Keşfet

Tehlike

Gölgede açan çiçek

Bölüm Şarkısı -Pinhani Aşk Bir Mevsim

Yağmurun cama vuran sesiyle uyandım.

Oda karanlıktı.

Başımı yastıktan kaldırıp saate baktım.

02.37.

Derin bir nefes alıp yeniden gözlerimi kapatacaktım ki...

İncecik bir ses duydum.

"Miyav..."

Kaşlarım çatıldı.

Bir an rüya gördüğümü sandım.

Battaniyeyi üzerime biraz daha çektim.

"Miyav..."

Ses bu kez daha yakındı.

Yavaşça yataktan kalktım.

Perdeyi araladığım anda bahçenin köşesinde küçücük bir gölge gördüm.

Yağmurun altında tir tir titreyen, sırılsıklam olmuş yavru bir kedi...

Kalbim kırıldı

"Kıyamam sana..."

Hemen dolabın üzerinden hırkamı aldım.

Sessizce kapıyı açıp koridora çıktım.

Kimseyi uyandırmadan aşağı indim.

Kapıyı usulca araladığım anda soğuk rüzgâr yüzüme çarptı.

Yağmur saçlarımı birkaç saniyede ıslattı.

Umurumda bile değildi.

Kedinin yanına çömeldim.

"Korkma..."

Titreyen minik bedeni avuçlarımın içine sığacak kadardı.

Beni görünce güçsüzce miyavladı.

"Tamam..."

"Artık yalnız değilsin."

Onu göğsüme bastırıp eve doğru yürüdüm.

Tam kapıya yaklaşmıştım ki arkamdan tanıdık bir ses duyuldu.

"Derya."

Olduğum yerde kaldım.

Başımı kaldırdığımda Karan'ı gördüm.

Balkonun demirlerine yaslanmıştı.

Bir elinde sigara vardı.

Yağmurun altında bana öyle sert bakıyordu ki...

Elindeki sigarayı yere atıp hızla merdivenlerden indi.

Kapıyı sertçe açtı.

"Ne yaptığını sanıyorsun sen?"

Kediyi biraz daha sıkı tuttum.

"Üşüyordu."

"Sana ne!"

Sesini yükseltmişti.

"Dışarı güvenli değil."

"Gece yarısı tek başına dışarı çıkıyorsun."

"Bir şey olsaydı?"

Omuz silktim.

"Olmadı."

"Derya!"

İlk kez gerçekten sinirlenmişti.

"Beni seni odana kilitlemek zorunda bırakma."

Kaşlarımı kaldırdım.

"Beni kilitleyemezsin."

"Denerim."

"Ben yine çıkarım."

Karan gözlerini kapattı.

Sabır çekiyordu.

"Beni delirtiyorsun."

"Hem de her gün."

İçeri girdim.

Ayakkabılarımdan sular damlıyordu.

Karan arkamdan kapıyı kapattı.

İkimiz de sırılsıklam olmuştuk.

Saçlarımdan damlalar yere düşüyordu.

Kediyi havluya sardım.

Karan bana baktı.

"Şu hâline bak."

"Bir kedi için mi bu kadar ıslandın?"

Başımı salladım.

"Evet."

"Olmaz."

"Neden?"

"O evde kalamaz."

Kucağımdaki yavru güçsüzce miyavladı.

Karan dönüp bakmamaya çalıştı.

"Lütfen."

"Hayır."

"Lütfen."

"Derya..."

"Baksana."

Kediyi ona doğru uzattım.

"Şuna bir bak."

İsteksizce baktı.

"Kahverengi tüylerine bak."

"Burnuna bak."

"Şu somurtan suratına bak."

Sonra gülümseyerek ekledim.

"Aynı sana benziyor."

Karan kaşlarını kaldırdı.

"Ben kediye mi benziyorum?"

"Evet."

"İkiniz de sürekli somurtuyorsunuz."

Karan istemsizce güldü.

Kısa sürdü.

Hemen ciddileşti.

"Yine de olmaz."

Alt dudağımı hafifçe büktüm.

"Lütfen..."

"Hiç arkadaşım yok."

"Sürekli seninle konuşuyorum."

"Sen de iki kelime cevap veriyorsun."

"Bari bu benim arkadaşım olsun."

Karan gözlerini kaçırdı.

Söylediklerim canını acıtmıştı.

Sessizlik uzadı.

Sonra istemeden mırıldandı.

"Çocuk ya..."

Başımı kaldırdım.

"Ne dedin?"

"Bir şey demedim."

"Dedin."

"Demedim."

Gülümsedim.

"Dedin."

Karan derin bir nefes verdi.

"Tamam."

"Ama bütün sorumluluğu sende."

"Odayı dağıtırsa..."

"Koltukları tırmalarsa..."

"Beni gece uyutmazsa..."

"Hepsi senin suçun."

Yüzüm istemsizce aydınlandı.

"Yani kalıyor mu?"

Karan başını iki yana salladı.

"Beni yine kandırdın."

Sevinçle kediyi havaya kaldırdım.

"Yaşasın!"

"Artık senin adın..."

Bir süre düşündüm.

"Tarçın."

Küçük kedi sanki adını beğenmiş gibi miyavladı.

Koşarak banyoya girdim.

"Ilık su hazırlamam lazım."

"Sonra güzelce kuruturuz."

Karan kapının önünde kollarını göğsünde birleştirip bizi izliyordu.

Başını hafifçe iki yana salladı.

"Deli..."

diye mırıldandı.

Ardından dudaklarının kenarında belli belirsiz bir tebessüm oluştu.

"Ama..."

"...bu ev, sen geldikten sonra ilk kez ev gibi hissettiriyor."

----------

Sabah güneşi perdelerin arasından süzülürken Tarçın'ın ince miyavlaması bütün evi doldurdu.

Derya gözlerini aralayıp doğruldu.

"Sabahın köründe yine ne istiyorsun sen?"

Tarçın yatağın üzerine zıplayıp patisiyle yastığı tırmaladı.

Derya gülümseyerek onu kucağına aldı.

"Tamam, anladım. Karnın acıkmış."

Küçük kedi bir anda kucağından atlayıp koridora koştu.

"Tarçın, yavaş!"

Peşinden giderken salonun ortasındaki halıya ayağı takıldı.

Bir anda dengesini kaybetti.

Tam yere düşecekken güçlü bir kol belini sardı.

Karan...

Derya şaşkınlıkla başını kaldırdı.

Aralarında yalnızca birkaç santim vardı.

Karan'ın eli hâlâ belindeydi.

"Düşecektin."

Derya hemen geri çekildi.

"İyiyim."

"Öyle görünmüyordun."

"Bırakabilirsin."

Karan elini yavaşça çekti.

"Bazen biraz dikkatli ol."

"Her zaman seni tutacak biri olmayabilir."

Derya başını çevirip Tarçın'ın peşinden yürüdü.

"Alışığım."

Mutfağa geldiklerinde Tarçın mama kabının önüne oturmuş miyavlıyordu.

Derya dolabı açtı.

Süt en üst raftaydı.

Parmak uçlarında yükseldi.

Biraz daha uzandı.

Tam sandalyeyi çekecekken arkasından uzun bir kol uzandı.

Karan tek hamlede sütü aldı.

Sessizce tezgâha bıraktı.

"Al."

Derya birkaç saniye sustu.

"...Teşekkür ederim."

Ses tonu hâlâ mesafeliydi.

Karan cevap vermedi.

Sadece onu izledi.

Derya sütü küçük kaseye döküp Tarçın'ın önüne koydu.

"Afiyet olsun, Tarçın."

Küçük kedi iştahla sütünü içmeye başladı.

Karan farkında olmadan gülümsedi.

"İkiniz birbirinizi bulmuşsunuz."

Derya omuz silkti.

"O en azından sözleriyle insanları kırmıyor."

Bu cümle Karan'ın tebessümünü bir anda sildi.

Tarçın sütünü bitirince küçük topunu ağzıyla getirip Karan'ın ayağının dibine bıraktı.

Karan topu alıp istemsizce Derya'ya attı.

Derya refleksle yakaladı.

Kısa bir sessizlik oldu.

Topu tekrar Tarçın'a attı.

Tarçın yine koşup topu Karan'a getirdi.

Birkaç dakika boyunca küçük kedi ikisinin arasında mekik dokudu.

Tam o sırada zil çaldı salona giren Hakan manzarayı görünce kahkaha attı.

"Şuna bak."

Tarçın sizden daha iyi arabuluculuk yapıyor.daha saglıklı İletişim kuruyor

Derya gülmemek için dudaklarını ısırdı.

Karan ise derin bir nefes verdi.

"İşin yok mu senin?"

"Vardı."

"Ama bunu görünce izlemek daha eğlenceli geldi."

Gece olduğunda Derya Tarçın'ı aramaya başladı.

"Tarçın?"

Cevap Karan'ın odasından geldi.

Kapıyı araladığında küçük kedinin Karan'ın yatağına kıvrıldığını gördü.

"Gel buraya."

Tarçın gözünü bile açmadı.

"Bak, küserim."

Kıpırdamadı.

Karan kitabını kapatıp hafifçe gülümsedi.

"Galiba burada kalmak istiyor."

"İmkânsız."

Derya yatağa yaklaşıp kediyi almaya çalıştı.

Tarçın bir anda Karan'ın omzuna çıktı.

Karan istemsizce güldü.

Derya da kendini tutamadı.

Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.

Karan bunu fark etti.

"Gülümsedin."

Derya hemen yüzünü ciddileştirdi.

"Hayır."

"Gördüm."

"Yanlış görmüşsün."

Kediyi sonunda kucağına aldı.

Kapıya yöneldi.

Tam çıkacakken durdu.

"İyi geceler."

Kapı kapandı.

Karan birkaç saniye kapıya baktı.

Sonra istemsizce gülümsedi

"Bir de güldü..."

Başını iki yana salladı.

"Az kaldı, ufaklık..."

"Bir gün o duvarlarını da indireceksin."

----

Kapıyı kapattığımda kalbim tuhaf bir şekilde hızlı atıyordu.

Karan'a hâlâ kırgındım.

Bunu değiştiren hiçbir şey olmamıştı.

Ama ne zaman Tarçın ikimizin arasına girse...

O kalın duvar, sanki fark ettirmeden biraz daha çatlıyordu.

Gece, evin üzerine ağır bir sessizlik çökmüştü.

Tarçın ayak ucumda kıvrılmış uyuyordu.

Ben ise nedense bir türlü gözlerimi kapatamıyordum.

Tam o sırada...

Evin sabit telefonu çaldı.

Bir kez...

İki kez...

Üç kez...

Koridora çıktığım anda Karan'ın da odasından çıktığını gördüm.

Bana kısa bir bakış attı.

"Odana dön."

"Neden?"

"Derya."

"Sadece odana git."

Sesindeki sertlik yüzünden geri çekildim.

Ama odama gitmedim.

Merdivenlerin gölgesinde sessizce bekledim.

Karan ahizeyi kaldırdı.

"Konuş."

Karşı taraftan birkaç saniye ses gelmedi.

Sonra boğuk, değiştirilmiş bir erkek sesi duyuldu.

"...Gölge."

Karan'ın çenesi gerildi.

"Ne istiyorsun?"

Adam alaycı bir kahkaha attı.

"Eskisi kadar soğukkanlı değilsin."

"Belli ki zayıf noktan var artık."

Karan tek kelime etmedi.

Adam konuşmaya devam etti.

"Kızı iyi koru..."

"Çünkü seni değil..."

"...en değer verdiğin şeyi hed