TANIMADIĞIM BİR YÜZ
HAFIZAMDA BİR YABANCI-(Kioku no naka no mishiranu hito)
İkinci Bölüm: Tanımadığım Bir Yüz
“Bazı rüyalar uyandığımızda sona erer. Bazılarıysa gözlerimizi açtığımızda başlar.”
I. Hatırlanmayan Bir Ses
Itsuki, sabah kahvaltısında üçüncü kez çayını karıştırıyordu.
Bardağın içindeki kaşık, porselene her dokunduğunda ince bir ses çıkarıyordu. Annesi gazetesini okuyor, Ren telefonundan bir şeyler inceliyor, babasıysa her zamanki gibi kahvaltısını sessizce yapıyordu. Evde alışılmış bir sabah yaşanıyordu.
Yalnızca Itsuki'nin aklı başka bir yerdeydi.
Gece gördüğü rüyayı hatırlamaya çalışıyordu. Aslında hatırlamakta zorlandığı söylenemezdi. İstasyonun ayrıntıları, ışıkların titremesi, uzaktan gelen tren sesi... Hepsi zihninde canlılığını koruyordu. Asıl tuhaf olan, rüyadaki kızın sesini unutamamasıydı.
Yüzünü görmemişti. Hatta yanında olup olmadığından bile emin değildi. Ama sesini hatırlıyordu.
Sanki uzun zamandır tanıdığı biriyle konuşmuştu.
— Itsuki.
Annesinin sesiyle başını kaldırdı.
— Efendim?
— Sana bir şey sordum.
— Özür dilerim, duymadım.
Annesi hafifçe gülümsedi.
— Bugün okuldan sonra doğrudan eve gelecek misin?
— Sanırım. Neden?
— Babanla alışverişe çıkacağız. Ren de arkadaşına gidecek. Akşam yemeğini birlikte hazırlayalım istedim.
— Olur.
Ren başını telefonundan kaldırdı.
— Ağabeyim evde yemek hazırlayacaksa ben dışarıda yemeyi tercih ederim.
Itsuki ona baktı.
— Senin fikrini soran olmadı.
— Yine de ailemi uyarmak istedim.
Babası gülümseyerek çayından bir yudum aldı.
— İkiniz de yemek hazırlamayı öğrenirseniz annenizin işi kolaylaşır.
— Ben öğrenebilirim, dedi Ren.
Itsuki kaşlarını kaldırdı.
— Bu kadar hızlı taraf değiştireceğini düşünmemiştim.
— Ben en azından tarifi okuyabilirim.
Annesi gülerek ikisinin arasına girdi. Sohbet yeniden sıradan konulara döndü. Itsuki de konuşmalara katıldı fakat aklının bir köşesinde istasyonun görüntüsü duruyordu.
Evden çıkmadan önce odasına uğradı. Masasının üzerindeki fotoğraf makinesini aldı. Çantasına yerleştirirken bir an durdu.
Rüyadaki kızın sesini yeniden hatırladı.
Tekrar görüşecek miyiz?
Kendi kendine hafifçe güldü.
— Saçmalık.
Bir rüya yüzünden bütün sabahını düşünerek geçirmek anlamsızdı. Üstelik rüyasında gördüğü kişi gerçek bile olmayabilirdi.
Yine de kapıdan çıkarken, o yabancının sorusuna verdiği cevabı düşündü.
Bilmiyorum.
Keşke başka bir şey söylemiş olsaydı.
II. Takayama'da Küçük Bir Sır
Sakura, kahvaltıdan sonra odasına döndüğünde çizdiği istasyon resmini yeniden inceledi.
Gece uyandığında yaptığı küçük ekleme, resmin bütün havasını değiştirmişti. Bankın yanında duran siluet, artık boş peronun yalnızlığını bozuyordu. Yüzü yoktu. Kolları ve bacakları birkaç çizgiden ibaretti. Yine de Sakura, o siluetin kim olduğunu biliyormuş gibi hissediyordu.
Defterini kapatıp çantasına koydu.
Bugün okulda yoğun bir gün olacaktı. Öğleden sonra sanat kulübünün toplantısı vardı. Öğretmeni, öğrencilerden sonbahar temalı bir çalışma hazırlamalarını istemişti. Sakura henüz ne çizeceğine karar vermemişti.
Aşağı indiğinde Mei ayakkabılarını giyiyordu.
— Nereye?
— Okula.
— Bu saatte mi?
— Evet, Sakura. Okullar sabah açılıyor. Bunu henüz öğrenemedin mi?
Mei çantasını omzuna attı.
— Çok komiksin.
Sakura onun saçlarını düzeltti.
— Öğle yemeğini unutma.
— Unutmam.
— Dün unuttun.
— Dün farklıydı.
— Nesi farklıydı?
Mei bir an düşündü.
— Dün unutmuştum.
Sakura başını iki yana salladı.
— Git artık.
Mei kapıdan çıkarken arkasına döndü.
— Sen de geç kalma!
Sakura gülümseyerek onu uğurladı.
Anneannesi mutfakta çay hazırlıyordu. Sakura çantasını alırken yaşlı kadın ona baktı.
— İyi uyudun mu?
Soru beklenmedikti.
— Evet. Neden sordun?
— Gece biraz hareketliydin. Bir şeyler mırıldandığını duydum.
Sakura'nın eli çantasının askısında durdu.
— Ne söyledim?
— Tam anlayamadım. Birkaç kelime duydum yalnızca.
— Ne gibi?
Anneannesi fincanı masaya bıraktı.
— Birine bir şey soruyordun sanırım.
Sakura'nın aklına istasyon geldi.
— Ne sorduğumu hatırlıyor musun?
— Hayır. Sabah uyandığımda da unutmuştum.
Sakura birkaç saniye sessiz kaldı.
— Rüyamda bir istasyon gördüm, dedi sonunda.
Anneannesi ona döndü.
— Nasıl bir istasyon?
— Eski. Terk edilmiş gibi. Birisi daha vardı orada.
— Tanıdığın biri mi?
— Hayır.
— Yüzünü gördün mü?
Sakura başını salladı.
— Görmedim.
Anneannesi fincanını eline aldı. Bir şey söylemek istiyor gibiydi fakat vazgeçti.
— Bazen insanın zihni gün içinde gördüğü şeyleri bir araya getirir. Rüyalar da bundan ibarettir.
— Belki.
Sakura kapıya yöneldi. Tam çıkacakken anneannesi arkasından seslendi.
— Sakura.
— Efendim?
— Rüyalarına fazla anlam yükleme. Her görüntünün bir karşılığı olmak zorunda değil.
Sakura bu kez cevap vermedi.
Çünkü anneannesinin sözleri, ona bir öğüt vermekten çok, bir şeyden uzak durmasını istiyormuş gibi gelmişti.
III. Şehrin İçindeki Yabancı
Itsuki, okul çıkışında arkadaşlarıyla birlikte istasyona doğru yürüyordu.
Yanındaki Haruto, hafta sonu yapılacak bir etkinlikten bahsediyordu. Sınıftan birkaç kişi birlikte bir sergiye gitmek istiyordu. Itsuki de davet edilmişti fakat henüz karar vermemişti.
— Sen de geliyorsun, değil mi? diye sordu Haruto.
— Bakarım.
— Her zamanki cevabın.
— Çünkü her zamanki gibi henüz karar vermedim.
Haruto güldü.
— Bazen seninle konuşurken duvara soru sorduğumu düşünüyorum.
— Duvarlar daha iyi dinler.
— En azından cevap vermezler.
Itsuki omzundaki çantayı düzeltti.
— İşte bu yüzden onları seviyorum.
Bir süre daha yürüdüler. Yol ayrımına geldiklerinde Haruto başka bir sokağa saptı. Itsuki ise eve gitmeden önce fotoğraf çekmek için biraz dolaşmaya karar verdi.
Hava kapalıydı. Binaların arasından görünen gökyüzü, gri bir örtü gibi şehrin üzerine yayılmıştı. İnsanlar şemsiyelerini yanlarında taşıyor, bazıları yağmur başlamadan önce evlerine ulaşmaya çalışıyordu.
Itsuki küçük bir köprünün üzerinde durdu.
Aşağıdan geçen araçların sesi, uzaktaki trenlerin gürültüsüne karışıyordu. Fotoğraf makinesini kaldırdı. Köprünün korkuluklarına yaslanmış yaşlı bir adamı, arka plandaki binalarla birlikte kadraja aldı.
Deklanşöre bastı.
Sonra ekranına baktı.
Fotoğrafın bir köşesinde, karşı kaldırımda yürüyen genç bir kız vardı. Yüzü seçilmiyordu. Kalabalığın arasında yalnızca silueti görünüyordu.
Itsuki fotoğrafı biraz büyüttü.
Kızın duruşunda dikkatini çeken bir şey vardı. Belki de yalnızca bir anlığına başını çevirmiş olmasıydı.
Birden, gece duyduğu ses zihninde yankılandı.
Sen kimsin?-誰ですか? (Dare desu ka?)
Itsuki fotoğrafı kapattı.
Bu kadarını da rüyasına bağlamaya başlamıştı. Bir yabancının sesi yüzünden sokaktaki insanlara farklı gözlerle bakması oldukça anlamsızdı.
Kamerayı çantasına koydu ve yürümeye devam etti.
Ancak birkaç sokak sonra durdu.
Neden durduğunu bilmiyordu.
Yalnızca bir an için, arkasından birinin kendisine seslendiğini düşünmüştü. Döndüğünde kaldırımda yürüyen birkaç insan dışında kimse yoktu.
Başını iki yana salladı.
— Fazla düşünüyorsun, Itsuki.
Yoluna devam etti.
IV. Bir Çizimin Eksik Parçası
Sakura, sanat kulübündeki toplantıdan sonra okulun bahçesinde bir süre oturdu.
Arkadaşları konuşup gülüşerek binaya doğru ilerlemişti. O ise çantasından defterini çıkarıp yeni bir sayfa açmıştı.
Öğretmenleri sonbahar temalı bir çalışma istemişti. Çoğu öğrenci ağaçlar, yapraklar ve yağmurlu sokaklar çizmeyi tercih ediyordu.
Sakura'nın kalemiyse yine aynı yere yöneldi.
Bir peron.
Eski bir bank.
Uzakta uzanan raylar.
Bir de duvar saati.
Çizime devam ederken kendisini durdurdu. Bu istasyonu daha önce görmediğinden emindi. Fotoğraf albümlerinde, kitaplarda ya da internette karşısına çıkmış bir yer değildi.
Peki neden bütün ayrıntılarını çizmek istiyordu?
Bir süre sonra defterin kenarına küçük bir not yazdı:
Burası nerede?
Ardından notun altına bir çizgi çekti.
— Sakura?
Başını kaldırdığında sınıf arkadaşı Yui'yi gördü.
— Burada ne yapıyorsun?
— Biraz çizim yapıyordum.
Yui yanına oturdu.
— Ne çizdin?
Sakura defterini kapatmak istedi ama Yui çoktan sayfaya bakmıştı.
— Bu bir istasyon mu?
— Evet.
— Güzelmiş.