayacaksın. Bunu bir rica olarak değil, bir emir olarak söylüyorum."
Salonda ağır bir sessizlik çöktü. Naz'ın elleri titriyordu, Yiğit'in yumrukları sıkılmıştı. İkisi de birbirine baktı — o bakışta hem korku hem de bir inatçılık vardı.
Kudret Bey, cevap bekler gibi kollarını kavuşturdu. "Peki. Ne diyeceksiniz bana?"