11
Gece boyunca aklım hem ağabeyimle geçirdiğim o eski, huzurlu günlerde hem de yarın Hope için atacağımız adımlardaydı.
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte şatonun doğu kulesinde yer alan, buram buram kurutulmuş şifalı otlar, esansiyel yağlar ve eski parşömenler kokan şifa odasına geçtik. Yüksek kemerli pencerelerden içeri süzülen taze sabah ışığı, raflardaki iksir şişelerini gümüşi bir renkle parlatıyordu.
Ak sakallı, bilge bakışlı Baş Şifacı Master Eldrin, geniş ahşap masanın üzerinde duran antik parşömenleri inceliyordu.
Bella, Hope ve ben masanın etrafında duruyorduk. Master Eldrin, elindeki mercekle Hope’un boğazını ve göğüs kafesini dikkatle muayene etti. Hope, masanın üzerinde otururken elimi bir an olsun bırakmıyor, minik parmaklarıyla elimi sımsıkı tutuyordu.
"Şaşırtıcı..." diye mırıldandı Master Eldrin, gür kaşlarını çatarak. "Fiziksel olarak ses tellerinde ya da boğazında en ufak bir hasar, bir engel yok. Bedenen tamamen sağlıklı bir çocuk."
Bella merakla öne atıldı. "Peki ama Master Eldrin, neden yıllardır tek kelime bile edemiyor? Neden sadece Faith ile konuşabiliyor?"
Gözlerim Hope'un parmaklarıyla oynadığı kolyeye kaydı. Benim baktığım yere Master Eldrin de baktı. Elindeki merceğini masaya bıraktı ve derin bir nefes aldı. Bakışları tekrar Hope’un boynuna, incecik altın bir zincirin ucunda sallanan zarif, koyu yeşil taşlı kolyeye odaklandı.
"Sorun bedende değil, enerjisel bir blokajda..." dedi Master Eldrin, parmağıyla kolyeyi işaret ederek. "Bu kolyeyi ne zamandır takıyor?"
Bella şaşkınlıkla kolyeye baktı. "Bu... Bu merhum yengem Sandra'nın ailesinden gelen bir hatıra. Sandra öldükten sonra ailesi Hope'a koruma amacıyla hediye etmişti. İki aile de Sandra'nın vefatından sonra bir daha konuşmadı ama bu kolye hep Hope'un boynundaydı."
Master Eldrin eldivenli eliyle kolyeye hafifçe dokundu. O an kolyeden neredeyse gözle görülmeyen gümüşi bir pırıltı yayıldı.
"Bu sıradan bir koruma büyüsü değil," dedi Master Eldrin. "Bu, perilerin veya yüksek büyü taşıyan soyun hazırladığı çok güçlü bir koruma efsunu. Fakat bu efsun, sadece saf kan üzerine etki etmek üzere tasarlanmış... Hope ise yarı kurt, yarı peri."
Zihnimde parçalar birden oturdu. "Yani..." dedim, hayretle Master Eldrin’e bakarak. "Kolyedeki peri koruma büyüsü, Hope'un içindeki kurt kanıyla çakışıyor mu?"
"Aynen öyle Faith," dedi Eldrin başıyla onaylayarak. "İki zıt gücün büyüsü çocuğun bedeninde sürekli bir savaş halinde. Koruma büyüsü kurt kanını bastırmaya çalışırken, Hope'un sesini ve ifadesini kilitlemiş. Kolyeyi uzun süre taktığı için de bu engel iyice yerleşmiş. Sadece senin gibi yarı peri olan biri onun bu kilitli zihnine ulaşabiliyor demek."
Hope masanın üzerinde kıpırdandı ve kulağıma doğru eğilip o ürkek sesiyle fısıldadı: “Faith... kolyemi çıkaracaklar mı? O annemin ailesinden kaldı...”
"Hope kolyesini çıkarmak istemiyor" dedim şifacıya ve Bella'ya bakarak.
Tam o sırada şifa odasının ağır kapısı gürültüyle açıldı. Devasa gölgesiyle içeri giren kişi Axel Keyl’di. Çelik grisi gözleri doğrudan masadaki kolyeye ve Master Eldrin’e odaklandı.
"Ne yaptınız?" dedi Axel, sesi otoriteyle yankılanarak. "Kızıma ne teşhisi koydunuz?"
Master Eldrin hürmetle başını eğdi. "Sanırım kolye Hope üzerinde yan etki yapmış Lordum. Bu güçlü bir peri koruma kolyesi ve biz bunu daha önce fark edememişiz."
Axel’in kaşları çatıldı. "Nasıl olur bu? Kaç kere getirdim onu buraya!"
"Kolye hiç aklıma gelmemişti açıkçası," diye itiraf etti Master Eldrin. "Faith kolyeye bakınca ben de şüphelendim ve dank etti birden."
"Eee, sonuç ne olacak peki?" dedi Axel, sabırsızlıkla bana ve şifacıya bakarak. "Nasıl emin olacağız buna?"
"Haber yollayacağım güvercin ile," dedi Eldrin. "Peri şifacılarına sorup böyle bir şeyin mümkün olup olmadığını ve kesin çözümünü öğreneceğim."
Axel kafasını salladı, kızıyla beni baştan aşağı süzdü. Bakışlarını tekrar şifacıya çevirip, "Çabuk hallet ve bana haber et," diye emretti.
"Tabii Lordum, siz merak etmeyin. Kısa sürede halledeceğiz inşallah."
Eldrin bana döndü. "Kolyeyi çıkarsak iyi olur, bir koruma kutusuna koyalım. Ona zarar vermeyecek şekilde yanında durur."
"Çıkaralım," dedim. Hope’a bakıp usulca ekledim: "Hatıran yine seninle kalacak güzelim, sadece boynunda durmayacak."
Bella ile ikimiz de kafamızı salladık. Şifacı kolyeyi nazikçe Hope'un boynundan çıkardı ve kadife kaplı koruma kutusuna koyup Hope’a uzattı. Hope annesinin hatırası boynunda olmadığı için biraz üzülse de kolyenin ona zarar verdiğini anlayınca morali bir nebze düzeldi. Kutuyu iki minik eliyle kucağına sıkıca bastırdı.
Master Eldrin, masanın üzerindeki özel parşömene hızlı adımlarla notlarını düşüp küçük bir güvercin kovanına doğru yürüdü. Mesajı gümüşi bir tüy kalemle yazıp tüpün içine yerleştirdi ve kuşu pencereden gökyüzüne doğru bıraktı.
"Mesaj Liyan Diyarı’ndaki Baş Şifacılara ulaşacak," dedi Master Eldrin bize dönerek. "Peri büyülerinin bu tür yan etkileri konusunda en doğru cevabı ve tedaviyi sadece onlar bilir."
Axel, kapının eşiğinde bir dağ gibi dikilmeye devam ediyordu. Gözleri bir an kucağında kutuyla oturan kızına, ardından boynunda o ağır kolyenin izi hafifçe kızarmış olan noktaya kaydı. Çelik grisi gözlerinde ilk defa bu kadar belirgin bir suçluluk ve pişmanlık gördüm. Kızını korumak için boynuna astıkları o hatıra, meğer yıllardır onun sesini çalan karanlık bir kilitmiş...
"Master Eldrin," dedi Axel, sesi her zamankinden daha kısık ama derin bir tonda. "Cevap ne zaman gelir?"
"Kuş uçuşuyla en geç bir haftaya haber alırız Lordum," dedi Eldrin saygıyla eğilerek. "O zamana kadar Hope'un bedenindeki bu zıt büyülerin yatışması için ona hafif bitki çayları hazırlayacağım."
Axel bir şey söylemeden birkaç adım öne çıktı. Devasa eliyle Hope’un başını okşadı. Hope başını babasının avucuna doğru yaslarken, Axel’in sert bakışları bir anlığına bana kaydı; bakışlarında saklayamadığı derin bir minnet vardı...