Keşfet

8. Bölüm: Gölgelerin Yürüyüşü

Gölge hükümdar

Gece yarısını geçmişti. Şehrin kuzeyindeki sanayi bölgesinden başlayan konvoy, sessizce ama kesin bir düzenle Kudret Bey'in malikânesine doğru ilerliyordu. Önde Yiğit'in arabası, hemen ardında Felix'in bölüğü sağ kanattan, Lila'nın bölüğü sol kanattan, Maria'nın bölüğü ise arkadan yaklaşıyordu. Binlerce adam, tek bir sinyal bekliyordu.

Yiğit, arabadan indiğinde üzerine kara bir palto geçirmişti. Gözlerindeki o soğukluk artık farklı bir şeye dönüşmüştü — karanlığın kendisi gibiydi. Adamları ona bakarken fısıldaşıyordu: "Gölge Hükümdar geldi."

Felix telsizden bağlandı. "Patron, kuzey kapısı bizim kontrolümüzde. Bekliyoruz."

"Lila?" diye sordu Yiğit sakin bir sesle.

"Batı tarafı hazır," geldi cevap.

"Maria?"

"Arka bahçe ve kaçış yolları kapatıldı, patron. Fare kaçamaz."

Yiğit, gözlerini malikânenin ışıklı pencerelerine dikti. İçeride, babasının onu beklediğini biliyordu. Elini kaldırdı, tek bir hareketle.

"Başlayın."

Kuzey kapısındaki nöbetçiler ilk saniyelerde etkisiz hale getirildi — sessiz, hızlı, acımasız. Felix'in ekibi içeri sızarken, batıdan Lila'nın adamları duvarları aşıyor, güney bahçesinden gelen silah sesleri gecenin sessizliğini parçalıyordu. Kudret Bey'in adamları hazırlıksız yakalanmıştı; koridorlarda, bahçede çatışmalar patlak verdi.

Yiğit, ekibinin en önünde, kendi eliyle önündeki adamları saf dışı bırakarak ilerliyordu. Gözünde tek bir hedef vardı: büyük salon, babasının tahtı gibi oturduğu o oda.

Merdivenlerin başında Kudret Bey'in en güvendiği adamı, Hakan, yolunu kesti. "Buraya kadar Yiğit. Babana ihanet ediyorsun."

Yiğit durdu, sesi buz gibiydi. "İhanet eden o. Ben sadece kendi hesabımı görüyorum."

Kısa ama şiddetli bir çatışmanın ardından Hakan yere serildi. Yiğit, üstüne bile bakmadan yürümeye devam etti, salonun kapısına yaklaşırken telsizden Maria'nın gergin sesi duyuldu:

"Patron... arka bahçede bir şey var. Kudret Bey'in yanında beklemediğimiz bir grup daha var. Sayıca bizden az değiller."

Yiğit'in adımları bir an durdu. Salonun kapısı önünde, elini silahının kabzasına götürürken içinden geçirdi: Bu gece bitmeyecek sanırım.