Keşfet

Fısıltı

Gölgede açan çiçek

Bölüm şarkısı -Sena şener-dostum değil uykular

Gece yarısını çoktan geçmişti. Ne kadar uğraşırsam uğraşayım uyuyamıyordum. Gözlerimi her kapattığımda düşüncelerim yeniden canlanıyor, gün içinde yaşadığım her şey zihnimde dönüp duruyordu. Sonunda pes ederek yataktan kalktım. Odamın sessizliği üzerime çökmüştü. Bir bardak su içmenin belki iyi geleceğini düşünerek kapıyı açıp koridora çıktım.

Ev karanlıktı. Merdivenlerden inerken yalnızca kendi ayak seslerimi duyuyordum. Mutfaktan su alıp geri dönecektim ki salondan gelen ışık dikkatimi çekti. Bu saatte herkesin uyuyor olması gerekiyordu. Merak ederek ışığın geldiği tarafa yöneldim.

Salona girdiğimde Karan'ı çalışma masasının başında otururken gördüm. Önünde birkaç dosya açıktı ama uzun zamandır aynı sayfaya baktığı belliydi. Dalgındı. Benim geldiğimi fark ettiğinde başını kaldırıp bana baktı.

"Uyumadın mı?" diye sordu.

"Uyuyamadım."

Başını hafifçe salladı.

"Gel otur."

Karşısındaki sandalyeye geçtim. Masanın üzerinde duran bardağıma su doldururken onu izliyordum. Birkaç dakika boyunca hiçbirimiz konuşmadık. Sessizlik garip değildi. Son zamanlarda onun yanında sessiz kalmaya alışmıştım.

"Neden hâlâ ayaktasın?" diye sordum sonunda.

"İşim vardı."

Gözlerimi dosyalara çevirdim. Sayfalar yarım saattir aynı yerde duruyormuş gibiydi.

"Yalan söylüyorsun."

Kaşlarından biri havaya kalktı.

"Nereden çıkardın?"

"Çünkü çalışmıyorsun."

Bir an bana baktı, sonra dosyalara döndü. Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

"Çok konuşmaya başladın."

"Haklıyım ama."

Bu kez gerçekten gülümsedi. Sonra sandalyesinde geriye yaslandı.

Bir süre daha sohbet ettik. Konular önemsizdi. Gün içinde olan şeylerden, evden ve hava durumundan konuştuk. Sonra bir anda Karan'ın yüzündeki ifade değişti.

"Bugün Hakan'la dışarı çıkmışsınız."

Soru değildi.

Başımı salladım.

"Evet."

"Uzun sürdü."

Ses tonundaki tuhaflığı hemen fark ettim.

"Biraz."

Karan masanın üzerindeki kalemi parmaklarının arasında çevirmeye başladı.

"Neler konuştunuz?"

Omuz silktim.

"Normal şeyler."

Bu cevap onu tatmin etmemiş gibiydi.

"Normal şeyler derken?"

Gülmemek için kendimi zor tuttum.

"Sorguya mı çekiliyorum?"

"Buna sorgu denmez."

"Daha ne olsun?"

Derin bir nefes verdi.

"Boş ver."

Konu kapanacak sanmıştım ama kapanmadı. Karan'ın yüzündeki huzursuzluk gözden kaçacak gibi değildi. Sanki söylemek istediği bir şey vardı ama kendini tutuyordu.

Meraklanmıştım.

"Bir şey mi oldu?"

"Hayır."

"Karan."

"Bana öyle bakma."

"Nasıl bakıyorum?"

"Her şeyi öğrenmeye çalışıyormuşsun gibi."

İstemsizce güldüm.

"Çünkü gerçekten öğrenmeye çalışıyorum."

Karan başını iki yana salladı ama cevap vermedi. Tam konuyu değiştirecekken ağzından istemeden çıkmış gibi birkaç kelime döküldü.

"Zaten sana bakışlarından belli oluyor."

Ne dediğini anlamam birkaç saniye sürdü.

"Kimin?"

"Hakan'ın."

Şaşkınlıkla ona baktım.

"Hakan'ın bakışlarında ne varmış?"

Sözlerinin devamını getirmemesi gerektiğini fark etmiş gibiydi. Çenesini sıktı.

"Boş ver."

"Hayır, söyle."

"Derya."

"Söyle."

Gözlerini kapatıp kısa bir nefes verdi.

"Senden hoşlandığı çok belli."

Kalbim bir anlığına duraksadı.

Beklediğim şey bu değildi.

"Hakan mı?"

"Evet."

"Sen nereden çıkardın bunu?"

"Belli işte."

"O zaman ben neden fark etmedim?"

Karan alaycı bir şekilde güldü.

"Çünkü bazen hiçbir şeyi görmüyorsun."

Bir süre birbirimize baktık. Sonra aklıma başka bir soru geldi.

"Peki bu seni neden rahatsız ediyor?"

İşte o an sessizlik oldu.

Karan'ın yüzündeki ifade değişti.

Bakışlarını benden kaçırdı.

Masanın üzerindeki kalemi eline aldı.

Birkaç saniye boyunca cevap vermedi.

Sonunda omuzlarını gerdi.

"Rahatsız etmiyor."

"Ediyor."

"Etmiyor."

"Ediyor."

Bu kez bana baktı.

Uzun uzun baktı.

Sonra istemeden ağzından kaçırmış gibi konuştu.

"Çünkü senin yanında olmasından hoşlanmıyorum, tamam mı?"

Sözler çıkar çıkmaz pişman olmuş gibiydi.

Ben ise olduğum yerde donup kalmıştım.

Karan hemen bakışlarını başka tarafa çevirdi.

Sanki o cümleyi kuran kendisi değilmiş gibi davranıyordu.

Ama çok geçti.

Duymuştum.

Ve ilk kez onun sesinde açıklayamadığım bir sahiplenme vardı.

Kalbim hızlanırken gözlerimi ondan ayıramadım.

O ise hâlâ karşı duvara bakıyordu.

Belki de söylediği şeyden en çok kendisi korkmuştu.

Ne kadar oldu bilmiyorum televizyon izlemek istediğimi söyleyip çizgi film açmıştım Şirinler uzun zaman olmuştu küçükken izlerdik ama kurallar olduğundan gece geç saatlere kadar oturup izlettirmezlerdi bizlere yurtta karan önündeki lağıtlara bakıp çalışıyormuş gibi yapıyordu gözleri bir bana bir televizyona çeviriyordu fark edip güldüğümde ne kadar tatlılar değilmş gözlerini alamadın sende dedim karan bana dikkatle bakarak evet odaklanamıyorum dikkatimi dagıtıyor o kadar tatlı ve güzel ki dedi bende ona dönerek nasıl yani? Diye sordum oda yerinde dikleşerek şirineden bahsediyorum baksana ne kadar süslü tatlı bir kız bende ona gerçektenmi ya diye baktım erkek milleti işte dikkat ettigi şeylere bak diye mırıldandım karan bana bakarak kime dikkat etseydim sakar şirinemi dedi helal olsun adam kendini yi savunuyor diye düşündüm galiba hakliydi gargamelde fena değildi ama dediğim şeyin farkına vararak yüzümü buruşturdum rahatsız oldun sen şimdi biter hiç bu kadar uzun izlememiştim yurtdan izin vermezlerdi dedim karan yerinde dikleşti eli yumruk haline gelmişti yine ne olduğunu anlamadım gerildim yine ne olmuştu eski haline dönmüştü kaç kişili&i vardı bu adamın Allah aşkına

"Derya"

Efendim sana orda herhangi bir zarar verdiler mi yada diger çocuklara ?hemen konuyu değiştirip akranlarımla kavga ederdim bir çocuk baba yavrum deyip yanağımı sıkmıştı ve de şaçını çekip ısırdım onu 🤫😒 kareye biliyorum Cüneyt Arkın diye bir abiden ögrenmiştim o zamanlar karan ki dudağı kıvrılmış biçimde bana bakıyordu birşey soracak gibi olsa ona yurttaki çocukları nasıl cimcikledigimi övüne övüne anlatıyordum

Saatin kaç olduğunu bilmiyordum.

Sadece göz kapaklarımın ağırlaştığını hissediyordum.

Karan'la konuşurken nasıl bu kadar rahatladığımı anlayamamıştım. Belki gecenin sessizliğiydi. Belki de uzun zamandır ilk kez kendimi güvende hissediyordum.

Başımı elimin üzerine koymuştum.

Karan hâlâ karşımdaki sandalyede oturuyordu.

Ne anlattığını tam hatırlamıyordum.

Sesi uzaktan geliyormuş gibi duyuluyordu.

Gözlerimi açık tutmaya çalıştım.

Ama başaramadım.

Bir ara onun adımı söylediğini duyar gibi oldum.

"Derya..."

Cevap vermek istedim.

Veremedim.

Uykuyla uyanıklık arasındaki o garip boşlukta kalmıştım.

Sanki etrafımdaki her şeyi duyuyordum ama hareket edemiyordum.

Sonra bir sessizlik oldu.

Uzun bir sessizlik.

Ardından çok hafif bir temas hissettim.

Bir el saçlarımın arasından geçmiş gibiydi.

O kadar hafifti ki gerçekten olmuş muydu emin olamadım.

Rüya görüyor da olabilirdim.

Kalbim yavaşlamıştı.

Yorgundum.

Sonra yine onun sesini duydum.

Bu kez daha alçak.

Daha yumuşak.

"Sana bunları söylememem gerekiyor."

Sesindeki yorgunluk dikkatimi çekmişti.

Ama gözlerimi açamıyordum.

"Bir gün başıma iş açacaksın."

Sanki kendi kendine konuşuyordu.

Ardından yine sessizlik oldu.

Bir şey daha söyledi.

Fakat kelimeler birbirine karıştı.

Rüya ile gerçek birbirine geçmişti.

"...haberin bile yok."

Bu kez ses biraz daha yakındı.

Nefesimi tutar gibi oldum.

Uyuyor gibi davranmıyordum.

Gerçekten uykuluydum.

Ama duyduklarımın gerçek olup olmadığını anlayamıyordum.

Bir an başımın üzerinde hafif bir sıcaklık hissettim.

Belki saçlarıma dokunmuştu.

Belki sadece hayal görüyordum.

Bilmiyordum.

Sonra sandalye gıcırdadı.

Karan geri çekilmişti.

Tam o sırada...

Ev sessizliğini yırtan sert bir patlama sesi duyuldu.

Gözlerim anında açıldı.

Ne olduğunu anlamaya fırsat bulamadan ikinci bir ses geldi.

Cam kırılma sesi.

Bu kez çok daha yakından.

Karan bir anda ayağa kalktı.

Yüzündeki bütün yumuşak ifade kaybolmuştu.

Yerine tanıdığım o sert adam gelmişti.

"Derya!"

Kalbim deli gibi atmaya başladı.

"Neler oluyor?"

Karan cevap vermedi.

Salondaki ışıkları söndürdü.

Sonra hız