Keşfet

bölüm 8

HASTANE KORİDORLARI

Bölüm 8

   ‘Şu hemşire

var ya bir içim su’ dedi Kadir’in yattığı odanın iki oda yanındaki hasta.

   ‘Doğru’ dedi

refakatçisi.

   ‘Duyduğum

kadarıyla bekârmış’ dedi adı Yavuz olan hasta.

   ‘Ne

düşünüyorsun?’ dedi adı Ufuk olan refakatçisi.

   ‘O hemşire

mutlaka benim olmalı’ dedi Yavuz.

   ‘Oğlum, sen

evli değil misin?’

   ‘Evliyim, ama

hemşireyi gördükten sonra karımdan soğudum. Ondan boşanıp hemşireyi alacağım’

   ‘Yapma be

Yavuz’ dedi Ufuk ‘Kaç tane çocuğun var. Onlara da mı acımıyorsun?’

   ‘Olmaz olsun’

dedi Yavuz, tükürür gibi yaparak ‘Karıdan ne hayır gördüm ki çocuklarından

hayır göreyim’

   ‘Yavuz, sen

kafayı yedin her halde’ dedi Ufuk ‘Karın ve çocukların senin etrafında nasıl da

pervane oluyorlar. Bütün bunları görmüyor musun?’

   ‘Eh yeter

be!’ dedi Yavuz, sinirle Ufuk’un eline vurarak ‘Başıma ahlak polisi mi

kesildin’

   ‘Harbiden sen

kafayı hemşireye takmışsın’

   ‘Evet, onu

ilk gördüğümden beri aklımdan çıkaramıyorum’

   ‘Bulmuşsun

gül gibi kadını, kıymetini bilmiyorsun’ dedi Ufuk ‘Birde bana baksana dımdızlak

ortadayım. Ne anne baba var ne de etrafımda pervane olacak bir kadın’

   ‘İyi ya işte’

dedi Yavuz ‘Ben karımdan boşandığımda onu sen alırsın’

   ‘Ne diyorsun

oğlum, ben p…. miyim?’

   ‘Bana bak

Ufuk’ dedi Yavuz ‘Sen buraya bana refakatçi mi olarak yoksa nasihat için mi

geldin’ dedikten sonra da ‘Nasihat için geldiysen nasihatlerine karnım tok.

Yok, refakatçi olarak geldiyse sus da otur yerine’

Ufuk, Yavuz’un sözleri üzerine şok olmuş bir şekilde

koltuğa oturdu. Ondan sonra da bir daha çıtı çıkmadı.

Yavuz, hemşireyi nasıl tavlarım diye düşünürken o

sırada Sevil, yaşlı bir kadınla ilgileniyordu. Onun kendisi hakkında ne

düşündüğünü bilemeden.

   ‘Kızım, sen

evli misin bekâr mı?’ dedi yaşlı kadın.

   ‘Bekârım

teyze’ dedi Sevil.

   ‘Bir sevdiğin

var mı?’ diye sordu kadın.

   ‘Evet,

sevdiğim biri var. Yakında gelip beni isteyecekler’

   ‘Ya’ dedi

kadın, üzgün bir ifadeyle. Belli ki kadın Sevil’i ya oğlu için ya da ya bir

yakını için isteyecekti.

Sevil, o kadınla ilgilendikten sonra sırayla diğer

hastalarla da ilgilendi. En son Yavuz kalmıştı. Onu en sona bırakmasının asıl

sebebi onda kötü bir şeyler hissetmesiydi. Fakat sonuçta kendisi hemşireydi ve

onunla da ilgilenmek zorundaydı.

   ‘Yavuz bey,

iğne zamanınız geldi’ dedi Sevil, çekinerek.

Yavuz, kalçasını açtı iğne vurulması için. Aslında

onun niyeti bambaşkaydı. İğne vurulurken kolundan tutmak ve hislerini açmaktı.

Fakat karısının odaya girmesiyle niyeti bozuldu.

   ‘Mahmure, ben

sana demedim mi hastaneye gelme diye’ dedi çıkışarak.

   ‘Yavuz’um

seni çok özledim’ dedi karısı ‘Hatta çocukların bile özledi. Hiç biriniz

gelmeyin dedin ama ben dayanamadım hasretine’

   ‘Hay senin

hasretine’ dedi Yavuz içinden

Yavuz, karısıyla atışırken Sevil’de sessiz sedasız

işini bitirmişti.

   ‘Geçmiş

olsun’ dedi ona ‘Bu son iğneniz’ dedikten sonra da ‘İnşallah yarın taburcu

olacaksınız’

O dışarı çıkarken Yavuz, işlerini bozduğu için içinden

karısına sövüp duruyordu.

Yavuz’un odasından çıkıp dinlenme odasına gittikten

sonra:

    ‘…

numaradaki hastanın bakışlarından ve tavırlarından hiç hoşlanmıyorum’ dedi

Sevil ‘Bir an evvel taburcu olsa da bakışlarından kurtulsam’   ‘Sevil, yoksa o da sana talip mi?’ dedi

Hemşire Filiz.

   ‘Ne talip

olması’ dedi Sevil kızgınlıkla ‘O zaten evli, az önce karısı geldi. Karısı

gelince yüzü düştü hastanın. Belli ki karısından hoşlanmıyor’

   ‘Bu yüzden mi

tavırları sana karşı değişik’

   ‘Olabilir’

dedi Sevil.

   ‘Eee ne

yapacaksın o zaman’

   ‘Filiz, benim

yerime onun tedavisi ile ilgilenir misin? Bende senin hastanla ilgileneyim’

   ‘Tabii ki

ilgilenirim’

   ‘Teşekkür

ederim Filiz’