mesafe
Bölüm Şarkısı -Mabel Matiz -Sarmaşık
kalp aklın bilmediği nedenleri bilir. -Blaise pascal
Bazen aşk, Sessizce geri çekilmektir. Çünkü kendini onun hayatında bir yere ait hissedemezsin.
Eve döndüğümüz yol boyunca arabada tek kelime etmedim.
Camdan dışarı bakıyordum.
Yağan yağmur, sokak lambalarının ışığını asfalta yayıyordu.
Normalde bu sessizlik beni rahatsız ederdi.
Ama bu gece...
Sessizlik konuşmaktan daha kolaydı.
Karan birkaç kez bana baktı.
Fark ediyordum.
Ama ben başımı bile çevirmedim.
Elimi boynumdaki lotus kolyesine götürdüm.
Parmaklarım zincire dokundu.
İçim acıdı.
Bu kolyeyi bana veren adamla...
Birkaç saat önce bütün gazetecilerin önünde başka bir kadının dudakları buluşmuştu.
Bunun bir açıklaması vardı belki.
Belki gerçekten düşündüğüm gibi değildi.
Ama öğrenmek istemiyordum.
Çünkü öğrenmeye hakkım yoktu.
Ben onun neyi oluyordum ki?
---
Araba konağın önünde durdu.
Koruma araçları da peş peşe bahçeye girdi.
Kimse konuşmuyordu.
İlk inen Defne oldu.
Kapıyı açmadan önce bana baktı.
"İyi misin?"
Zoraki gülümsedim.
"İyiyim."
Yalan söylediğimi ikimiz de biliyorduk.
Hakan sessizce Defne'nin omzuna dokundu.
"Biz çıkalım."
İkisi içeri girerken ben olduğum yerde kaldım.
Karan yanıma geldi.
"Derya."
Cevap vermedim.
Kapıyı açıp sessizce yürümeye başladım.
Arkamdan ayak seslerini duyuyordum.
"Derya."
Bu kez durdum.
Ama dönmedim.
"Neden konuşmuyorsun?"
Derin bir nefes aldım.
"Konuşacak bir şey yok."
Sesim sakindi.
Belki de bu yüzden Karan daha çok şaşırmıştı.
Çünkü bağırmıyordum.
Ağlamıyordum.
Sadece...
Uzak duruyordum.
"Emin misin?"
"Evet."
İçeri girdim.
Ayakkabılarımı çıkardım.
Ceketini omuzlarımdan alıp dikkatlice koltuğun üzerine bıraktım.
Lotus kolyesine dokundum.
Sonra hiçbir şey söylemeden merdivenlere yöneldim.
"Derya."
Yine seslendi.
Bu kez döndüm.
"Efendim?"
Aramızda birkaç basamak vardı.
Karan yüzüme dikkatle baktı.
"Bir şey mi oldu?"
İçim acıdı.
Gerçekten farkında değil miydi?
Yoksa anlamazdan mı geliyordu?
Başımı iki yana salladım.
"Hayır."
"O zaman neden böylesin?"
Dudaklarımın kenarında acı bir tebessüm oluştu.
"Nasılım?"
"Bana bakmıyorsun."
"Konuşmuyorsun."
"Biraz dinlenmek istiyorum."
"Bu kadar."
Karan bana doğru bir adım attı.
"Benden mi kaçıyorsun?"
Bu soru kalbime saplandı.
Ama belli etmedim.
"Hayır."
"Sadece..."
"...aranızda bir şey olduğunu bilmiyordum."
Karan'ın kaşları çatıldı.
"Ne?"
Esra'nın adını bile söylemek istemiyordum.
"Bilseydim..."
"...aynı evde kalmayı kabul etmezdim."
Salondaki hava bir anda değişti.
Karan'ın bakışları sertleşti.
"Ne demek istiyorsun?"
"Sadece şunu söylüyorum."
"Yanlış anlaşılmak istemem."
"Eğer hayatında biri varsa..."
"...benim burada kalmam doğru değil."
"İnsanlar yanlış düşünür."
"Esra da yanlış anlar."
Karan çenesini sıktı.
"Sen ne saçmalıyorsun?"
İlk kez sesi yükselmişti.
Ben ise yine sakindim.
"Saçmalamıyorum."
"Bugün herkesin önünde..."
Sözüm boğazımda düğümlendi.
Devam edemedim.
Gözlerim dolacak diye korkuyordum.
Bakışlarımı kaçırdım.
"Boş ver."
"İyi geceler."
Tam merdivenlerden çıkacakken Karan kolumdan tuttu.
Hafifçe...
Canımı acıtmayacak kadar.
"Derya."
İlk kez sesinde öfke değil...
Telaş vardı.
"Bana bak."
Yavaşça döndüm.
Göz göze geldik.
"Sandığın gibi değil."
Kalbim yine hızlandı.
Ama bu kez kendimi geri çektim.
Kolumu usulca elinden kurtardım.
"Olabilir."
"Ben zaten hesap soracak biri değilim."
"Sen bana hiçbir söz vermedin."
"Ben de senden hiçbir açıklama beklemiyorum."
Bunu söyledikten sonra gülümsedim.
Ama o gülümseme mutlu değildi.
Kırılmış bir insanın gülümsemesiydi.
"İyi geceler Karan."
Arkamı döndüm.
Merdivenleri yavaşça çıktım.
Bu kez arkamdan gelmedi.
Sadece olduğum yerde durduğunu hissedebiliyordum.
O gece ilk kez...
Ben ondan uzaklaşmayı seçmiştim.
Ve Karan Cihangir Arslan, ilk defa birini durduramadığı için çaresizce arkamdan bakıyordu.
Odamın kapısını kapattığım an sırtımı kapıya yasladım.
Derin bir nefes aldım.
Sanki bütün gece nefesimi tutmuşum gibi göğsüm sıkışıyordu.
Boynumdaki lotus kolyesine uzandım.
Parmaklarım zincire dokundu.
Gözlerimi kapattım.
Yavaşça çıkardım.
Avucumun içinde birkaç saniye tuttum.
Sonra makyaj masamın üzerine usulca bıraktım.
Bakamıyordum bile.
Çünkü her baktığımda aklıma aynı görüntü geliyordu.
Esra...
Ve Karan...
Gözlerim yeniden dolmaya başlayınca doğruca banyoya girdim.
Duşun sıcak suyu omuzlarımdan aşağı süzülürken belki de ilk defa ağladığımı suyun altında saklayabiliyordum.
Dakikalar sonra banyodan çıktım.
Saçlarım hâlâ ıslaktı.
Üzerime sadece beyaz askılı bir atlet, rahat bir şort ve ince bir sabahlık geçirdim.
Aynanın karşısına geçtim.
Elim tekrar lotus kolyesine uzandı.
Zinciri elime aldım.
Tam boynuma takacakken durdum.
İçimden gelmiyordu.
Derin bir nefes alıp kolyeyi tekrar masanın üzerine bıraktım.
"Bugün değil..."
diye fısıldadım.
Tam o sırada kapım çaldı.
"Derya?"
Defne'nin sesiydi.
"Gel."
Kapı açıldı.
Defne elinde bir tepsiyle içeri girdi.
Tepside sıcak çorba, sandviç ve meyve suyu vardı.
Yüzümde küçük de olsa bir gülümseme oluştu.
"Bunlar ne?"
Defne yatağın üzerine tepsiyi bıraktı.
"Acıkmışsındır diye düşündüm."
"Evin çalışanları hazırladı."
Sonra kahkaha attı.
"Bu arada söylemeden geçemeyeceğim."
"Sizin çalışanlar inanılmaz yemek yapıyor."
"İnsan gerçekten parmaklarını yer."
İstemeden güldüm.
"Abartıyorsun."
"Hayır."
"Yarın mutfağa inip o böreklerden yine isteyeceğim."
Başımı iki yana salladım.
"Teşekkür ederim."
Defne yanıma oturdu.
Birkaç saniye odada sessizlik oldu.
Sonra derin bir nefes verdi.
"Derya..."
"Hımm?"
"Karan çok sinirli."
Kaşlarımı kaldırdım.
"Neden?"
"Biz gelirken Hakan'la aşağıda konuşuyordu."
"Hayatımda onu bu kadar gergin görmedim."
Başımı önüme eğdim.
"Öyledir."
Defne bana dikkatlice baktı.
"Aranızda ne konuşuldu bilmiyorum."
"Ama..."
"...sen çok kırılmış görünüyordun."
"...o da çok kırılmış görünüyordu."
İçimde düğümlenen her şey yeniden boğazıma oturdu.
Yavaşça yatağın kenarına oturdum.
Defne elimi tuttu.
"Derya."
"Bana anlatmak ister misin?"
Sessizce başımı salladım.
"Çok kırıldım..."
Sesim titremişti.
Defne hiçbir şey söylemedi.
Sadece dinledi.
Gözlerim dolmaya başladı.
"Haklısın."
Defne kaşlarını çattı.
"Ben mi haklıyım?"
Acı acı gülümsedim.
"Ne olarak?"
"Neyi olarak haklısın?"
Bir an sustum.
Sonra kelimeler kendiliğinden dökülmeye başladı.
"Diyelim ki..."
"...gerçekten dediğin gibi ben Karan'ı seviyorum."
Bu cümleyi ilk kez sesli söylemiştim.
Sanki kalbimin en büyük sırrını odanın ortasına bırakmıştım.
Defne elimi biraz daha sıktı.
Ben devam ettim.
"Ya o?"
"...o beni sevmiyor ki."
"Benim sevgim tek başına neye yeter?"
"Hesap sormaya bile hakkım yok benim."
Gözümden bir damla yaş düştü.
"Bugün onun yerinde ben olsaydım..."
"...o bana hesap sorabilir miydi?"
"Hayır."
"Çünkü aramızda öyle bir bağ yok."
"Ben sadece..."
Sesim tamamen kırıldı.
"Ben sadece ona alıştım Defne."
"Sabah bana 'Günaydın' demesine..."
"Yemek yememi düşünmesine..."
"İlaçlarımı hatırlatmasına..."
"Yanımda olmasına..."
"Bunların hiçbirini istemeden alıştım."
"Sonra..."
"...bugün Esra'yı görünce anladım."
"Neymişim biliyor musun?"
Defne gözlerimin içine baktı.
"Neymişsin?"
"Hiç kimse."
"Onun hayatında adı bile olmayan biriyim."
"Ben ağlarken o belki şimdi Esra'yla konuşuyordur."
"Belki de..."
"...ben sadece yanlış anlamışımdır."
Defne başını iki yana salladı.
"Hayır."
"Derya, Karan'ın sana nasıl baktığını ben de gördüm."
"Gördüğün her şey doğru olmayabilir."
Başımı kaldırıp ona baktım.
"Peki ya gazetecilerin çektiği fotoğraflar?"
"Ya herkes yarın onları konuşursa?"
"Ben aynı evde kalırken..."
"...insanlar onun Esra'yla birlikte olduğunu düşünürse?"
Defne derin bir nefes aldı.
"Bence bu işte bilmediğimiz bir şey var."
Yorgun bir gülümsemeyle başımı salladım.
"Olabilir."
"Ama ben öğrenmek istemiyorum."
"Neden?"
Çünkü...
"...cevabı ne olursa olsun canım yanacak."
Odanı
Yorumlar
- Gecegece99: defne kim?
- Enes Tok: defne yine yanımda olsaydı keşke