Keşfet

sırlar

Gölgede açan çiçek

Karan genç kıza olan saçma düşüncelerinden dolayı sinirlidir kendine kızgındır nasıl bu kadar pervasızca düşünebilir ki resmen kıza korktuğunda odama gel birlikte uyuyalım demişti ilk kez bir kızla aynı evi paylaşıyor olmasından kaynaklanıyor olmalıydı kahvaltisini bitirmiş gazetesini okuyordu genç kız hala aşaği inmemişti sahi acikmamişmişmiydi bu kız utaniyor muydu yoksa belkide kalkıp işe gitmeliydi ki kız rahat etsin düşünmekten odaklanamiyorduki hızla gazeteyi kapatıp masaya koydu tam yerinden kalkmisti ki merdivenlerden inen genç kızı gördü saçlari dağılmış kıvırcık saçlarini arkaya ittikçe yüzüne geliyordu habire kulağının arkasına beceriksizce ilistirmeye çalişiyordu yüzü gece uyuyamadiğindan olsa gerek solgun görünüyor göz altlarıda şişmişti üstelik ayicikli pijamalariyla bu kadar nasıl tatlı olabiliyordu acaba

Karan bunları düşünürken gözlerini kızdan alamadığını düşünerek saldalyesini cekip yerine geri oturdu Derya'nın çoktan oturduğunu yeni farketti ne diyip ne diyeceğini bilemedi birşey mi demeliydi ki

Derya sandalyesine oturduktan sonra masada kısa bir sessizlik oluştu.

Önündeki tabaktan bir parça ekmek aldı.

Sonra başını kaldırıp Karan'a baktı.

- Günaydın

- eyvallah

Derya gözlerini devirdi.

- Her soruma böyle mi cevap vereceksiniz?

- karan sustu

Genç kız dudaklarını büzdü.

- İnsanlarla konuşmayı sevmiyorsunuz galiba.

- Gereksiz konuşmaları sevmiyorum.

- Ben gereksiz miyim yani?

Karan başını gazeteden kaldırdı.

Bir an durdu.

- Sana öyle dedim mi?

- Demediniz ama ima ettiniz.

Karan derin bir nefes verdi.

Bu kız daha geleli bir gün olmuştu.

Şimdiden başını ağrıtmaya başlamıştı.

- Kahvaltını yap.

- Konuyu değiştiriyorsunuz.

- Evet.

- Neden?

- Çünkü bu evde sorguya çekilen kişi benmişim gibi hissediyorum

Derya homurdanarak çayından bir yudum aldı.

Bir süre sessizlik oldu.

Sonra yine dayanamadı.

- İşiniz ne?

- Çalışıyorum.

- Onu ben de biliyorum.

- Güzel.

- Ne kadar sinir bozucusunuz.

- Bunu bana sık sık söylerler.

Derya istemsizce güldü.

Karan ise o sesi duyunca birkaç saniye duraksadı.

Kız gülerken bambaşka görünüyordu.

Bu düşünce hoşuna gitmedi.

Hemen kahvesine uzandı.

_çok sıkılıyorum da dışarı çiksammi acaba yani çikicam haberin olsun yani çikabilirmiyim?

Karan öyle bir bakıyordu ki susmak zorunda kaldı o cesur kız gitmişti

- Bugün evden çıkmayacaksın.

- Nedenmiş o

- Çünkü şehri bilmiyorsun.

- Öğrenirim.

- Kaybolursun.

- Kaybolmam.

- Kesin kaybolursun.

Derya kaşlarını çattı.

- Beni çocuk sanıyorsunuz.

- Çünkü çocuksun.

- Değilim!

- Ayıcıklı pijamaların aksini söylüyor.

Derya'nın yüzü bir anda kızardı.

Refleksle kollarını göğsünde birleştirdi.

Karan ilk kez gözlerini kaçırmak zorunda kaldı.

Çünkü istemsizce genç kızı kızdırmıştı.

Ve tuhaf olan şu ki...

Bu durumdan keyif almıştı.

🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷

Karan evden çıktıktan sonra villa sessizliğe gömülmüştü.

Derya bir süre odasında oturdu.

Küçük Prens'i okumaya çalıştı.

Sonra pencereye baktı.

Sonra tekrar kitaba.

Sonra tekrar pencereye.

Canı sıkılmıştı.

Hem de çok.

Aşağıdan gelen temizlik seslerini duyabiliyordu.

Çalışanlar işlerini yapıyordu.

Onlarin yanına gidip meşgul edip oyalamak istemedi

Zaten geldiğinden beri herkese yük oluyormuş gibi hissediyordu.

Bu yüzden sessizce odasından çıktı.

Koridor boyunca yürümeye başladı.

Villa düşündüğünden bile büyüktü.

Bir sürü oda vardı.

Bazılarının kapıları açıktı.

Misafir odaları...

Kütüphane...

Çalışma odası...

Derya merakla etrafı inceliyordu.

Tam geri dönecekken koridorun sonunda kapalı bir kapı dikkatini çekti.

Diğer odalardan farklıydı.

Eski görünüyordu.

Kapı koluna uzandı.

Bir an duraksadı.

Belki girmemeliydi.

Ama merakı ağır bastı.

Kapıyı yavaşça açtı.

İçerisi loştu.

Pencerelerin üzeri beyaz örtülerle kapatılmıştı.

Eşyaların çoğunun üstünde ince bir toz tabakası vardı.

Köşelerde örümcek ağları görünüyordu.

Sanki uzun yıllardır kimse buraya girmemişti.

Derya birkaç adım attı.

Sonra gözleri odanın ortasına takıldı.

Siyah bir piyano...

Kocaman salonun tam ortasında duruyordu.

Şaşkınlıkla yaklaştı.

Parmaklarını tuşların üzerinde gezdirdi.

Tozun altında bile hâlâ çok güzeldi.

Piyanonun üzerinde çerçeveli eski bir fotoğraf duruyordu.

Derya fotoğrafı eline aldı.

Fotoğrafta genç bir çocuk vardı.

Yanında ise Kemal Dede...

İkisi de gülümsüyordu.

Derya çerçeveyi dikkatlice inceledi.

Çocuk tanıdık gelmişti.

Çok tanıdık...

Tam o sırada kapının dışında ayak sesleri duyuldu.

Derya irkilerek fotoğrafı yerine bıraktı.

Kalbi hızlandı.

Yakalanmak istemiyordu.

Hızla odadan çıktı.

Koridorda kimse yoktu.

Derin bir nefes aldı.

Ama şimdi daha da meraklanmıştı.

Çünkü fotoğraftaki çocuk...

Karan'ın küçüklüğüydü.

Ve o oda belli ki sıradan bir oda değildi.

Birinin anılarıyla birlikte kilitlenip unutulmuş gibiydi.

Mesela Karan'ın eve döndüğünde Derya'nın piyano odasına girdiğini öğrenmesi şöyle olabilir:

Akşam olmuştu.

Derya bütün gününü odasında geçirmiş gibi görünmeye çalışıyordu.

Ama aslında zihni hâlâ o odadaydı.

Tozlu piyano...

Kemal Dede'nin fotoğrafı...

Ve küçük Karan.

O fotoğrafı düşündükçe merakı daha da artıyordu.

Tam kitabını açmıştı ki aşağıdan araba sesi duyuldu.

Karan gelmişti.

Karan ceketini çıkarırken çalışanlardan biri yanına yaklaştı.

- Hoş geldiniz efendim.

- Hm.

- Bir şey söylemem gerekiyor.

Karan kaşlarını kaldırdı.

- Söyle.

Kadın tereddüt etti.

- Genç hanım bugün evi gezerken eski müzik odasına girmiş.

Karan'ın hareketleri bir anda durdu.

Yüzündeki ifade sertleşti.

- Ne dedin?

- Kapıyı açık görünce girmiş sanırım.

Karan hiçbir şey söylemedi.

Ama çenesinin kasılması çalışan kadının gözünden kaçmadı.

- Çıkabilirsiniz.

Kadın hemen uzaklaştı.

Karan olduğu yerde birkaç saniye hareketsiz kaldı.

Müzik odası...

Yıllardır kimseyi sokmadığı oda...

Yıllardır o odanın kapısını bile açmamıştı.

O kadının hatırasıydı o odaya kendisibile girmezdi

Sinirle merdivenlere yöneldi.

Derya odasında kitap okuyormuş gibi yapıyordu.

Kapının aniden açılmasıyla irkildi.

Başını kaldırdığında Karan'ı gördü.

Adamın yüzü her zamankinden daha sertti.

- Piyano odasına girdin mi?

Derya'nın boğazı kurudu.

Demek öğrenmişti.

- Ben...

- Girdin mi?

- Evet.

Karan derin bir nefes aldı.

Sakin kalmaya çalışıyordu.

- Sana odaya girmeni söyleyen oldu mu?

- Hayır.

- O halde neden girdin?

Derya başını eğdi.

- Merak ettim.

- Merak bazen başa bela açar.

- Sadece baktım.

- Baktığın yer sıradan bir oda değildi.

Derya'nın kaşları çatıldı.

- Neden?

Karan anında cevap vermedi.

Bakışları kısa bir an uzaklara kaydı.

Sonra tekrar ona döndü.

- Çünkü orası bana ait.

- Bu evin her yeri size ait zaten.

- Konu bu değil.

Derya dudaklarını birbirine bastırdı.

- Özür dilerim.

Karan'ın beklediği cevap bu değildi.

Bir an durdu.

Sonra daha sakin bir sesle konuştu.

- Bir daha girmeyeceksin.

- Tamam.

Sessizlik oldu.

Derya dudaklarını birbirine bastırdı.

- Beni istemiyorsun biliyorum beni göndericekmisin

Karan birkaç saniye ona baktı.

Yüzünde en ufak bir yumuşama yoktu.

- Eğer seni göndermek isteseydim, buraya getirmezdim.

Derya'nın kaşları çatıldı.

- O zaman neden bu kadar kızıyorsunuz?

- Çünkü sınırlarımı zorlamandan hoşlanmıyorum.

- Ben sadece merak ettim.

- Ve ben sadece uyarıyorum.

Karan'ın sesi soğuktu.

- Bu evde herkesin uyması gereken kurallar var.

- Ben çocuk değilim.

- O zaman çocuk gibi davranmayı bırak.

Bu söz Derya'nın canını acıttı biliyorum yük olurum ama...

Bakışlarını yere indirdi.

Karan bunu fark etti ama geri adım atmadı.

- Sana ait olmayan kapıları açmayacaksın.

- hıhı

- Sorulmayan soruları sormayacaksın.

Derya bu kez başını kaldırdı.

- Peki ya sizinle ilgili hiçbir şey bilmezsem?

Karan'ın yüzü ifadesizleşti.

- Bilmek zorunda değilsin ufaklık

- Aynı evde yaşıyoruz diye herşeyi yapabileceğin anlamına gelmez

- Bu, arkadaş olduğumuz anlamına da gelmez.

Oda bir anda sessizleşti.

Derya'nın boğazı düğümlendi.

Karan da söylediği sözlerin sert olduğunu biliyordu.

Ama geri çekilmedi.

Çünkü