5. Bölüm: Gölgeler
Kudret Bey'in yüzü sertleşti, ayağa kalktı. "Bana kafa mı tutuyorsun evlatım?"
Tam o sırada büyük kapı açıldı. İçeri üç kişi girdi — Felix önden yürüyordu, arkasında Lila ve Maria. Onlar, Yiğit'in en güvendiği ekibiydi; birlikte oldukları çeteye "Gölgeler" derlerdi, kod adları kısaca AFLMZ diye anılırdı. "A" harfi, aslında Yiğit'in kendi ikinci adıydı — Yiğit Aslan Çelik. Ama son harf, "Z"nin kime ait olduğunu kimse sormazdı, sormaya da cesaret edemezdi.
Felix, Kudret Bey'e bakmadan doğrudan Yiğit'e döndü. "Patron, hazırız."
Kudret Bey'in gözleri buz kesti. "Bu ne cüret Yiğit? Adamlarını babana karşı mı getirdin?"
Yiğit, babasına bir adım yaklaştı, sesi artık o tanıdık soğukluğuyla ama bu kez bambaşka bir kararlılıkla çıkıyordu. "Sen bana hep 'Gölge Hükümdar' ol dedin, karanlıkta hükmet dedin. Şimdi kendi seçtiğim şeyi seçiyorum. Bu evden, bu kurallardan bugün çıkıyorum."
Naz'ın elini tuttu — ilk kez herkesin önünde, hiç çekinmeden. Kudret Bey'in dudakları öfkeyle kısıldı ama Yiğit arkasına bile bakmadan yürüdü. Felix, Lila ve Maria da onu takip etti, Naz'ı ortalarına alarak.
Malikânenin kapısından çıkarlarken Felix alçak sesle Yiğit'e sordu: "Şimdi ne yapıyoruz patron?"
Yiğit, arabaya binerken Naz'a baktı, sonra ekibine döndü. Gözlerinde o karanlık, o "Gölge Hükümdar" bakışı vardı. "Şimdi kendi yolumuzu kuruyoruz," dedi. "Babamın gölgesinde değil, kendi gölgemizde."
Araba karanlığa doğru uzaklaşırken, Kudret Bey'in siluetinin malikânenin kapısında öfkeyle onları izlediği görülüyordu.