örselenmiş
Genç adam önündeki dosyayı sessizce inceliyordu.
Yetimhane müdürünün masasının üzerinde duran kahverengi dosyanın kapağında tek bir isim yazıyordu.
Derya çetin
Kalın dosyanın içindeki belgeler sıradan görünüyordu.
Kimlik bilgileri.
Sağlık raporları.
Eğitim kayıtları.
Ancak birkaç sayfa sonra kaşları çatıldı.
Dosyada kırmızı mühürlü tutanaklar vardı.
"Davranış bozukluğu."
"Kurallara uymama."
"Disiplin cezası."
Karan sayfaları çevirmeye devam etti.
Bir sonraki belgeyi görünce bakışları sertleşti.
Çocuğun belirli sürelerle izolasyon odasında tutulduğu...
Yemek reddi nedeniyle ceza uygulandığı...
Sayfanın devamını okumadı.
Dosyayı yavaşça kapattı.
Odadaki hava bir anda ağırlaşmıştı.
Müdür boğazını temizledi.
"Çok zor bir çocuk değildir aslında."
Karan gözlerini ona çevirdi.
"Öyle mi?"
Kadın huzursuzca kıpırdandı.
"Travmaları var."
Karan hiçbir şey söylemedi.
Çünkü dosyada gördüğü şey travma değil, ihmalkârlıktı.
Tam o sırada kapı çalındı.
"Gel."
Kapı yavaşça açıldı.
İçeri giren genç kız ilk olarak müdüre baktı.
Sonra odadaki yabancı adama.
Ve olduğu yerde durdu.
Derya.
Dosyadaki fotoğraftan farklıydı.
Daha zayıf görünüyordu.
Daha sessiz.
Daha kırılgan.
Kollarını bedenine sarmıştı.
Sanki kendini görünmez yapmaya çalışıyordu.
Karan fark ettirmeden onu inceledi.
Derya ise gözlerini ondan kaçırıyordu.
Yabancı erkeklerden hoşlanmıyordu.
Aslında yabancılardan hoşlanmıyordu.
Hayatının çoğunu bu duvarların arasında geçirmişti.
İnsanlara nasıl güvenileceğini bilmiyordu.
Müdür gülümsedi.
"Derya, otur."
Derya yavaşça sandalyeye geçti.
Tedirgindi.
"Bu Karan Bey."
Sessizlik oldu.
Derya cevap vermedi.
Müdür devam etti.
"Bugün bazı işlemler tamamlandı."
Derya'nın midesi düğümlendi.
"Neyin işlemleri?"
Kadın birkaç saniye sustu.
Sonra dosyayı kapattı.
"Artık burada kalmayacaksın."
Derya'nın yüzü bembeyaz kesildi.
"Karan Bey senin vasin olacak."
Derya şaşkınlıkla önce müdüre sonra Karan'a baktı.
Kalbi hızlanmıştı.
Tanımadığı bir adam.
Tanımadığı bir hayat.
Tanımadığı bir gelecek.
İlk düşündüğü şey korku oldu.
"Ben onu tanımıyorum."
Karan ilk kez konuştu.
Sesi sakindi.
"Ben de seni tanımıyorum."
Derya daha da gerildi.
Müdür araya girdi.
"Karan Bey, Kemal Bey'in vasiyetini yerine getiriyor."
Bu isim Karan'ın yüzünde kısa bir değişime neden oldu.
Kemal Bey...
Onu sokaktan alan adam.
Onu okutan ev aile veren adam.
Hayatını değiştiren adam.
Onun için bu kız neden bu kadar önemliydi ki
"Onu koru."
Sebebini söylememiş
Nedenini açıklamamıştı.
Sadece istemişti.
Ve Karan hayatında ilk kez bir vasiyetin nedenini öğrenememişti.
Derya'nın sesi düşüncelerini böldü.
"Neden?"
Odadakiler ona baktı.
"Neden beni almak istiyorsunuz?"
Karan birkaç saniye sustu.
Sonra gözlerinin içine baktı.
"Çünkü ona söz verdim."kemal babama"
Bu ismi duyduğu anda Derya'nın omuzlarındaki gerginlik biraz olsun azaldı.
Kemal Dede'yi tanıyordu.
Yurda geldiğinde çocuklarla konuşan, kimsenin yüzüne yukarıdan bakmayan o yaşlı adamı unutması mümkün değildi.
Onun yanında kendini garip bir şekilde güvende hissederdi.
Bazen diğer çocuklardan uzaklaşıp onun yanına otururdu. Kemal Dede ona kitaplardan bahseder, eski sahaflara giderlerdi. Derya konuşmayı pek sevmezdi ama onun yanında sessizlik bile huzurlu gelirdi.
Bu yüzden ölüm haberini aldığında günlerce odasından çıkmamıştı.
Şimdi karşısındaki adamın ağzından onun adını duymak, içindeki düğümün biraz çözülmesini sağlamıştı.
Ama sadece biraz...
Çünkü karşısındaki adam Kemal Dede değildi.
Kemal Dede'nin emanet ettiği yabancı biriydi.
Derya parmaklarını birbirine kenetledi.
Kalbi hâlâ hızlı atıyordu.
Burada mutlu değildi zaten.
Bu rutubet kokan duvarların arasında geçirdiği yıllar ona güzel anılar bırakmamıştı.
Bazı geceler ağlayarak uyumuştu.
Bazı günler görünmez olmak istemişti.
Bazı insanlar ona çocuk olduğunu bile unutturmuştu.
Ve şimdi...
Gitme vakti gelmişti.
Yıllardır hayalini kurduğu şey gerçekleşiyordu.
Bu binadan çıkacaktı.
Aynı odayı paylaştığı acımasız kızlardan...
Bitmek bilmeyen fısıltılardan...
Kendini ait hissetmediği bu yerden kurtulacaktı.
Ama nedense sevinemiyordu.
Çünkü özgürlük bazen korkutucuydu.
Özellikle de seni neyin beklediğini bilmiyorsan...
Belirsizlik...
Derya en çok ondan korkardı.
Gözlerini yavaşça Karan'a çevirdi.
Adam hâlâ sessizdi.
Sanki onu zorlamamak için konuşmuyordu.
Bu durum Derya'yı şaşırtmıştı.
Çünkü hayatındaki çoğu insan onun adına karar vermişti.
Babası...
Amcası...
Yengesi...
Yetimhane...
Herkes.
Ama ilk kez biri bekliyordu.
İlk kez biri ona zaman tanıyordu.
Bu durum içindeki korkuyu azaltmıyordu.
Sadece daha karmaşık hâle getiriyordu.
"Ya kötü biri çıkarsa?"
"Ya beni istemezse?"
"Ya bir gün o da giderse?"
Derya dudaklarını ısırdı.
Hayat ona bir şey öğretmişti.
İnsanlar giderdi.
Herkes giderdi.
Bu yüzden karşısındaki adama güvenmek için hiçbir sebebi yoktu.
Ama kalmak için de hiçbir sebebi kalmamıştı.
Karan bir süre sessiz kaldı.
Derya'nın yüzündeki korkuyu görebiliyordu.
Ama onu rahatlatmaya çalışmadı.
Çünkü bazı korkular birkaç güzel sözle geçmezdi.
Sonunda sakin bir sesle konuştu:
- Hazır olduğunda çıkalım.
Derya başını kaldırdı.
Hazır olduğunda...
Bu cümle ona yabancı gelmişti.
Hayatında kimse ona hazır olup olmadığını sormamıştı.
Bir an durdu.
Gerçek şu ki hazır değildi.
Belki hiçbir zaman hazır olmayacaktı.
Çünkü geleceğin nasıl göründüğünü bilmiyordu.
Belirsizlik onu korkutuyordu.
Ama burada kalmak da istemiyordu.
Korkularını da yanına alıp ayağa kalktı.
Çünkü bazen gitmek için cesur olman gerekmezdi.
Sadece kalamayacak kadar yorulmuş olman yeterdi.
Derya yavaşça başını kaldırdı.
- Hazırım.
Oysa ikisi de bunun doğru olmadığını biliyordu.
Yorumlar
- Gecegece99: mühürlenmiş tutanak diye ona dikkat çekmiş
- Ahu Başar: davranış bozukluğu mührü ne? 😂
- Gecegece99: derya zamanla güçlü olmayı ögrenicek
- Ali Ergin: derya korkuyor valla 😢