BÖLÜM 3
Faruk, annesi
yere oturunca hemen odadan uzaklaşarak odadan çıktı. Çıkarken de her zaman
yaptığı gibi Nurcan’a göz kırpmayı da ihmal etmedi. Odadan çıkar çıkmaz üstünü
giyinip evden dışarıya adımını attı. Ardından arabasına binip arkadaşlarının
yanına gidecekken Nurcan yanına yaklaşıp:
‘Faruk Bey,
annenizin sözüne kafanızı takmayın.
Çünkü onun
sözleri geçmişte kalmış sözlerdir. O sözler bugün geçersizdir. O söz ve
davranışlar yüzünden bugün geri kalmış durumdayız, dedi ve hayıflanarak ‘ah
elimden gelse hepsinin başını açtırır, ondan sonra o başlarındaki bez parçasını
yakardım’ dedi ve Faruk Bey’in ne diyeceğini merak içerisinde beklemeye
başladı.
Faruk Bey, Nurcan’ı dinledikten sonra
onun çenesini eliyle tutarak:
‘Haklısın, bende seninle aynı düşünceleri taşıyorum. Ama ne var ki o
benim annem. O yüzden bir şey yapamam. Yalnız, biliyorsun Fatma’yı annem çok
seviyor. O yüzden ona bir şey yapamam, ama ondan kurtulmam lazım. Bu işi de
ancak sen yaparsın’
Nurcan’ın istediği de buydu. O yüzden
yüzü güldü ve Faruk Bey’e:
‘Siz hiç merak etmeyin. Ben onunla uğraşır evden atılmasına sebep
olurum. Bu da olmazsa istifa edip evden uzaklaşmasını sağlarım’
Faruk, bu
sözlerden sonra sesli bir şekilde kahkaha atarak:
‘Senden korkulur Nurcan’ dedi ve arkasını dönüp gidecekken geri döndü ve
Nurcan’a ‘Eğer Fatma’nın evden atılmasına sebep olursan, benden ne dilersen
dile onu yerine getiririm. Hatta benimle evlenmek istersen onu da yerine
getiririm’ dedi ve tekrar geri dönerek arabasına binip oradan uzaklaştı.
Nurcan, Faruk’un söyledikleri karşısında
adeta etekleri zil çalar gibi oldu. Aslında onunda istediği de buydu. Yine de
içinde bir sıkıntı vardı. Çünkü malikânede olan biteni anlatması için gizli
şekilde yerleştirilmişti ve bu tür şeyler kendisine yasak edilmişti. O yüzden
de içi sıkıntılıydı. Ama yine de Faruk’u elde edebilmek için elinden gelen her
şeyi yapacaktı.
Süreyya
Hanım, oğlunun odadan çıkmasından yarım saat sonra ancak kendine gelebildi.
Ayağa kalkar kalkmaz lavaboya gitti. Abdest alarak iki rekât namaz kıldı. Daha
sonra ellerini kaldırarak dua etmeye başladı. Duasında şöyle yalvarıyordu: ‘Ya
Rabbi! Sen en güzel vekilsin. Sen merhametlilerin en merhametlisin. Sen darda
kalmışların yardımcısısın. Ya Rabbi! Oğluma hidayet ver. Ona doğru yolu göster.
Onu kötü arkadaşlarından kurtar. Onu İslam’a yönelt. Onu yaptığı hatalardan
dolayı azaba uğratma. Kalbine merhamet ver’ dedi ve ellerini yüzüne sürerek içi
huzur dolu bir şekilde ayağa kalktı. Ardından salona geçerek Fatma’yı çağırdı.
Fatma gelince ona:
‘Dert ortağım hele gel de biraz
dertleşelim’
Nurcan,
kendisinin değil de Fatma’yı her seferinde yanına çağırmasına iyice
sinirlenmişti. Bu yüzden ona tuzak kurmak için çareler aradı, ama bunu nasıl
yapacağını bir türlü bulamıyordu. Bulamayınca da içindeki kin duygusu daha da
çok artıyordu.
Süreyya Hanım,
Fatma’ya seslendiği halde gelmeyince Nurcan’ı çağırarak:
‘Nurcan, Fatma’ya seslendim ama beni
duymadı. Hele bir bak, eğer işi varsa bırakıp gelsin. Ona diyeceklerim var’
Nurcan,
Fatma’nın ismini duyunca içindeki kin duygusundan dolayı kendi kendine ‘Yine mi
Fatma, onda ne buluyor bir türlü anlamıyorum’ dedikten sonra Süreyya Hanım’a:
‘Hanımım, ben Fatma’dan daha önce işe
girdiğim halde benimle değil de onunla dertleşiyorsunuz. Bunu bir türlü
anlamıyorum. Söyler misiniz onda olup da bende olmayan nedir’
Süreyya Hanım,
Nurcan’ın tavrı karşısında sinirlenerek:
‘Seninle onun arasındaki fark nedir bilir
misin? Tabii nereden bileceksin. Senin kalbin o kadar karamış ki kıskançlıktan
çatlıyorsun. Nefsin kalbine o kadar etki etmiş ki onun güzel huylarını göremez
olmuşsun. İşte seninle onun arasındaki fark budur’
Nurcan, Süreyya
Hanım’ın sözleri karşısında gözleri doldu, ama altta kalmaya da niyeti yoktu.
Bu yüzden Süreyya Hanım’a:
‘Hanımım, hep onun güzel huylarından
bahsediyorsunuz. Peki, benim hiç mi iyi huyum yok? Ha birde ben ondan daha
güzelim ve daha çok çalışıyorum’ deyince Süreyya Hanım, ayağa kalkarak odanın
içinde bulunan aynayı eline aldı ve Nurcan’a uzattı. Ardından ona:
‘Aynaya bak ne görüyorsun’ deyince Nurcan
aynayı eline alarak ona baktı ve kendisinden başka bir şey göremedi.
Nurcan, Süreyya
Hanım’ın ne demek istediğini anlayamamıştı. Bu yüzden kendi kendine: ‘Bu
kadının aklından zoru var’ diye düşünmesine sebep olmuştu. Ama yine de ne demek
istediğini anlamak için Süreyya Hanım’a:
‘Hanımım, aynayı baktığım halde kendimden ve
güzelliğimden başka bir şey göremedim’ dedikten sonra ‘bu aynayı bana
vermenizdeki sebebi anlayamadım’ dedi ve Fatma’yı seslemek için geri döndü. Tam
birkaç adım atmıştı ki Süreyya Hanım, onu durdurdu. Ardından ona:
‘Aynayı sana vermemdeki sebep neydi biliyor
musun?’ deyince Nurcan:
‘Hayır, bilmiyorum. Aslına bakarsanız aynaya
bakmamdaki sebebi öğrenmek istiyorum, ama sizi daha fazla kızdırmamak için geri
döndüm’ dedi.
Süreyya Hanım,
Nurcan’ın sözlerinden sonra bir müddet düşündü. Nurcan’a doğruyu göstermek için
ne söylemeliydi? Onun kibirli halini bertaraf etmek için ince konuşmalı ve onu
düşündürmeliydi. Bu yüzden susmuştu.
Nurcan, onun
sustuğunu ve bir şeyler düşündüğünü görünce ona:
‘Hanımım, sizi düşündüren sebep nedir? Anlat
da beraber çözüm bulalım. Belki bu şekilde benimle de dertleşmiş olursunuz’
Aslında böyle
söylemesinin sebebi çözüm bulmak değil Fatma’yla konuşmasını geciktirmekti.
Biliyordu ki Fatma’yla konuştukça ona daha çok bağlanıyordu. Bu da onun
emellerine ters düşüyordu. İşte bundan dolayı bu soruyu sormuştu.
Yorumlar
- Ayşe Pekmez: Bitir şu durumu daha fazla uzatma
- Hakan Başkurt: Düşünmeden hareket edip ön yargılı davranmak sana hiç yakışmıyor nurcan
- Derya Cengiz: nurcan onu yanına çekmek için bu kadar düşünmeden tuzak kurma!
- Eda Özden İlgezdi: Keşke bu kıskançlıkla kendini parçalamak yerine biraz daha sabırlı olsan
- Ege Yıldız: Eğer fatmanın evden atılmasına sebep olursan hayatındaki tehlikeyi unutma
- Aylin Damla Eryılmaz: süreyya hanım biraz sabret farukun da kendi kararlarını vermesi lazım
- Ayla Başar: faruk hemen bir karar vermen lazım