Keşfet

bölüm altı kapımın önünede ki gölge

gölge`nin içinde kaybolan kelebek

Derin bir nefes aldım.

Telefonumu çantama koyduktan sonra birkaç saniye olduğum yerde durdum. Az önce gelen mesajlar hâlâ zihnimdeydi.

Seni izliyoruz.

Bu iki kelime insanın bütün huzurunu kaçırmaya yetiyordu.

Fakat korkuya teslim olursam hiçbir şey yapamayacağımı biliyordum.

Bu yüzden başımı dikleştirdim.

Restoranıma baktım.

Çalışanlarım işlerinin başındaydı. Garsonlar masalarla ilgileniyor, mutfaktan tabak sesleri geliyor, müşteriler kendi aralarında sohbet ediyordu.

Hayat devam ediyordu.

Benim de devam etmem gerekiyordu.

Derin bir nefes aldım ve işlerime kaldığım yerden devam ettim.

Bir süre kasanın yanında hesapları kontrol ettim. Ardından mutfağa uğrayıp akşam servisi için hazırlanan yemeklere göz attım. Şefle birkaç dakika konuştuktan sonra tekrar salona döndüm.

Tam o sırada restoranın giriş kapısının açıldığını duydum.

İçeri giren kişiye ilk başta dikkat etmedim.

Fakat birkaç saniye sonra çalışanlardan birinin yüzündeki şaşkın ifadeyi görünce başımı kaldırdım.

Ve…

Olduğum yerde donup kaldım.

Victoria.

Üvey kız kardeşim.

Dün hayatımın en mutlu gününü cehenneme çeviren kadın.

Sanki hiçbir şey olmamış gibi restoranımdan içeri girmişti.

Üzerinde şık bir kıyafet vardı. Saçları kusursuz şekilde yapılmış, yüzünde her zamanki o kendinden emin ifade duruyordu.

Bir an bile tereddüt etmeden salonun ortalarındaki masalardan birine ilerledi.

Sandalyeye oturdu.

Ve bacak bacak üstüne attı.

Sanki burası kendi mekânıymış gibi.

Sanki dün benim düğün günümde müstakbel kocamla sevişirken yakalanan kişi kendisi değilmiş gibi.

İçimde yükselen öfkeyi hissettim.

Victoria parmaklarını masaya birkaç kez vurdu.

"Lütfen!"

Sesindeki kibir restoranın içerisinde yankılandı.

Garsonlarımdan Lukas hemen ona doğru ilerledi.

"Hoş geldiniz hanımefendi, menü—"

Daha fazla dayanamadım.

Hızla onlara doğru yürüdüm.

"Lukas."

Garsonum bana döndü.

"Buyurun Marina Hanım?"

"Sen diğer masalarla ilgilen."

Lukas önce Victoria'ya, sonra bana baktı.

Yüzümdeki ifadeden bir şeylerin ters olduğunu anlamıştı.

"Tabii Marina Hanım."

Hiçbir şey söylemeden oradan uzaklaştı.

Victoria ise keyifle arkasına yaslandı.

Kollarını göğsünde birleştirdi.

Yüzünde o sinir bozucu gülümseme vardı.

Birkaç saniye boyunca sadece birbirimize baktık.

Sonunda dayanamayıp konuştum.

"Sen hangi yüzle buraya geliyorsun?"

Victoria kaşlarını kaldırdı.

"Ne?"

"Dün olanlardan sonra."

Sesimi alçak tutmaya çalışıyordum.

Çünkü restoranımda bağırıp çağırmak istemiyordum.

Ama içimdeki öfke sesimin her kelimesine sızıyordu.

"Dün benim düğünüm vardı."

Victoria dudaklarını büzdü.

"Biliyorum."

"Ben gelinliğimle seni ve Kai'yi bizim yatağımızda gördüm."

"Ee?"

O küçücük kelime…

Ee?

İnanamadım.

Gerçekten bana bakıp bunu söylemişti.

Kaşlarımı çattım.

"Ee mi?"

Victoria gülümsedi.

"Dün ne oldu ki, üvey ablacığım?"

Dudaklarımı birbirine bastırdım.

Victoria arkasına yaslandı.

"Alt tarafı yemek yemeye geldim."

Restoranın etrafına bakındı.

Bakışlarını duvarlarda, masalarda ve dekorlarda gezdirdi.

Sonra küçümseyici bir ses çıkardı.

"Gerçi… yemek yenecek ne kadar kaliteli bir yer olduğu tartışılır."

Gözlerimi kıstım.

Victoria devam etti.

"Burası mı senin büyük hayalin?"

Masaya hafifçe vurdu.

"Restoran."

Dudaklarında alaycı bir tebessüm vardı.

"Ne kadar da… sıradan."

İçimdeki sabır ipi yavaş yavaş geriliyordu.

"Victoria."

"Evet?"

"Şu anda çok ince bir çizginin üzerindesin."

O ise gülmeye başladı.

"Sen beni mi tehdit ediyorsun?"

"Hayır."

Bir adım ona yaklaştım.

"Sadece sana tavsiyede bulunuyorum."

Victoria gözlerini devirdi.

"Sen buranın patronu musun gerçekten?"

"Evet."

"Ne kadar kötü bir patronsun."

Bu kez sesindeki küçümseme saklanacak gibi değildi.

Restoranın birkaç çalışanı bize doğru bakmaya başlamıştı.

Victoria bunu fark edince daha da rahatladı.

Muhtemelen beni herkesin içinde sinirlendirmek istiyordu.

Muhtemelen dün ağladığım gibi bugün de ağlayacağımı düşünüyordu.

Ama yanılıyordu.

Çünkü artık gözyaşlarım bitmişti.

Öfkem kalmıştı.

Ve Victoria bunu çok yanlış bir şekilde test ediyordu.

Hızla eğilip kolunu tuttum.

Victoria şaşkınlıkla bana baktı.

"Ne yapıyorsun sen?"

"Şimdi hemen kalkıyorsun."

Kolunu biraz daha sıkı tuttum.

"Ve buradan gidiyorsun."

Victoria elini çekmeye çalıştı.

"Bırak kolumu!"

"Kalk."

"Hayır."

Gözlerimi onun gözlerine diktim.

"Victoria."

"Ne?"

"Git."

O ise dudaklarında küçümseyici bir gülümsemeyle bana baktı.

"Ya gitmezsem?"

Bir an sessizlik oldu.

İkimiz de birbirimize bakıyorduk.

Sonra Victoria öne doğru eğildi.

Ve alçak bir sesle konuştu.

"Ne yapacaksın?"

Çenemi sıktım.

Victoria gözlerimin içine bakarak devam etti.

"Bir kez daha ağlayıp kaçacak mısın?"

Bu söz…

Bütün vücudumu gerdi.

Ama tepki vermedim.

Victoria devam etti.

"Dün çok komiktin, biliyor musun?"

Gözlerimdeki ifade değişti.

"Ne dedin?"

"Dün."

Yavaşça gülümsedi.

"Gelinliğinle kapıyı açtığın an."

Nefesim kesildi.

"Victoria, sus."

"Yüzündeki ifadeyi hâlâ unutamıyorum."

"Sus."

"Öyle şaşkın bakıyordun ki."

Masaya doğru eğildi.

"Sanki Kai'nin seni gerçekten sevdiğini sanıyordun."

Elim kolunun üzerindeyken donup kaldım.

Victoria'nın gözlerinde zerre kadar pişmanlık yoktu.

Sadece kibir vardı.

Ve yıllardır taşıdığı belli olan bir nefret.

"Kai seni hiç sevmedi, Marina."

Bir saniye…

Sadece bir saniye…

Sözleri kalbime saplandı.

Ama sonra…

Sonra Kai'nin bana söylediği bütün yalanları düşündüm.

Victoria'nın yıllardır rol yaptığını.

İkisini birlikte gördüğüm anı.

Ve içimdeki acının yerini yavaşça başka bir şey aldı.

Sakinlik.

Tehlikeli bir sakinlik.

Victoria hâlâ konuşuyordu.

"Sen sadece onun için eğlenceliydin."

Gözlerimi kırpmadan onu dinledim.

"Ben varken seni seçmesi zaten mümkün değildi."

Başını hafifçe yana eğdi.

"Sen bunu gerçekten anlamadın mı?"

Elimi kolundan çektim.

Victoria zafer kazanmış gibi arkasına yaslandı.

"İşte böyle."

Gülümsedi.

"Yerini bilmen daha iyi."

Bir saniye boyunca ona baktım.

Sonra yavaşça gülümsedim.

Victoria'nın yüzündeki ifade değişti.

"Ne gülüyorsun?"

Başımı hafifçe yana eğdim.

"Gerçekten Kai ile mutlu olacağını mı düşünüyorsun?"

Kaşlarını çattı.

"Ne demek istiyorsun?"

"Beş yıl boyunca beni aldatan bir adamın sana sadık kalacağına inanıyorsun."

Victoria'nın gülümsemesi kayboldu.

"Biz birbirimizi seviyoruz."

"Öyle mi?"

"Evet."

"Kai beni aldatırken sana ne söylüyordu?"

Victoria'nın yüzü sertleşti.

"Ne?"

"Benimle birlikteyken sana ne söylüyordu?"

Bir adım geri çekildim.

"Benimle tatildeyken?"

Victoria'nın gözleri kısıldı.

"Kes şunu."

"Doğum günümde bana seni sevdiğini söylerken?"

"Marina."

"Benimle evlilik planları yaparken seninle de geleceğinizi konuşuyor muydu?"

"Yeter!"

Bu kez Victoria'nın sesi yükseldi.

Ben ise sakinliğimi korudum.

"Ne oldu?"

Kollarımı göğsümde birleştirdim.

"Gerçekleri duymak hoşuna gitmedi mi?"

Victoria ayağa kalktı.

"Sen hiçbir şey bilmiyorsun."

"Hayır."

Acı bir tebessüm ettim.

"Ben çok şey biliyorum artık."

Victoria bana doğru yaklaştı.

"Sen Kai'yi benden çaldın."

Gözlerimi kırptım.

"Ne?"

"Evet!"

Parmağını göğsüme doğru uzattı.

"Biz ortaokuldan beri birlikteydik."

"Sonra sen çıktın."

Gülmemek için kendimi zor tuttum.

"Şaka yapıyorsun."

"Hayır."

"Victoria."

Sesimi alçalttım.

"Ben Kai ile tanıştığımda bana bekar olduğunu söyledi."

"Çünkü beni bırakmak istemiyordu!"

"Ve sen bunu normal mi buluyorsun?"

Victoria sustu.

"Bir adam başka bir kadınla birlikteyken seninle ilişki yaşamaya devam ediyor."

Bir adım daha yaklaştım.

"Sonra o kadınla evlenmeye hazırlanıyor."

Gözlerimi onun gözlerinden ayırmadım.

"Ve sen hâlâ bunun büyük bir aşk hikâyesi olduğunu mu düşünüyorsun?"

Victoria'nın yüzü kızardı.

"Sen kıskanıyorsun."

Bu kez gerçekten kahkaha attım.

"Ben mi?"

"Çünkü sonunda beni seçti."

Gülümsemem yavaşça kayboldu.

"Hayır, Victoria."

Başımı iki yana salladım.

"Ben seni kıskanmıyorum."

Bir an durdum.

"Sana acıyorum."

Victoria'nın yüzündeki ifade tamamen değişti.

"Ne dedin?"

"Sana acıyorum dedim."