Keşfet

BÖLÜM 2

HASTANE KORİDORLARI

Bölüm 1

  “Yıllar sonra karşıma çıktı nihayet" dedi hemşire Sevil, “Allah Teâlâ’ya o kadar dua ettim ki onu karşıma çıkar diye. Sonunda dualarım kabul oldu, ama ya o değilse. İsmi ve soy ismi de aynı. Çenesinin altındaki yarık bile aynı. Bir-tek boynunun arkasındaki siyah leke kaldı. Onu da görebilsem, İlkokul yıllarım da sevdiğim ama birden ortadan kaybolan Kadir, olduğunu anlarım"

O kendi kendine konuşurken, o sırada koridorun başka bir yerinde hüzünlü dakikalar yaşanıyordu.

  “Mustafa, Mustafa nasıl doktor bey" diyordu yaşlı bir kadın.

  “Durumu şimdilik iyi görünüyor, ama en kısa sürede karaciğer nakli yapılmazsa hastayı her an kaybedebiliriz" dedi doktor üzgün bir vaziyette.

Yaşlı kadının yanındaki genç bayan:

  “Abimin durumu çok mu kötü doktor bey” dedi yutkunarak.

  ‘Maalesef öyle ama Allah Teâlâ’dan umut kesilmez. Siz yeter ki umudunuzu kaybetmeyin ve metanetli olun. Yanlarından ayrıldı dertli bir şekilde, çaresiz hastaları da yakınlarını gördükçe işi parçalanıyordu. Fakat yapacak bir şey de yoktu, doktorluk kendi mesleğiydi.

Aslında bu tür şeylere alışkındı. Ama yufka yürekli olduğundan bu tür şeylere dayanamıyordu.

Bir çocuk sağ kolu alçılı bir şekilde, annesinin kolunda tutmuş koridorda ilerliyordu. Yaşlı bir adam elindeki bastonda yavaş yavaş ilerliyor bir taraftan da öksürüyordu, belli ki akciğerlerinde sorun vardı.

Bugün hastane koridorları çare arayanlarla dopdoluydu. Hatta şimdiye kadar böyle bir doluluk görülmemişti. Doktorlar ve hemşireler bu durum karşısında sağa sola koşturuyorlar, hastaları iyileştirebilmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlardı. Acaba salgın bir hastalık mı vardı da hastalar bu kadar çok yoğundu. Bunun bilinilmesi için birtakım testler yapılması gerekiyordu, ancak bundan sonra salgın hastalığın olup olmadığı ortaya çıkardı.

Yoğun bakım önünde Kadir Bey'in annesi kız ve erkek kardeşi bekleşiyorlardı. Hayırlı bir haber alabilmek için.

Hemşire yoğun bakım odasından çıkınca onun etrafını sararak soru yağmuruna tuttular. Hemşire onların sorularına tek tek cevap verdikten sonra yanlarından ayrıldı.

Hasta yakınları kendi düşüncelerine dalmışken hemşirenin de bambaşka düşünceleri vardı. Evet, evet oydu, yıllar evvel ortadan kaybolan arkadaşıydı. Onun arkadaşı olduğunu hasta yakınlarından anlamıştı.

“Yıllar sonra karşıma çıktı nihayet" dedi hemşire Sevil, “Allah Teâlâ’ya o kadar dua ettim ki onu karşıma çıkar diye. Sonunda dualarım kabul oldu, ama ya o değilse. İsmi ve soy ismi de aynı. Çenesinin altındaki yarık bile aynı. Bir-tek boynunun arkasındaki siyah leke kaldı. Onu da görebilsem, İlkokul yıllarım da sevdiğim ama birden ortadan kaybolan Kadir, olduğunu anlarım"

O kendi kendine konuşurken, o sırada koridorun başka bir yerinde hüzünlü dakikalar yaşanıyordu.

“Mustafa, Mustafa nasıl doktor bey" diyordu yaşlı bir kadın.

“Durumu şimdilik iyi görünüyor, ama en kısa sürede karaciğer nakli yapılmazsa hastayı her an kaybedebiliriz" dedi doktor üzgün bir vaziyette.

Yaşlı kadının yanındaki genç bayan:

“Abimin durumu çok mu kötü doktor bey” dedi yutkunarak.

  ‘Maalesef öyle ama Allah Teâlâ’dan umut kesilmez. Siz yeter ki umudunuzu kaybetmeyin ve metanetli olun. Yanlarından ayrıldı dertli bir şekilde, çaresiz hastaları da yakınlarını gördükçe işi parçalanıyordu. Fakat yapacak bir şey de yoktu, doktorluk kendi mesleğiydi.

Aslında bu tür şeylere alışkındı. Ama yufka yürekli olduğundan bu tür şeylere dayanamıyordu.

Bir çocuk sağ kolu alçılı bir şekilde, annesinin kolunda tutmuş koridorda ilerliyordu. Yaşlı bir adam elindeki bastonda yavaş yavaş ilerliyor bir taraftan da öksürüyordu, belli ki akciğerlerinde sorun vardı.

Bugün hastane koridorları çare arayanlarla dopdoluydu. Hatta şimdiye kadar böyle bir doluluk görülmemişti. Doktorlar ve hemşireler bu durum karşısında sağa sola koşturuyorlar, hastaları iyileştirebilmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlardı. Acaba salgın bir hastalık mı vardı da hastalar bu kadar çok yoğundu. Bunun bilinilmesi için birtakım testler yapılması gerekiyordu, ancak bundan sonra salgın hastalığın olup olmadığı ortaya çıkardı.

Yorumlar

  • Nazlı Özdemir: Keşke sevilin duaları gerçekten kabul olsaydı kadir kesinlikle onu bulabilmeliydi
  • İbrahim Ergin: @hansel1976 hemşirenin duygu dalgalanmaları çok gerçekçi etkileyici bir sahne olmuş
  • İsmail Keskin: yaşlı kadının çaresizliği ve umudu içimi acıttı çok zor bir durum
  • Ceren Deniz: Bir çocuk hastanelerde bile ne kadar masum kalabiliyor yazık gerçekten
  • AZRA KARADUMAN: ilk kez böyle bir kalabalık görüyorum hastanede ne oluyor bu duruma ya?
  • Emre Meydan: umarım o karaciğer naklini yaparlar yoksa çok acı bir durum yaşanacak