Keşfet

çekim

Gölgede açan çiçek

Buraya geleli birkaç gün geçmişti ama hâlâ

alışamamıştım. Karan'ı fazla görmüyordum. Günlerim genelde kitap okuyarak, film izleyip müzik dinleyerek geçiyordu. Çok sıkılıyordum. Bazen de mutfakta ev işlerine yardımcı oluyordum.

Bugün de çalışanlar izinliydi. O kadar bunalmıştım ki terlemiştim dışarısı buz gibi ama içerisiyse sanki yaz sıcağı gibiydi Banyo yapmalıydım. Koridorun çaprazında kalan banyoya ilerledim ve duşakabine girip çilek kokulu duş jelimi ve şampuanımı kullanıp durulandım. Çıktığımda tam havlumu alıp vücuduma saracaktım ki, ortada havlum yoktu

Öylece kalakaldım, havlu aramaya koyuldum bu bornoz sanki Sonunda bulduğumda dışarıdan kapı kapanma sesi geldi. Hızla bornozumu giyinip odama gitmeliydim bornoz Karan gibi kokuyordu Karan gelmiş olmalıydı. Ortalıkta dolanmamalıydım.

Tam hızlı adımlarla ilerlerken, arkama baka baka odama girmek üzereyken sert bir şeye çarptım. Tam Düşecekken kolumdan ve belimden bir el yakaladı.

Karan'dı.

Şu anki pozisyon biraz fazla yakındı. Gözlerimi ondan ayıramadım donmuştum "Dikkat et, ne koşturup duruyorsun?" deyip kızdı. Gözlerini vücudumdaki kuşağın açık kısmına çevirdi. Bir şey söyleyecekti... "Siktir, sen fazlaaa güze-" diye başladı ama kendini tutar gibi oldu, kelimeleri tamamlayamadı. Alt çenesi gerildi ve beni bıraktı.

- "Odana geç! Bir daha yanımda böyle dolaşma."

Sonra daha kısık bir sesle ekledi:kendi kendine mırıldandı

- "Beni etkilemeye çalışıyormuş gibi..."

Karan beni bıraktığı an ortamın havası değişti.

Sanki sadece o değil... benim de nefesim geri çekilmişti.

Olduğum yerde birkaç saniye kıpırdayamadım.

"Odana geç

Sesi hâlâ kulaklarımdaydı.

Sertti.

Ama altında farklı bir şey vardı.

Hızla odama girdim.

Kapıyı kapattım.

Sırtımı kapıya yasladım.

Kalbim hâlâ hızlı atıyordu.

Ama nedenini tam bilmiyordum.

Korku değildi.

Tam olarak değildi.

Bir an gözlerimi kapattım.

Ama onun bakışı gitmiyordu.

Özellikle de sustuğu o an...

Bir şey söyleyecek gibi olup söyleyemediği o an.

Kendi kendime güldüm.

Ama bu gülüş bile garipti.

Karan beni bıraktığı an odanın havası değişti.

Sanki sadece o değil... benim de nefesim geri çekilmişti.

Olduğum yerde birkaç saniye kıpırdayamadım.

"Odana geç!

Sesi hâlâ kulaklarımdaydı.

Sertti.

Ama altında farklı bir şey vardı.

Hızla odama girdim.

Kapıyı kapattım.

Sırtımı kapıya yasladım.

Kalbim hâlâ hızlı atıyordu.

Ama nedenini tam bilmiyordum.

Korku değildi.

Tam olarak değildi.

Bir an gözlerimi kapattım.

Ama onun bakışı gitmiyordu.

Özellikle de sustuğu o an...

Bir şey söyleyecek gibi olup söyleyemediği o an.

"Beni etkilemeye çalışıyormuş gibi..."

Cümlesi kafamda tekrarlandı.

Ben mi?

Onu?

Kendi kendime güldüm.

Ama bu gülüş bile garipti.

Kafamın içi hâlâ karışıktı.

Karan'ın bakışı...

söyleyemediği o cümle...

Hepsi üst üste binmişti.

Ama kendimi toparlamam gerekiyordu.

Üstüme kısa bir şort ve askılı, omzu hafif düşen bir tişört giydim.

Aynaya baktığımda bir an duraksadım.

Çok sade... ama çok da farkında olmadan dikkat çeken bir hâlim vardı.

"Saçmalama Derya..."

Kendi kendime fısıldadım.

Sonra derin bir nefes alıp aşağı indim.

Merdivenleri inerken kalbim biraz hızlı atıyordu.

Nedense...

Ya Karan oradaysa daha farklı hissediyordum utanmıştım

Salona girdiğimde sesler vardı.

Karan ve onun yaşlarında bir adam konuşuyordu.

Ama ben içeri girince ikisi de sustu.

Bir anlık sessizlik.

İlk defa gördüğüm bu adam beni ilk fark eden oldu.

Yüzü hemen yumuşadı.

- "Sen Derya olmalısın."

Bir adım öne geldi.

- "Hoş geldin."

Donup kaldım.

Ne diyeceğimi bilemedim.

- "Şey... evet. Derya."

Ve... gülümsedi.

- "Ben Hakan."

Sonra eliyle kendini işaret etti.

- "Karan'ın... eski manitası gibi düşün. Diyerek kahkaha attı"

Karan hemen araya girdi.

Sesi normaldi ama sert bir çizgisi vardı:

- "İş arkadaşı."

Hakan sırıttı.

- "Aynı şey."

O an Karan'ın bakışları bana kaydı.

Kısa ama dikkatli.

Bir an üzerimde durdu.

Sonra başka tarafa çevirdi.

Ben utangaç bir şekilde koltuğun kenarına oturdum.

Kendimi küçültmeye çalışıyordum sanki.

Hakan bunu fark etti.

- "Burada sıkılmıyor musun?"

Bir an düşündüm.

- "Biraz..."

Hakan güldü.

- "Normal. Karan'ın evi fazla sessizdir."

Karan hemen baktı.

- "Sorun mu var?"

Hakan ellerini kaldırdı.

- "Yok abi."

Ama o sırada garip bir şey oldu.

Karan konuşmuyordu ama gözleri hâlâ bendeydi.

Sanki ilk kez beni o kıyafetle görüyordu.

Ve bunu belli etmemeye çalışıyordu.

O an içimden tek bir şey geçti:

"Keşke aşağı inmeseydim..."

Ama artık inmiştim.

Ve bu evde hiçbir şey... geri alınamıyordu.

Kafamın içi hâlâ karışıktı.

Karan'ın bakışı...

söyleyemediği o cümle...

Hepsi üst üste binmişti.

Ama kendimi toparlamam gerekiyordu.

Üstüme kısa bir şort ve askılı, omzu hafif düşen bir tişört giydim.

Aynaya baktığımda bir an duraksadım.

Çok sade... ama çok da farkında olmadan dikkat çeken bir hâlim vardı.

"Saçmalama Derya..."

Kendi kendime fısıldadım.

Sonra derin bir nefes alıp aşağı indim.

Merdivenleri inerken kalbim biraz hızlı atıyordu.

Nedense...

Karan oradaysa daha farklı hissediyordum.

Salona girdiğimde sesler vardı.

Karan ve Hakan konuşuyordu.

Ama ben içeri girince ikisi de sustu.

Bir anlık sessizlik.

Hakan beni ilk fark eden oldu.

Yüzü hemen yumuşadı.

- "Sen Derya olmalısın."

Bir adım öne geldi.

- "Hoş geldin."

Donup kaldım.

Ne diyeceğimi bilemedim.

- "Şey... evet. Derya."

Hakan gülümsedi.

- "Ben Hakan."

Sonra eliyle kendini işaret etti.

- "Karan'ın... eski arkadaşı gibi düşün."

Karan hemen araya girdi.

Sesi normaldi ama sert bir çizgisi vardı:

- "İş arkadaşı."

Hakan sırıttı.

- "Aynı şey."

O an Karan'ın bakışları bana kaydı.

Kısa ama dikkatli.

Bir an üzerimde durdu.

Sonra başka tarafa çevirdi.

Ben utangaç bir şekilde koltuğun kenarına oturdum.

Kendimi küçültmeye çalışıyordum sanki.

Hakan bunu fark etti.

- "Burada sıkılmıyor musun?"

Bir an düşündüm.

- "Biraz..."

Hakan güldü.

- "Normal. Karan'ın evi fazla sessizdir."

Karan hemen baktı.

- "Sorun mu var?"

Hakan ellerini kaldırdı.

- "Yok abi."

Ama o sırada garip bir şey oldu.

Karan konuşmuyordu ama gözleri hâlâ bendeydi.

Sanki ilk kez beni o kıyafetle görüyordu.

Ve bunu belli etmemeye çalışıyordu.

O an içimden tek bir şey geçti:

"Keşke aşağı inmeseydim'diya düşündüm

Hakan konuşurken ortam biraz gevşemiş gibiydi.

Ama Karan için değil.

Onun bakışları hâlâ bendeydi.

Bir anda sessizce konuştu:

- "Üşümüyor musun?"

Bir an durdum.

- "Yok... değil."ev fazlasıyla sıcak

Karan bakışlarını kısa bir an üzerimde gezdirdi.

Sonra tonunu biraz daha sertleştirdi:

- "Git, düzgün bir şeyler giyin."

Cümle basit gibiydi.

Ama içinde emir gibi bir şey vardı.

Hakan hemen araya girdi, hafif gülümseyerek:

- "Abi ortam sıcak zaten."

Karan hiç ona bakmadı bile.

- "Sana demedim."

O an salonda bir saniye sessizlik oldu

Ben ne diyeceğimi bilemedim.

Sanki gerçekten üşüyüp üşümediğim önemli değildi.

Önemli olan... onun bunu fark etmiş olmasıydı.

Hakan hafifçe kaşını kaldırdı.

Ama yorum yapmadı.

Sadece izledi.

Ben yavaşça ayağa kalktım.

- "Tamam..."

Karan başını hafifçe çevirdi.

Ama gözleri hâlâ üzerimdeydi.

Ve o an anladım.

Bu "git giyin" cümlesi... sadece kıyafetle ilgili değildi.

Bir sınır vardı.

Ve Karan o sınırı kimseye bırakmak istemiyordu.

Hakan sessizce mırıldandı:

- "Ciddi mod yine açıldı..."

Ama Karan duymamış gibi yaptı.

Ya da duymak istemedi.

Ve ben yukarı çıkarken şunu hissediyordum:

Karan bana kızmıyordu.

Beni... korumaya çalışırken bile fazla sahipleniyordu.

Ve bu his, beni garip bir şekilde etkiliyordu.

Derya yukarı çıktıktan sonra salon bir an sessiz kaldı.

Sadece Karan ve Hakan kalmıştı.

Hakan koltuğa daha rahat yaslandı.

Ama gözleri hâlâ yukarıdaydı.

Sonra hafifçe sırıttı.

- "Sen değişmişsin abi."

Karan bakmadı bile.

- "Ne demek istiyorsun?"

Hakan omuz silkti.

- "Eskiden bu kadar... dikkat etmezdin insanlara."

Karan anında baktı.

Ama yüzü ifadesizdi.

- "Konuyu uzatma."

Hakan hafif güldü.

- "Yok yok, uzatmıyorum."

Kısa bir duraksama yaptı.

Sonra asıl cümleyi bıraktı:

- "Sadece... Derya'ya biraz fazla dikkat ediyorsun gibi."

O an hava değişti.

Karan'ın çenesi hafif gerildi.

Ama sesini yükseltmedi.

- "Sana neyi nasıl yaptığımın hesabını mı veriyorum?"

Hakan ellerini

Yorumlar

  • Gecegece99: korkak korkuyo aşık olmaktan
  • Cihanngir d.: Karan kendi kendine bile itiraf edemiyor ne yaşadığını