Keşfet

2

Gölge timi

Şırnak Özel Kuvvetler Komutanlığı...

Gece boyunca süren alarm hâli, sabaha karşı da devam ediyordu.

Yüzbaşı Alparslan Yıldırım timin önünde dururken, komutanlık bahçesine peş peşe araçlar girmeye başladı.

Bu kez sadece kendi timi değil, farklı birliklerden de personel destek için görevlendirilmişti.

İlk araçtan Üsteğmen Emre Karaca indi.

Uzun boylu, sakin mizaçlı ve yıllardır sınır operasyonlarında görev yapmış deneyimli bir subaydı.

Arkasından Astsubay Kıdemli Başçavuş Kaan Çelik geldi.

Birliğin en tecrübeli personellerinden biriydi.

Sonra sırasıyla...

Astsubay Furkan Arslan...

Astsubay Serhat Kaplan...

Uzman Çavuş Kerem Aydın...

Uzman Çavuş Oğuzhan Kaya...

Uzman Çavuş Ali Yılmaz...

Uzman Çavuş Yusuf Karataş...

Uzman Çavuş Can Demir...

Uzman Çavuş Burak Özdemir...

Komando Er Sinan Koç...

Komando Er Mert Doğan...

Komando Er Onur Tekin...

Komando Er Selim Arı...

Hepsi sessizce araçlardan indi.

Üniformaları toz içindeydi.

Yüzlerinde ise tek bir ifade vardı.

Görev.

Alparslan tek tek hepsiyle tokalaştı.

"Hoş geldiniz."

Üsteğmen Emre gülümsedi.

"Vatan çağırınca beklemek olmaz komutanım."

Kaan Çelik de söze katıldı.

"Ne gerekiyorsa yapacağız."

Bahçedeki sessizliği komutanın sesi bozdu.

"Arkadaşlar..."

Herkes aynı anda dikkat kesildi.

"Bugün burada farklı birliklerden geldik."

"Ama bu saatten sonra tek bir timiz."

"Birbirimizin en büyük güvencesiyiz."

Başlar aynı anda öne eğildi.

"Allah utandırmasın komutanım."

Alparslan gülümsedi.

"Âmin."

Birlikte yemekhaneye geçtiler.

Masalarda sıcak çorba vardı.

Kimisi ailesinden bahsediyor, kimisi çocuklarının son gönderdiği resmi gösteriyordu.

Kerem cebinden küçük kızının çizdiği resmi çıkardı.

"Her göreve çıkmadan önce bunu yanıma alıyorum."

Can Demir gülerek,

"Dönünce yine yenisini çizer."

Kerem resme bakıp tebessüm etti.

"İnşallah."

Kısa molanın ardından alarm zili yeniden çaldı.

Koridorlarda adımlar yankılanmaya başladı.

Kimse telaş yapmıyordu.

Çünkü hepsi yıllardır aynı yemini etmişti.

Önce vatan.

Sonra görev.

En son kendileri.

Alparslan arkadaşlarına baktı.

Her biri farklı şehirlerde doğmuştu.

Farklı hayatlar yaşamışlardı.

Ama şimdi aynı bayrağın altında omuz omuzaydılar.

Ve hepsi aynı düşünceyi taşıyordu.

"Biz birbirimizin kardeşiyiz."

O gece komutanlığın üzerinde dalgalanan ay yıldızlı bayrak, rüzgârın içinde sessizce dalgalanıyordu.

Kimse neyle karşılaşacağını bilmiyordu.

Ama herkes, görevi ne olursa olsun birlikte tamamlayacaklarına inanıyordu.

Komutanlık binasının koridorlarında yeniden hareketlilik başlamıştı.

Herkes görev yerindeydi.

Harita odasında büyük ekran açıldı.

Yüzbaşı Alparslan Yıldırım, masanın etrafında toplanan personelin yüzüne tek tek baktı.

Üsteğmen Emre Karaca...

Astsubay Kıdemli Başçavuş Kaan Çelik...

Astsubay Atakan Korkmaz...

Astsubay Serhat Kaplan...

Astsubay Furkan Arslan...

Uzman Çavuş Kerem Aydın...

Uzman Çavuş Oğuzhan Kaya...

Uzman Çavuş Ali Yılmaz...

Uzman Çavuş Yusuf Karataş...

Uzman Çavuş Can Demir...

Uzman Çavuş Burak Özdemir...

Mete Aksoy...

Buğra Aksoy...

Göktuğ Erdem...

Efe Sancak...

Ulaş Demir...

Baran Yiğit Demir...

Hepsi dikkatle komutanlarını dinliyordu.

Alparslan sakin bir sesle konuşmaya başladı.

"Arkadaşlar, hepiniz bugüne kadar sayısız görev yaptınız. Bu görevin de sorumluluğu büyük. Herkes disiplinini koruyacak, birbirine destek olacak."

Salondan hep bir ağızdan güçlü bir ses yükseldi.

"Emredersiniz komutanım!"

Toplantının ardından personel hazırlıklarını tamamlamak için dağıldı.

Yemekhanede kısa bir mola verildi.

Burak elindeki çay bardağını masaya bıraktı.

"Göreve çıkmadan önce içtiğim son çay hep daha güzel geliyor."

Masadakiler hafifçe gülümsedi.

Göktuğ omzuna dokundu.

"Dönünce yine birlikte içeriz."

Kaan Çelik yan masadan seslendi.

"Bu timin en güzel yanı bu işte. Nerede olursak olalım aynı sofraya oturuyoruz."

Sessizlik oldu.

Herkes ailesini düşünüyordu.

Kimi cebindeki çocuk fotoğrafına baktı.

Kimi annesinin gönderdiği tespihi elinde çevirdi.

Alparslan da cüzdanından eski bir fotoğraf çıkardı.

Fotoğrafta Harp Okulu mezuniyetinde babasıyla yan yana duruyordu.

Babasının sözleri yine kulaklarında yankılandı.

"Şerefini koruduğun sürece üniforman sana güç verir."

Fotoğrafı özenle yerine koydu.

Tam o sırada komutanlık hoparlöründen anons yapıldı.

"Tüm personel hazırlık alanına."

Askerler aynı anda ayağa kalktı.

Bot sesleri koridorda yankılanıyordu.

Kimse konuşmuyordu.

Çünkü artık bekleme zamanı bitmişti.

Alparslan, timinin önünde durdu.

Herkesin gözlerinin içine baktı.

"Görevimizi en iyi şekilde yerine getireceğiz."

"Allah yar ve yardımcımız olsun."

Hep birlikte cevap verdiler.

"Âmin."

Komutanlık bahçesinde ay yıldızlı bayrak rüzgârda dalgalanırken, birlik tek yürek hâlinde araçlara doğru yürümeye başladı.

Kimse yarının ne getireceğini bilmiyordu.

Fakat hepsi aynı yemini etmişti.

Vatan sevgisini her şeyin üzerinde tutacak ve omuz omuza görevlerini yerine getireceklerdi.

Brifing salonunun kapısı açıldığında bütün personel ayağa kalktı.

Yüzbaşı Alparslan Yıldırım, salonun ortasına yürüyüp haritanın önünde durdu.

Bakışlarını tek tek timinin üzerinde gezdirdi.

"Bugünden itibaren bu operasyonu birlikte yürüteceğiz."

İlk sıradaki askere döndü.

"Astsubay Kıdemli Başçavuş Atakan Korkmaz."

Yılların tecrübesini taşıyan Atakan bir adım öne çıktı.

"Emredersiniz komutanım."

"Operasyon boyunca timin ikinci sorumlusu sensin."

"Emredersiniz."

Yanındaki personele baktı.

"Üsteğmen Emre Karaca."

"Emredersiniz komutanım."

"Keşif ve koordinasyondan sen sorumlusun."

"Emredersiniz."

"Astsubay Kıdemli Üstçavuş Kaan Çelik."

"Emredersiniz komutanım."

"Tecrübenize güveniyorum."

"Sağ olun komutanım."

"Astsubay Üstçavuş Serhat Kaplan."

"Emredersiniz komutanım."

"Astsubay Üstçavuş Furkan Arslan."

"Emredersiniz komutanım."

Alparslan gözlerini timin geri kalanına çevirdi.

"Uzman Çavuş Mete Aksoy."

"Emredersiniz."

"Uzman Çavuş Buğra Aksoy."

"Emredersiniz."

"Uzman Çavuş Göktuğ Erdem."

"Emredersiniz."

"Uzman Çavuş Efe Sancak."

"Emredersiniz."

"Uzman Çavuş Ulaş Demir."

"Emredersiniz."

"Uzman Çavuş Baran Yiğit Demir."

"Emredersiniz."

"Uzman Çavuş Kerem Aydın."

"Emredersiniz."

"Uzman Çavuş Oğuzhan Kaya."

"Emredersiniz."

"Uzman Çavuş Ali Yılmaz."

"Emredersiniz."

"Uzman Çavuş Yusuf Karataş."

"Emredersiniz."

"Uzman Çavuş Can Demir."

"Emredersiniz."

"Uzman Çavuş Burak Özdemir."

"Emredersiniz."

Alparslan dosyayı kapattı.

"Bu tim bugüne kadar birçok zorlu görevi başarıyla tamamladı. Aramıza yeni katılan arkadaşlarımız da artık bu ailenin bir parçası."

Salonda derin bir sessizlik oluştu.

"Biz sadece aynı üniformayı giymiyoruz."

"Aynı bayrağın gölgesinde, aynı yeminle görev yapıyoruz."

Bütün tim aynı anda yüksek sesle karşılık verdi.

"Vatan sağ olsun!"

Alparslan başını salladı.

"Allah hepimizi korusun."

"Şimdi hazırlıklara başlayın."

"Emredersiniz komutanım!"