Keşfet

BÖLÜM 4

HASTANE KORİDORLARI

Bölüm 4

Sevil hemşire, acil hastalarla ilgilendiğinden yoğun bakımda yatan hastayı tamamen unutmuştu. O sırada yoğun bakımda yatan hasta normal odaya alınmış, orada tedavi edilmeye başlanmıştı.

  ‘Anne’ dedi Kadir Bey ‘Benim neyim varmış’ dedi hafif hırıltılı bir sesle

Annesi onun sorusu üzerinde kafasını yana çevirmiş, cevap vermemişti. Çünkü oğlunun hastalığını söylemekte zorlanıyordu. Bu yüzden de ona cevap vermemişti. Onun cevap vermemesi kötü bir şeylerin olduğunun apaçık belirtisiydi, ama hastalığı ne olabilirdi.

  ‘Anne ben çocuk değilim’ dedi Kadir Bey ‘O yüzden de benden gerçekleri saklamayın. Kötü bir hastalığa yakalandığımın farkındayım ama...’ dedi, sözünü tamamlayamadan kafasını yana çevirdi. O kızı görmeden hastalığını öğrenmiş olsaydı, o kadar kafasını takmazdı. Onu gördükten sonra da âşık olmuş ve o dakikadan sonrada onu unutamamıştı.

  ‘Oğlum’ dedi annesi içinde fırtınalar koparken ne olduğunu nasıl diyecekti. Tam hastalığının ne olduğunu diyecekti ki doktor içeriye girdi. Onun içine girdiğini gören annesi oğluna bakmayı bırakıp doktora döndü.

  ‘Doktor bey, bir gelişme var mı? Yoksa oğlumun durumu yine aynı mı?’ dedi endişe içerisinde.

Bu sorusu üzerine doktor, maalesef dercesine kafasını salladı.

Doktorun da üzüntülü olduğunu gören Kadir Bey, artık dayanamayarak:

  ‘Doktor bey, annem bana hastalığımın ne olduğunu söylemedi. Kötü bir hastalığımın olduğunun farkındayım ama. Bir kız gördüm ve şimdiye kadar tatmadığım duyguları tattım. Anlıyor musunuz doktor bey’ dedi, serzenişte bulunurcasına.

  ‘Seni anlıyorum’ dedi doktor bey ‘benim de senin yaşında bir oğlum var ve o da sevdiği kızla evlendi ve şu an çok mutlu’

   ‘Doktor bey’ dedi Kadir Bey ‘beni anladığınıza göre şimdi bana, neden sık sık hastalandığımı söyleyin. Söylemezseniz vallahi hastalıktan değil de, meraktan öleceğim’

  ‘Kadir Bey dedi doktor, sözünü tamamlayamadan sustu. Çünkü nasıl söyleyeceğini bilemiyordu.

  ‘Doktor bey, lafı eveleyip gevelemeyin de bana ne olduğunu söyleyin’ dedi Kadir Bey, kızmış bir şekilde.

  ‘Oğlum’ dedi doktor bey ‘bütün tetkikleri yaptık, ama her seferinde pozitif çıktı. Yani siz, ilik kanserinde yakalamışsınız’ dedi doktor, üzüntülü bir şekilde.

Kadir, bu durumu oldukça makul karşıladı. Ne bağırdı ne de çağırdı, çünkü biliyordu ki bu bir imtihandı. ‘Allah Teâlâ’dan geldik Allah Teâlâ’ya döneceğiz’ diyordu kendi kendine.

   ‘Kadir Bey, iyisiniz değil mi?’ dedi doktor. Doktor ilk defa bağırıp çağırmayan kişi gördüğü için şaşırmıştı. O belki de sessiz bir bunalıma girmiştir diye düşündü.

   ‘İyiyim doktor bey’ dedi Kadir.

  ‘Ne bileyim bağırıp çağırmadınız da’ dedi doktor.

   ‘Bağırıp çağırsak elimize ne geçer ki’ dedi Kadir ‘Sonuçta her şey Allah Teâlâ’dan geliyor. O (c.c.) şifa vermese bizim elimizden ne gelebilir ki’

   ‘Anladım’ dedi Doktor ‘Belli ki bu konularda bilgilisiniz. O yüzden de her şeyi olduğu gibi kabul ettiniz. Bu herkesin başarabileceği bir durum değil’

 Doktor, Kadir’le konuşurken Sevil hemşire girdi içeriye girdi. Başıyla Kadir’e selam verdikten sonra:

   ‘Anıl Bey, ambulanslar geldi, hastaları başka hastanelere sevk ediyorlar’ dedi.

   ‘Tamam, Sevil Hanım hastanın kontrolünü tamamlayıp geliyorum’ dedi Doktor Anıl Bey.

   ‘Sevil, ne güzel bir isim’ dedi Kadir ‘İsmi sanki su gibi. O başındaki beyaz başörtüsü ve gülümseyişi beni benden alıyor sanki. Ah şu hastalık olmasa belki açılabilirdim ona. Ama ya hasta doktor ilişkisi olmaz derse. Olsun ben yine bir şansımı deniyeyim’ dedi Kadir, hafifçe kendi kendine mırıldanarak.

   ‘Ne dedin, anlayamadım’ dedi annesi.

  ‘Hiç, hiçbir şey demiyorum anne’ dedi Kadir.

Annesi öyle demişti ama ablasının gözünden kaçmamıştı hemşireye bakışları.

Annesinin birkaç dakika hastane odasından çıkmasını fırsat bilen ablası:

    ‘Kadir, sonunda sende birine gönlünü kaptırdın ha!’ dedi kolunu dürterek.

   ‘Bunu da nereden çıkardın’ dedi Kadir, gözlerini ablasından kaçırarak.

   ‘Hadi, hadi beni yeme’ dedi ablası ‘senin hemşireye bakışlarını gördüm’

   ‘Abla, gönlümü kaptırsam ne olacak ki’ dedi Kadir iç geçirerek ‘Bu hastalık pençeme yapışmışken nasıl düşünülebilirim evliliği. Hem onun evli olup olmadığını dahi bilmiyoruz ki’

  ‘Ben öğrenirim merak etme’

  ‘Abla, sakın sakın böyle bir şey yapma. Eğer nişanlıysa yanlış anlaşılmış oluruz’

  ‘Sen gönlünü birine kaptırmışsın, ben durur muyum hiç’

  ‘Abla, Allah Teâlâ aşkına ne olur yapma’

  ‘Senin iyiliğini düşünüyorum Kadir, azıcık da olsa senin de yüzün gülmesi hakkın değil mi?’

  ‘Öyle de abla, iyileşmeden olmaz. Kıza ümit verip vefat edersem kıza yazık etmiş olurum’

  ‘Sen ne dersen de’ dedi ablası ‘Ben onun ağzını arayacağım’

Yorumlar

  • Emre Kuş: Kendini ne kadar çişi sıkı tutabilirsin ki?
  • Hocaaan trabzonlu: anne onu desteklemek yerine kaçırıyorsun ondan Bu seni üzmeyecek mi?
  • Tuğba Derya Erdoğan: Hem hastasın hem de birine aşık oluyorsun
  • Tarık Arslan: kadir gerçekleri artık bilmek zorundasın Annen korkuyor ama sen öğreneceksin
  • Fulya Büyük: Bekle ve iyileşmeden hiçbir şansı bırakma acele etme kadir
  • Akduman: Kalbin yanında mantığını da iyi kullanmaya dikkat et kadir belki geç kalırsın
  • Melis K.: İlik kanseri diyorsa bir şeyler acayip demektir kadir
  • Tolga Korkut: sevil hemşirenin ismini duymak seni mutlu etmemeli kadir Dikkatini topla
  • Erdem Çiçek: Gerçekleri öğrenmekte cesur olmalısın kadir Aşk bir kenarda kalabilir şu an
  • Kayra kendi: Durumu hafife alma lütfen
  • Ahmet Poyraz: Bağırmamak iyi bir şey ama içindeki üzüntüyü nasıl paylaşacaksın kadir?