bölüm 26 karanlığın gelişi
gölge`nin içinde kaybolan kelebek
Derin bir nefes alıp siyah araca daha fazla bakmak istemediğim için dikkatimi yeniden aileme verdim.
Şu an Damon'la, o arabayla ya da onun beni neden izlediğiyle ilgilenemezdim.
Karşımda yıllardır içimde biriktirdiğim her şey vardı.
Babam.
Monica.
Victoria.
Kai.
Ve artık hiçbirine karşı susacak gücüm kalmamıştı.
Çantamı omzumda biraz daha yukarı çekip hepsine baktım.
"Evet," dedim sertçe. "Ne istiyorsunuz? Derhal restoranımdan gidin. Derhal."
Babamın yüzü bir anda gerildi.
"Sen kimleri kovduğunun farkında mısın?"
"Evet."
Bir adım attım.
"Hem de hiç olmadığım kadar farkındayım."
Babam gözlerini kısıp bana baktı.
"Marina, benimle bu şekilde konuşamazsın."
"Neden?"
Sesimi yükselttim.
"Neden konuşamıyorum baba?"
Restorandaki birkaç çalışan başlarını çevirdi.
Mina hemen yanıma geldi.
"Marina..."
Elimi kaldırıp onu durdurdum.
"Hayır, Mina. Bu kez konuşacağım."
Sonra gözlerimi babamdan ayırmadan devam ettim.
"Kai beni Victoria'yla aldattığında size anlattım. Hatırlıyor musun?"
Babam sustu.
"Hatırlıyor musun baba?"
"Hatırlıyorum."
"Ne dedin bana?"
Babamın çenesi gerildi.
"Bu konuyu burada—"
"Ne dedin?"
Sesim bütün restoranı doldurdu.
"Bana 'Kai hata yapmış olabilir, affet' demedin mi?"
Babam cevap vermedi.
Ben ise acı bir gülümsemeyle başımı salladım.
"Evet. Aynen bunu söyledin."
Kai'nin yüzüne baktım.
"Sen de o gün hiçbir şey söylemedin. Sadece sustun. Sanki ben abartıyormuşum gibi baktın."
Kai başını eğdi.
"Marina..."
"Senin adını duymak bile istemiyorum."
Kai sustu.
Victoria ise kollarını göğsünde birleştirmiş, bana küçümseyerek bakıyordu.
Ona döndüm.
"Sonra Victoria'nın hamile olduğunu öğrendiniz."
Victoria'nın yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
Ben o gülümsemeyi görünce içimdeki öfke daha da büyüdü.
"Ve ne yaptın baba?"
Babam kaşlarını çattı.
"Victoria da bu ailenin bir parçası."
"Hayır."
Başımı iki yana salladım.
"Hayır, baba. Bana bunu söyleme."
Bir adım daha attım.
"Öz kızının nişanlısından hamile kalan üvey kızını tebrik ettin."
Monica hemen araya girdi.
"Marina, Victoria'nın hamileliğiyle ilgili böyle konuşma."
"Nasıl konuşayım Monica?"
Ona döndüm.
"Nasıl konuşayım? Gerçeği söylemeyeyim mi?"
Monica'nın yüzü gerildi.
"Victoria da bu durumun içinde zor durumda."
"Zor durumda mı?"
Güldüm.
"Ben düğün günümde gelinliğimle terk edilmişken kimse benim zor durumda olduğumu düşünmedi."
Victoria bir anda öne çıktı.
"Ben senden hiçbir şey çalmadım."
Ona döndüm.
"Sen benden sadece bir adam çalmadın, Victoria."
Sesim bu kez daha soğuktu.
"Sen yıllarca benim hayatımın içine girip beni aptal yerine koydun."
Victoria'nın yüzü gerildi.
"Ben Kai'yi senden çalmadım. O beni sevdi."
"Ne kadar romantik."
Acı bir kahkaha attım.
"Beş yıl boyunca benimle ilişki yaşarken seni seviyormuş."
Kai başını kaldırdı.
"Marina, yeter."
"Sen de yeter."
Elimi ona doğru uzattım.
"Beş yıl boyunca bana yalan söyledin. Düğün hazırlıkları yaptın. Benimle gelecek planları yaptın. Sonra düğün günümüzde kendi nişanlımı kendi yatağımda kardeşimle yakaladım."
Mina arkamdan sertçe konuştu.
"Ve sonra hâlâ Marina'nın suçlu gibi davranmasını beklediler."
Babam Mina'ya baktı.
"Bu aile meselesi."
Mina hiç geri adım atmadı.
"Marina'nın ailesiyseniz, onu ağlarken de sahiplenmeliydiniz."
"Sen karışma."
"Karışırım."
Mina kollarını bağladı.
"Çünkü o gün Marina'nın yanında ben vardım."
Ben Mina'ya baktım.
Gözlerim dolmuştu ama ağlamayacaktım.
Babam yeniden bana döndü.
"Marina, yeterince konuştuk."
"Hayır."
Başımı iki yana salladım.
"Daha bitmedi."
Derin bir nefes aldım.
"Victoria hamile olduğunu söylediğinde ne yaptın biliyor musun?"
Babam sustu.
"Sevindin."
Monica hemen itiraz etti.
"Patrick sadece—"
"Hayır Monica!"
Sesimi ona doğru yükselttim.
"Sen de oradaydın."
Monica sustu.
"Babamın yüzündeki mutluluğu gördüm. Kendi kızının hayatının mahvolduğunu görmezden gelip Victoria'nın hamileliğine sevindi."
Victoria'nın yüzündeki ifade değişti.
"Sonra ona ev verdin."
Babam:
"Marina..."
"Benim arabamı verdin."
Kai başını kaldırdı.
"Ne?"
Victoria ona baktı.
Babamın yüzü gerildi.
"Arabayı ona vermemin sebebi—"
"Ne sebebi vardı?"
"Victoria'nın bebeği olacak."
"Ben senin kızın değil miyim?"
Babam sustu.
"Benim de bir arabam vardı."
Sesim kırıldı.
"Benim de hayatım vardı."
Gözlerimi babamdan ayırmadım.
"Annemin kolyesini bile ona verdin."
Victoria hemen konuştu.
"Ben istemedim."
Başımı ona çevirdim.
"Sen istemedin mi?"
"Hayır."
"Satmışsın."
Victoria sustu.
"Annemin kolyesini sattın."
Monica'nın yüzü gerildi.
"Victoria..."
Victoria gözlerini kaçırdı.
Ben ise devam ettim.
"Annemin sana verdiği değil. Annemin ölümünden sonra bana kalması gereken kolyeyi."
Babam sertçe:
"Yeter!"
"Hayır!"
Sesim yükseldi.
"Victoria o kolyeyi sattı."
Victoria:
"Ben—"
"Ne yaptığını biliyor musun?"
Victoria cevap vermedi.
"Üstelik para için bile değil."
Bir an durdum.
"Sen o kolyeyi eline alıp ne dedin biliyor musun?"
Victoria'nın yüzü bembeyaz oldu.
Ben onun yerine söyledim.
"'Böyle rüküş bir kolyeyi asla boynuma takmam.'"
Restoranda ağır bir sessizlik oluştu.
Monica Victoria'ya baktı.
"Gerçekten bunu mu söyledin?"
Victoria hemen savunmaya geçti.
"Ben o zaman çok sinirliydim."
"Sinirliydin?"
Güldüm.
"Annemin kolyesinden bahsediyoruz."
Babam:
"Marina, Victoria hata yaptıysa—"
"Victoria hata yapmış."
Babamın sözünü kestim.
"Sen ise beni bırakıp onların üzerine kanatlarını gerdin."
Göğsümün içi yanıyordu.
"Sen farkında olmadan değil, bile bile yaptın bunu."
Babam:
"Ben ailemi korudum."
"Hayır."
Başımı iki yana salladım.
"Sen kendi içinde büyüttüğün hainleri korudun."
Babamın yüzü öfkeyle gerildi.
"Kes artık!"
"Annem seni hiç hak etmemiş."
Bu cümleyi söylediğim anda restoranın içindeki hava değişti.
Babamın yüzündeki öfkeyi açıkça gördüm.
Ama geri çekilmedim.
"Annem seni sevdi."
Sesim titredi.
"Annem sana güvendi."
Bir adım daha attım.
"Ve sen onun ölümünden sonra onun kızına sahip çıkmak yerine başka bir kadının kızına sahip çıktın."
Monica'nın gözleri doldu.
"Marina, ben annenin yerine geçmek istemedim."
"On yedi yaşımdayken babam seni eve getirdiğinde ben ne yaşadım sanıyorsun?"
Monica sustu.
"Ben annemin ölümünü yeni yaşamıştım."
Sesim iyice kısıldı.
"Sen o eve geldiğinde ben hâlâ annemin odasının kapısına bakıyordum."
Monica'nın gözlerinden yaş süzüldü.
"Ben seni suçlamak istemedim."
"Ama ben seni hiç istemedim."
Monica gözlerini kapattı.
"Ve babam beni seni kabul etmeye zorladı."
Babam:
"Çünkü yalnızdın."
"Hayır."
Başımı salladım.
"Sen yalnızdın."
Babamın gözleri büyüdü.
"Sen anneni kaybettiğin için değil, onun yokluğunda ne yapacağını bilmediğin için birine ihtiyaç duydun."
Monica sessizce ağlamaya başladı.
Victoria ise hâlâ hiçbir şey söylemiyordu.
Ben babama döndüm.
"Sen annemi hiç sevmemişsin."
Babamın yüzü değişti.
"Kes."
"Annemin kemikleri mezarda sızlıyor senin yüzünden."
"Marina!"
"Sen annemin katilisin!"
Sözler ağzımdan çıktığı anda Mina'nın nefesi kesildi.
Babamın yüzü bembeyaz oldu.
Kai başını kaldırdı.
Monica ise ellerini ağzına götürdü.
Babam bana doğru bir adım attı.
"Sen..."
Sesindeki öfke artık gizlenemiyordu.
"Sen haddini aşıyorsun."
"Ben daha hiçbir şey söylemedim."
Babam elini kaldırdı.
"Seni terbiyesiz..."
Mina hemen önüme geçti.
"Dokunma ona!"
Babamın eli havada kaldı.
"Çekil önümden."
Mina geri adım atmadı.
"Hayır."
Babamın bakışları sertleşti.
"Bu benim kızım."
Mina:
"Öyleyse kızınıza el kaldırmayın."
Babam yeniden bana uzandı.
Ben geri çekilmedim.
"Yoksa ne baba?"
Sesim sakindi.
"Ne yaparsın?"
Bir adım daha yaklaştım.
"Kai gibi tokat mı atarsın bana?"
Kai'nin yüzü düştü.
"Yoksa kredi kartlarımı mı alacaksın?"
Babam sustu.
"On yedi yaşımdayken beni Monica'yı kabul etmeye zorladığın gibi mi?"
Babam:
"Marina..."
"Ne?"
Gözlerim doldu ama ağlamadım.
"Başka ne yapacaksın?"
Tam o sırada babamın eli yeniden hareket etti.
Fakat bu kez bana ulaşamadı.
Belimde bir
Yorumlar
- Eda Korkmaz: marina böyle sert olmasan daha iyi olurdu ne kadar üzgün oluyor bu herkes
- aleyna: Şimdi gitmen hiç iyi olmadı Geç kalmadan seçim yap
- Duygu Aktaş: damon masada neler döndüğünü bir an yüksek sesle gördüm
- Alperix: Baba senin için her şey çok kolay ama onun için aynı değil