Keşfet

benimle güvendesin

Gölgede açan çiçek

Genç kız Mutfakta sessizce yemeğini yedi.

Önündeki tabağı bitirirken başını pek kaldırmadı.

Çalışan kadınlar ara sıra onunla konuşmaya çalışıyor, bir şeye ihtiyacı olup olmadığını soruyorlardı ama Derya kısa cevaplar vermekle yetiniyordu.

Yabancı insanların arasında rahat hissedemiyordu.

Hele ki bu kadar büyük bir evde...

Bu kadar lüks bir ortamda...

Kendini yanlışlıkla buraya gelmiş biri gibi hissediyordu.

Tabağındaki son lokmayı da yedikten sonra çatalını usulca bıraktı.

- Teşekkür ederim.

Kadınlardan biri gülümsedi.

- Rica ederim küçük hanım.

Bu hitap hâlâ kulağına tuhaf geliyordu.

Kimse ona böyle seslenmezdi.

Derya diyebilirsiniz

Tabi derya hanım nasıl isterseniz

Kadın sandalyesinden kalkmasına yardım etmek ister gibi davrandı ama Derya hemen ayağa kalktı.

Kimseyi uğraştırmak istemiyordu.

- yorgunsunuzdur Odanızı göstereyim mi?

Derya sessizce başını salladı.olur

Kadının peşinden yürümeye başladı.

Koridorlar ona bitmek bilmez gibi geliyordu.

Bu ev gerçekten çok büyüktü.

Her yerde ressamın elinden çıkmış gibi tablolar resimler vardı

Bir süre sonra üst kata çıktılar.

Kadın koridorun sonundaki kapılardan birinin önünde durdu.

Kapıyı açıp kenara çekildi.

- Burası sizin odanız.

Derya içeri girdi.

Bir an nefesi kesildi.

Oda, yurtta kaldığı bütün odalardan daha büyüktü.

Kocaman bir yatak vardı.

Pencerenin önünde bir koltuk.

Bir çalışma masası.

Büyük bir gardırop.

Ve duvar boyunca uzanan kitaplık.

Derya bir süre hiçbir şey söylemeden etrafına baktı.

Burası bir misafir odasından çok birine aitmiş gibi görünüyordu.

Kadın nazikçe konuştu.

Banyo bu koridorun çaprazinda orayida kullanabilirsiniz

- Bir şeye ihtiyacınız olursa haber verin.

- Tamam teşekkür ederim

- İyi geceler.

- İyi geceler.

Kapı kapandığında odada yalnız kaldı.

Sessizlik...

Bu kez gerçekten yalnızdı.

Yavaşça sırtındaki çantayı çıkarıp yatağın üzerine bıraktı.

Bütün eşyaları o çantanın içindeydi.

Fermuarı açtı.

İki kazak.

Birkaç tişört.

Bir pantolon.

Eski bir eşofman.

Ve babaannesinin ördüğü hırka.

Hepsi buydu.

Yavaşça gardırobun kapağını açtı.

İçerisi neredeyse boş bir oda kadar büyüktü.

Eşyalarını yerleştirmesi iki dakikadan kısa sürdü.

Sonunda yalnızca tek raf dolmuştu.

Geri kalan her yer boş kalmıştı.

Derya bir süre dolaba baktı.

İçini tarif edemediği bir his kapladı.

Sanki o boşluklar ona burada misafir olduğunu söylüyordu.

Sanki birkaç gün sonra biri gelip:

"Artık gidebilirsin."

diyecekti.

Çünkü hayatı boyunca hiçbir yere ait olmamıştı.

Dolabın kapağını sessizce kapattı.

Sonra yatağın kenarına oturdu.

Ellerini dizlerinin üzerine koydu.

Oda çok güzeldi.

Belki de hayatında gördüğü en güzel odaydı.

---

Odanın sessizliği Derya'nın hoşuna gitmişti.

Yatağa uzanmayı düşünmüştü ama gözü kitaplığa takılmıştı.

Merakla ayağa kalkıp raflara yaklaştı.

Kitapların çoğu oldukça eskiydi.

Bazılarının sayfaları sararmış, kapakları yıpranmıştı.

Sanki yıllardır okunuyorlardı.

Parmakları kitapların üzerinde dolaşırken tanıdık bir isme rastladı.

Küçük Prens.

Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

Bu kitabı yıllar önce Kemal Dede ona göstermişti tamamını okuyamamişti hatta kemal dedesi ona ilk bu kitabı okumuş birkaç bölümünü dinlediğini hatırlıyordu.

Kitabı alıp pencerenin yanındaki koltuğa geçti.

Dizlerini karnına çekerek okumaya başladı.

Bazı kelimeleri tekrar tekrar okuyup altını çizmeyi severdi özellikle kendinde birşeyler bulursa çantasına uzanıp bir kalem alıp altını çizdi

" Evcilestirdiğin şeyden sonsuza kadar sorumlu olursun"

"İnsan ancak yureğiyle baktiği zaman doğruyu görebilir .asıl önemli olani gözler göremez"

Sayfalar ilerledikçe göz kapakları ağırlaşmaya başladı.

Günün yorgunluğu yavaş yavaş üzerine çöküyordu.

Sabah yurtta uyanmıştı.

Şimdi ise Ankara'da, bilmediği bir evdeydi.

Birkaç sayfa daha okumaya çalıştı.

Ama satırlar birbirine karışmaya başlamıştı.

Kitap yavaşça dizlerinin üzerine düştü.

Ve Derya, koltukta uyuyakaldı.

---

Saatler sonra Karan çalışma odasından çıktı.

Uzun ve yorucu bir gün olmuştu.

Koridordan geçerken göz ucuyla bir şeyi fark etti.

Derya'nın odasının kapısının altından hâlâ ışık sızıyordu.

Kaşları hafifçe çatıldı.

"Bu saatte hâlâ uyumadı mı?"

Aslında umurunda olmaması gerekiyordu.

Ama yine de durdu.

Kapıya birkaç kez vurdu.

Ses çıkmadı.

Bir kez daha vurdu.

Yine cevap yoktu.

Çenesi gerildi.

Sonunda kapı koluna uzandı.

Kapı kilitli değildi.

İçeri girdiğinde gözleri hemen pencerenin yanındaki koltuğa kaydı.

Derya uyuyakalmıştı.

Hem de oturur vaziyette.

Üzerinde battaniye bile yoktu.

Karan istemsizce kaşlarını çattı.

"Bu şekilde sabaha kadar kalırsa hasta olur."

Sonra hemen kendi düşüncesine sinirlendi.

"Bana ne?"

Gerçekten bana ne?

Birkaç saniye olduğu yerde durdu.

Sonra gözleri Derya'nın dizlerinin üzerindeki kitaba takıldı.

Sessizce yaklaşıp kitabı aldı.

Küçük Prens.

Kitaba kısa bir bakış attı.

Ardından komodinin üzerine bıraktı.

Derya hâlâ derin uykudaydı.

Yüzüne düşen birkaç tutam saç vardı.

Karan bir an duraksadı.

Sonra kendi kendine söylenir gibi mırıldandı:

- İnsan koltukta mı uyur?

Cevap gelmedi elbette.

Derin bir nefes verdi.

İstemeye istemeye eğildi.

Derya'yı dikkatlice kucağına aldı.

Beklediğinden hafifti.

Bu durum nedense hoşuna gitmedi.

Yurttaki dosyada okudukları aklına geldi.

Bir an için yüzü sertleşti.

Hiçbir şey söylemeden yatağa doğru yürüdü.

Derya'yı yavaşça yatağa bıraktı.

Kız hafifçe kıpırdandı ama uyanmadı.

Karan hemen geri çekildi.

Komodinin üzerindeki battaniyeyi alıp üzerine örttü.

Saçlarini yüzünden çekti ve elinin tersiyle okşadi yaptiğini farkettigi şeyle elini ateş deymiş gibi hemen geri çekti ağzından bir küfür çıktı siktirr noluyo lan sübyancimisin kendine gel amina koyim karan senin zaten kızın odasında izinsiz ne işin var amna koyduğum

Karan Tüm kadınlardan nefret ederdi hepsi ona göre annesi gibiydi Annesini hatırlatıyordu

Tam çıkacakken durdu.

Bakışları istemsizce uyuyan kıza kaydı.

Sonra başını iki yana salladı.

Sanki kendine kızıyordu.

Fazla içmiş olmalıydı ne bok varsa bu kadar içecek

- Başıma iş açacaksın sen...

Ne söylediğini kendi de tam bilmiyordu.

Işığı kapattı.

Kapıyı sessizce arkasından çekti.

Ve koridorun karanlığında gözden kayboldu.

O gece kendiside bilmiyordu.

Kaçtığı kabullenemediği bu kızı bırakmak istemeyecekti

Aynı çatı altında başlayan bu yabancı hayat, bir gün ikisinin de tüm düzenini değiştirecekti.

------------------

Kapı kapandıktan sonra koridor yeniden sessizliğe gömüldü.

Karan ağır adımlarla kendi odasına doğru yürüdü.

Yüzü her zamanki gibi ifadesizdi.

Ama zihni rahatsız edici şekilde meşguldü.

Bu hoşuna gitmiyordu.

Odasına girip kapıyı kapattı.

Kravatını gevşetti.

Komodinin üzerindeki viski şişesine baktı.

Sonra vazgeçti.

Bu gece zaten yeterince saçmalamişti

Yatağın kenarına oturdu.

Ama gözlerini kapattığı anda aklına yine aynı görüntü geldi.

Koltuğa kıvrılmış halde uyuyan kız.

Elindeki kitap.

Yüzüne düşen saçlar.

O güzel kivircik saçlari ay gibi parlak beyaz pürüzsüz teni

Karan çenesini sıktı.

"Saçmalık."

Kendi kendine söylendi.

Hayatında ilk defa birinin nasıl uyuduğunu düşünmüyordu sonuçta.

Sadece...

Kızın dosyası kafasını kurcalıyordu.

Ayağa kalktı.

Çalışma masasının çekmecesini açtı.

Derya'nın dosyasını çıkardı.

Tekrar okumaya başladı.

Sayfalar ilerledikçe yüzü daha da sertleşiyordu.

Davranış bozukluğu.

Disiplin cezası.

Saldırgan tavırlar.

Kurallara uymama.

Dosyada yazanlar bunlardı.

Ama bugün gördüğü kız bunların hiçbirine benzemiyordu.

Arabada bütün yolu korkudan ellerini birbirine kenetleyerek geçirmişti.

Eve geldiğinde tek bir istekte bulunmamıştı.

Yemekte tek kelime etmemişti.

Odada uyuyakalmadan önce de kitap okuyormuştu.

Karan dosyayı kapattı.

Bir şeyler uyuşmuyordu.

Ve Karan, hayatında çelişkilerden hoşlanan biri değildi.

Aynı saatlerde...

Derya derin bir uykunun içindeydi.

Belki de uzun zamandır ilk kez korkmadan uyuyordu.

Rüyasında babaannesini gördü.

Eski evlerinin önündeyd