4
4. Bölüm — Son Ses (Alparslan'ın Ağzından)
Araçlara binmeden önce cebimde titreşen telefona baktım.
Ekranda tek bir isim vardı.
Betül.
Bu kez ben aramadım.
O aramıştı.
Aramayı açar açmaz birkaç saniye boyunca ikimiz de konuşmadık.
Sessizlik bile birbirimizi anlamamıza yetiyordu.
"Çıkıyorsunuz, değil mi?"
"Evet."
Sesim her zamanki kadar sakindi ama içimde kopan fırtınayı yalnız ben biliyordum.
"İçime bir sıkıntı çöktü."
"Ben iyiyim."
"Bunu bana değil, kendine de söyle."
İstemeden gülümsedim.
Beni en çok zorlayan şey görev değildi.
Geride beni bekleyen insanların endişesiydi.
"Betül..."
"Hı?"
"Seninle kuracağımız hayatı hep düşündüm."
"Ben de."
"Döneceğim gün ilk yapmak istediğim şey, hiçbir yere yetişmek zorunda olmadan seninle uzun uzun yürümek."
Telefonun diğer ucundan hafif bir gülümseme hissediliyordu.
"Ben de bunu hayal ediyorum."
"O günü ertelemeye niyetim yok."
"Söz mü?"
"Allah izin verirse."
Betül derin bir nefes aldı.
"Sana her gün dua edeceğim."
"Ben de her fırsatta o duaları hissedeceğim."
Tam o sırada hazırlık alanından komut sesi yükseldi.
"Hareket için beş dakika!"
Vakit dolmuştu.
"Gitmem gerekiyor."
"Biliyorum."
"Bekle beni."
"Ömrüm yettiği sürece."
Gözlerimi kapatıp son kez sesini dinledim.
Sonra aramayı kapattım.
Telefonu göğsümün üzerindeki cebime koydum.
Sanki orada sadece bir telefon değil, bana güç veren bir emanet taşıyordum.
Derin bir nefes aldım.
Başımı kaldırıp tim arkadaşlarıma baktım.
Herkes hazırdı.
Artık duygularımı değil, görevimi öne koyma zamanıydı.
Silahımı omzuma aldım.
Araca doğru yürürken içimden tek bir dua geçiyordu.
"Allah'ım, beni sevdiklerime mahcup etme."