Keşfet

3

Güç rüzgarı

Baba Halien'in anlatımı;

Gümüş Mühür'ün kırıldığı haberi, hayatım boyunca duyduğum en korkunç haberlerden biriydi.

Yüzyıllardır Astran Klanı'nı koruyan o kutsal nesne artık parçalanmıştı. Onun sağladığı büyülü kalkan olmadan düşmanlarımızın karşısında eskisi kadar güvende değildik. Üstelik mührün kırılması, yalnızca klanımızı değil, bütün topraklarımızın geleceğini tehdit edebilirdi.

Çalışma odamın penceresinden dışarıya bakarken ellerimi arkamda birleştirdim. Muhafızlar avluda hareket hâlindeydi. Büyücüler, mührün geride bıraktığı kalıntıları incelemek için birbiri ardına kaleye çağrılıyordu. Herkes bir cevap arıyordu ama henüz hiç kimse bize içimizi rahatlatacak bir haber getirememişti.

Mührü kimin kırdığı sorusu zihnimden bir türlü çıkmıyordu.

Klara'nın anlattıkları hâlâ kulaklarımda yankılanıyordu. Faith'in kurdunu uyandırabilmek için kara büyüye başvurduğunu, onu durdurmaya çalışmasına rağmen mührü parçaladığını söylemişti.

Faith on sekiz yaşına gelmişti ama içindeki kurt hâlâ uyanmamıştı. Yıllardır bunun nedenini öğrenmek için elimden geleni yapmıştım. Diyardaki en yetenekli büyücüleri çağırmış, bilgeliğiyle tanınan kişilere danışmıştım. Yine de hiçbir sonuç alamamıştık.

Bir baba olarak kızım için endişeleniyordum. Fakat bir klan lideri olarak bütün halkımın güvenliğini düşünmek zorundaydım.

Kara büyüye karşı yıllardır savaşmıştım. Onun nelere yol açabileceğini biliyordum. Gümüş Mühür'ün kırılmasıyla ortaya çıkabilecek tehlikeleri düşünmek bile içimdeki huzursuzluğu artırıyordu.

Yine de zihnimin bir köşesinde, susturamadığım bir soru vardı.

Faith gerçekten bunu yapmış olabilir miydi?

Kızımın yüzündeki şaşkınlığı hatırladım. Kendini savunurken gözlerimin içine bakmış, mührü kırmadığına yemin etmişti. Sesindeki çaresizliği duymuştum.

Ama Klara da onun ikiziydi. O da benim kızımdı.

Hangisine inanmalıydım?

Dişlerimi sıktım. Önce klanı korumalı, mührün kırılmasının sonuçlarını öğrenmeliydim. Diğer her şey bekleyebilirdi.

Fakat Faith'i kapının dışına gönderdiğim an, geri dönüşü olmayan bir karar verdiğimi henüz bilmiyordum.

O gece, Astran Klanı'nın kapıları kapanırken kızımın nereye gittiğini düşünmemeye çalışmıştım. Kendime, yaptığı şeyin sonuçlarıyla yüzleşmesi gerektiğini söylemiştim.

Ama dışarıdaki fırtına şiddetlendikçe içimdeki huzursuzluk da büyüyordu.

Tam düşüncelerime dalmışken çalışma odamın kapısı çalındı.

"Gel."

Karım Anna içeri girdi. Yüzündeki endişeyi saklamaya çalışsa da onu yıllardır tanıyan biri olarak ne hissettiğini anlayabiliyordum. Ardından Klara da odaya girdi ve kapının yanında sessizce durdu.

"Bu konuyu daha fazla erteleyemeyiz," dedim ikisine bakarak. "Gümüş Mühür'ün kırılması sıradan bir olay değil. Klanımızın koruması zayıfladı. Düşmanlarımız bunu öğrenirse saldırmak için fırsat kollayacaklardır."

Anna başını salladı.

"Peki, şimdi ne yapacağız? Büyücülerden bir haber var mı?"

"Henüz yok. Mührün kalıntılarını inceliyorlar. Fakat onu eski hâline getirebileceklerinden bile emin değilim."

Klara ellerini birbirine kenetledi.

"Baba... Ben hâlâ olanlara inanamıyorum."

Bakışlarımı ona çevirdim.

"Faith'in mührü bilerek kırdığına emin misin?"

Klara bir an duraksadı. Ardından başını hızla salladı.

"Evet. Onu durdurmaya çalıştım. Kurdunu uyandıramadığı için öfkeliydi. Mührün ona yardım edebileceğini düşünüyordu. Ben karşı çıkınca beni dinlemedi."

Anna'nın yüzü gerildi.

"Faith bunu neden yapsın ki? O mühür sıradan bir büyülü nesne değildi. Hepimiz onun önemini biliyoruz."

"Ben de bunu anlamaya çalışıyorum," dedim. "Kara büyünün ne kadar tehlikeli olduğunu bilmemesi mümkün değil."

Klara gözlerini yere indirdi.

"Belki de kurdunun hiç uyanmaması onu düşündüğümüzden daha fazla etkiledi. Hepimiz onun için endişelendik ama..."

Sözünü tamamlamadı.

Odanın içine ağır bir sessizlik çöktü.

Faith'in yıllardır kurdunu uyandırmaya çalıştığını biliyordum. Her başarısız denemeden sonra yüzündeki hayal kırıklığını görmüş, ona yardım edebilmek için diyarda tanınan büyücülere başvurmuştum. Yine de içindeki kurt sessizliğini korumuştu.

Fakat bu, kara büyüye başvurmasını haklı çıkarmazdı.

"Onun kurdunun uyanmaması, bütün klanı tehlikeye atmasına gerekçe olamaz," dedim sertçe.

Anna bana baktı.

"Faith'i gerçekten bir daha görmek istemiyor musun?"

Sorusu karşısında çenem gerildi.

"Ona yaptıklarının sonuçlarını anlaması gerektiğini söyledim. Şu an önceliğim klanın güvenliği."

"Ya yanılıyorsan?" diye sordu, sesini alçaltarak.

Bakışlarımı ona çevirdim.

"Ne demek istiyorsun?"

"Ya Faith gerçekten yapmadıysa? Klara onun yaptığını söylüyor ama Faith de kendi gözlerimizin önünde suçsuz olduğunu söyledi."

Klara'nın yüzündeki ifade değişti. Başını kaldırıp annesine baktı.

"Anne, ben kendi gözlerimle gördüm. Neden bana inanmıyorsunuz?"

"Ben yalnızca gerçeği öğrenmek istiyorum," diye karşılık verdi Anna. "Bu olanlar hepimizi etkiliyor."

Klara'nın gözleri doldu.

"Onu korumak için kendimi tehlikeye attım. Şimdi de suçlanan ben mi olacağım?"

"Klara, kimse seni suçlamıyor," dedim. "Ama bundan sonra bu konuda söylenen her şeyi dikkatle inceleyeceğiz."

Kızım dudaklarını birbirine bastırdı. Bir süre sonra başını eğdi.

"Peki, baba."

Tam o sırada kapı yeniden çalındı.

"İçeri gir."

İçeri giren muhafızın yüzünde bu kez önceki gerginliğinden farklı bir ifade vardı.

"Efendim, mührün kalıntılarını inceleyen büyücülerden haber geldi."

Hemen ona döndüm.

"Ne buldular?"

Muhafız başını eğdi.

"Gümüş Mühür'ün kırıldığı doğrulandı. Ancak büyücüler, kalan parçalar üzerinde yaptıkları incelemenin ardından mührün onarılabileceğini düşünüyorlar. Çalışmalara kısa süre içinde başlayabileceklerini söylediler."

Bir an sessiz kaldım.

"Gerçekten onarılabilir mi?"

"Evet, efendim. En azından şu anki değerlendirmeleri bu yönde."

İçimden derin bir nefes bıraktım. İlk kez saatlerdir omuzlarımdaki yükün biraz hafiflediğini hissettim.

"Öyleyse hiç vakit kaybetmesinler. Gereken bütün malzemeleri temin edin. Hiçbir masraftan kaçınılmayacak."

"Emredersiniz, efendim."

Muhafız başını eğerek odadan çıktı.

Anna'nın yüzünde ilk kez rahatlamaya benzeyen bir ifade belirdi. Klara da annesine dönerek ona sarıldı.

"Baba, duydun mu? Her şey yoluna girecek!"

Kızımın yüzündeki sevinci görünce hafifçe başımı salladım.

"Haberi duydum, kızım. Ama mührün onarılabilecek olması, yaşananların bütün sonuçlarının ortadan kalkacağı anlamına gelmez."

Klara'nın gülümsemesi bir anlığına zayıfladı. Sonra yeniden başını salladı.

"Haklısın, baba."

Anna elini kızımın omzuna koydu. İkisi de biraz olsun rahatlamış görünüyordu.

"Ben mührün bulunduğu odaya gidip kalıntıları kendi gözlerimle görmek istiyorum," dedim. "Belki büyücülerin incelemesi gereken başka bir ayrıntı vardır."

"Peki," dedi Anna.

Klara da başını salladı.

"Tamam, baba."

Onlar odadan çıktıktan sonra paltomu alıp çalışma odamdan ayrıldım.

Koridor boyunca ilerlerken aklım yeniden Faith'e kaydı.

Mührün onarılabilecek olması klanımız için iyi bir haberdi. Ancak bu, kızımın suçlu olduğunu kanıtlamıyordu. Onu evinden kovarken öfkemin ve korkumun kararımı ne kadar etkilediğini düşünmek istemiyordum.

Yine de gerçeği öğrenmeliydim.

Mührün bulunduğu odaya vardığımda kapının önünde iki muhafız bekliyordu. İçeri girdiğimde yerdeki gümüş parçalarının dikkatle toplandığını gördüm.

Büyücülerden biri başını kaldırıp bana baktı.

"Efendim, geldiğinize sevindim. Size göstermek istediğimiz bir şey var."

Kaşlarımı çattım.

"Nedir?"

Büyücü, gümüş parçalarının arasından küçük, kararmış bir kırıntıyı dikkatle ayırdı.

"Mührün kendisi onarılabilir," dedi. "Ancak kırılmadan önce üzerine işlenmiş büyüyü incelememiz gerekiyor. Çünkü burada yalnızca fiziksel bir kırılma izi yok."

Bir adım yaklaştım.

"Ne demek istiyorsun?"

Büyücü, kararmış parçayı avucunda tutarak gözlerimin içine baktı.

"Mührün içindeki büyü, kırılmadan önce dışarıdan bir etkiye maruz kalmış olabilir."

Yüzümdeki ifade sertleşti.

"Dışarıdan mı?"

"Evet, efendim. Fakat bunun nasıl gerçekleştiğini henüz bilmiyoruz."

Bir süre parçaya baktım." Ah

Yorumlar

  • Es Es: 🤷
  • Duygu Aktaş: bunu nasıl adlandırabilirsin ki?
  • Es Es: Klara yüzünden akılari bulandı o yüzden ön yargı ile davrandı
  • Ayla Sancak: O mühür sıradan değil ya feith onu koruduk mu sandık diye sormak belki mantıklıydı
  • Es Es: Abisi gelince göreceğiz
  • Aslı Okur: feitha buna nasıl cesaret edebilirdi onun yerine başkasını seçmelisin artık
  • Es Es: Geç kaldı babasına güvenmez artık
  • Es Es: Ön yargı işte, düşünmeden hareket etti
  • Ebru Hazar: O kapının ardında neler olacağını önce doğru anlamış olsaydın keşke
  • Ahmet Gürsoy: bir şeyi anlaman gerekiyor feith sana önemli bilgileri iletmeli yine de dünyayı kurtaralım diye
  • Es Es: Niye kötü mü hikâyem
  • Asena Kurt: kimin kırdığını öğrenmeliydin bu lanet hikaye burada bitmeli