Keşfet

5

Gölge timi

5. Bölüm — Bekleyişin Sesi

Betül'ün Ağzından

Telefon ekranına uzun süre baktım.

Arama bitmişti.

Ama Alparslan'ın sesi hâlâ kulağımdaydı.

"Bekle beni."

Gözlerimi kapattım.

— Bekleyeceğim...

Bunu söylerken sesimi duyup duymadığını bilmiyordum.

Belki de çoktan araca binmişti.

Belki de yola çıkmışlardı.

Belki de şu an telsizinden gelen komutları dinliyordu.

Ben ise burada, onun dönmesini bekliyordum.

Pencerenin önüne geçtim.

Dışarıda gece sessizdi.

Ama benim içimde tek bir sessizlik yoktu.

Kalbim durmadan aynı soruyu soruyordu.

Ya dönmezse?

Hemen başımı iki yana salladım.

— Hayır.

Bu kelime ağzımdan istemsizce çıktı.

— Böyle düşünmeyeceğim.

Alparslan bana hep güçlü olmam gerektiğini söylerdi.

"En zor anlarda bile aklını kaybetme, Betül."

Sanki şimdi karşımdaymış gibi onun sesini duydum.

Telefonumu elime aldım.

Mesaj ekranını açtım.

Bir şey yazmak istedim.

"Kendine dikkat et."

Sildim.

"Seni seviyorum."

Onu da sildim.

Sonunda sadece şunu yazdım:

"Döneceğine inanıyorum."

Göndermeden önce birkaç saniye bekledim.

Sonra gönderdim.

Mesajın yanında tek bir işaret belirdi.

Ulaşmamıştı.

İçime yeniden bir korku çöktü.

Telefonu masanın üzerine bıraktım.

Tam o sırada kapı çaldı.

Yerimden sıçradım.

— Kim?

— Benim.

Kapıyı açtığımda Alparslan'ın annesini gördüm.

Yüzündeki ifadeyi görünce hiçbir şey sormama gerek kalmadı.

O da bekliyordu.

O da korkuyordu.

Ama ikimiz de birbirimize belli etmemeye çalışıyorduk.

— Haber var mı?

Başımı iki yana salladım.

— Hayır.

İçeri girdi.

Elindeki tespihi sıkıca tutuyordu.

— Oğlum görevdeyken telefonuma her baktığımda kötü bir haber göreceğim diye korkuyorum.

Boğazım düğümlendi.

— Alparslan dönecek.

Kadın bana baktı.

— Nereden biliyorsun?

Bir an sustum.

Sonra cevap verdim.

— Çünkü bana söz verdi.

Gözleri doldu.

— Alparslan'ın sözleri ağırdır.

Başımı salladım.

— Biliyorum.

İkimiz de sessizce oturduk.

Dışarıda saatler ilerliyordu.

Ama bizim için zaman durmuştu.

---

Gece yarısını çoktan geçmişti.

Telefonum bir anda çaldı.

Ekrana baktım.

Bilinmeyen numara.

Kalbim hızla çarpmaya başladı.

Açtım.

— Alo?

Karşı tarafta birkaç saniye sessizlik oldu.

Sonra erkek sesi duyuldu.

— Betül Hanım?

— Evet.

— Ben Alparslan Yüzbaşı'nın görev yaptığı birlikten arıyorum.

Ayağa kalktım.

— Alparslan'a ne oldu?

Sesimi sakin tutmaya çalışıyordum.

Karşı taraf birkaç saniye sustu.

O birkaç saniye bana saatler gibi geldi.

— Henüz kesin bir bilgi veremiyoruz.

Dizlerimin bağı çözüldü.

— Nasıl yani?

— Görev sırasında timle iletişimimiz kesildi.

Elimdeki telefon titremeye başladı.

— Ne zamandır?

— Yaklaşık kırk dakikadır.

Gözlerim doldu.

— Ama...

Cümlemi tamamlayamadım.

— Nerede olduklarını bilmiyor musunuz?

— Arama çalışmaları başladı.

Telefon elimden düşecek gibi oldu.

— Alparslan...

Karşı taraf sesini yumuşattı.

— Betül Hanım, lütfen sakin olun.

Sakin olmak mı?

Nasıl sakin olabilirdim?

Az önce bana döneceğine söz veren adamın nerede olduğunu bilmiyorlardı.

Telefon kapandı.

Olduğum yerde kaldım.

Alparslan'ın annesi yanıma geldi.

— Ne oldu?

Cevap veremedim.

Sadece ona sarıldım.

Ve ilk kez onun yanında ağladım.

— Anne...

Sesim titriyordu.

— Alparslan'a ulaşamıyorlar.

Kadın gözlerini kapattı.

Bir süre hiçbir şey söylemedi.

Sonra ellerini açtı.

— Allah'ım...

Ben de ellerimi açtım.

İkimizin duası aynı cümlede birleşti.

— Onu bize bağışla.

---

Sabaha karşı...

Telefonum yeniden çaldı.

Bu kez numarayı görünce kalbim duracak gibi oldu.

Arayan...

Alparslan'dı.

Ekrana birkaç saniye baktım.

Sonra hemen açtım.

— Alparslan!

Cevap yoktu.

— Alparslan, beni duyuyor musun?

Telsizden gelen cızırtıya benzeyen sesler duyuluyordu.

Sonra çok uzaklardan onun sesi geldi.

— Betül...

Gözyaşlarım yanaklarımdan süzüldü.

— Buradayım.

— Beni iyi dinle.

Sesindeki ton farklıydı.

Daha sert.

Daha yorgun.

Ama hâlâ oydu.

— Seni dinliyorum.

— Ne olursa olsun...

Kısa bir sessizlik oldu.

— Bana inan.

Kalbim sıkıştı.

— Sana inanıyorum.

— Ve...

Sesi kesildi.

— Alparslan?

Cevap yoktu.

— Alparslan!

Telsizden yalnızca cızırtı geliyordu.

Sonra tek bir ses duyuldu.

Silah sesi.

Telefon elimden kaydı.

Bağırdım.

— ALPARSLAN!

Ama artık cevap yoktu.

O an anladım.

Bu gece sadece beklemeyecektim.

Ne olursa olsun, sabaha kadar onun haberini bekleyecektim.

Çünkü o bana bir söz vermişti.

Dönecekti.

Ben de o sözün arkasında duracaktım.