Keşfet

BÖLÜM 4

HİDAYETE GİDEN YOLLAR

Süreyya Hanım, bir müddet düşündükten sonra:

  ‘Ayna, insanın nefsidir. Nefis ne isterse kişide aynada onu görür. İnsanın en büyük düşmanı da kendi nefsidir. İnsan nefsine yenik düştükçe onun her isteğini yerine getirmeye çalışır. Bu istekler başta bal gibi gelir. Ama daha sonra insanı gittikçe uçuruma götürür. Fakat insan bunun farkına varmaz’

Süreyya Hanım’ın sözleri Nurcan’ın bir kulağından giriyor öbür kulağından çıkıyordu. Hatta bu sözler onu kızdırmaktan öteye gitmiyordu. Bu yüzden Süreyya Hanım’a sert bir şekilde:

  ‘Hanımın, ne demek istiyorsunuz?’ dedi ve arkasını dönüp gitmek istedi, ama Süreyya Hanım yine onu durdurarak: ‘Lafım daha bitmedi’ dedi sözünü şöyle tamamladı. ‘En önemli düşman kişinin kendi nefsidir. Nefis aşırı isteklerle dünyaya yönelir, Allah Teâlâ’nın emir ve yasaklarına karşı lakayt ve tembel davranıp sadece kendi zevklerinin tatminini ister. Kalbi de aşağıya çekmeye çalışır. Çünkü kalp melekleşmeye meyilli olduğundan nefsin istediği hayatla tamamen zıt hareket edip onu engeller’

 

Nurcan, kalp sözünü duyunca burun kıvırarak:

  ‘Kalp denen bu et parçası mı?’ dedi kalbini tutarak.

Süreyya Hanım, onun yola gelmeyeceğini çok geç de olsa anlamıştı ama lafını da tamamlamak istiyordu, bu yüzden Nurcan’a:

  ‘Görüyorum ki laflarım bir kulağından giriyor öbür kulağından çıkıyor. O yüzden sana şunu söylemek istiyorum. O senin et parçası dediğin insanın bütün her şeyi. O olmazsa biz zaten yaşayamayız. O kalp insanı en aşağılık insan da yapar. Herkesi  n aradığı ve yokluğunda ise üzüldüğü bir birey de yapabilir. O yüzden kalp nefse teslim olmadığı sürece nefsin yapabileceği bir şey yoktur. Çünkü kalp insan varlığında en önemli yere sahiptir ve padişah hükmündedir. Bu padişahın hastalanıp yataklara düşmüş, kimseye söz geçiremeyip çevresine oyuncak olmuş hali içler acısıdır. Fakat insanın aklı kalbin yardımcısıdır’ deyince Nurcan artık sıkıldığını gösterircesine hareket ettikten sonra:

  ‘Öff, şimdi de akıldan mı bahsediyorsun?’ deyince Süreyya Hanım üzüntüyle:

  ‘Eğer akıl insafla hareket eder, geçici dünyaya bağlanmanın gerçek ve sonsuz hayat olan ahrete sırt dönmenin saçmalığını itiraf ederse, kalbe yardım etmiş olur’ dedi ve eliyle göstererek gitmesini işaret etti. O gidince arakasından ona:

  ‘Ah ben seni çoktan kovardım ama aile dostumuz Lütfü Bey’in ricası var. O yüzden elim kolum bağlanıyor bir şey yapamıyorum’ diye bir süre söylenip durdu.

         ‘Nurcan, sen ne çıkmasından bahsediyorsun. Eğer o malikâneden çıktığını duyarsam, o andan itibaren kendini ve aileni ölmüş bil’ dedi ve sesini hırlatırcasına ‘Seni oraya onların durumundan bahsetmen için adamım Lütfü tarafından yerleştirildin. Ayrıca Faruk’un gönlüne girip onu ayartman ve her adımı gözlemen, ardından bana söylemen için işe alındın. Eğer söylediklerimi yapmazsan hem seni hem de anne ve babanı yaşatmam bunu bilesin’ dedi ve telefonu Nurcan’ın yüzüne kapattı.

       Nurcan, duydukları sözlerden dolayı iyice sinirleri bozulmuş bu yüzden de yere oturup ağlama başlamıştı. O ağlarken Fatma mutfağa girmiş onun ağladığını görmüştü.

       Onun ağladığını gören Fatma:

            ‘Nurcan, ne oldu? O gözyaşının sebebi ne? Söylersen belki derdine çare bulabiliriz’ dedi iyi niyetle.

       Nurcan, ağladığının fark edilmesi üzerine hiddetle ayağa kalkarak elini masaya vurduktan sonra Fatma’ya:

            ‘Sana ne benim ağlamamdan. Sen kendi işine bak’ dedi ve arkasını Fatma’ya dönerek ‘Süreyya Hanım, sana seslendiği halde duymuyor kendi ihtiyaçlarını gideriyorsun. Hâlbuki Süreyya Hanım bana seslendiği anda ihtiyaçlarımı bırakıp yanına gidiyorum. Fakat buna rağmen yine yaranamıyorum. O hep beni tersliyor senden ve iyiliğinden bahsediyor. İşte bende bundan dolayı senden nefret ediyorum. Elimden gelse seni iki kaşık su da boğarım. Bunu bil ve ayağını ona göre denk al’ dedi tehdit edercesine.

       Fatma, kendisine yöneltilen tehdit karşında hiç istifini bozmadan Nurcan’a:

           ‘Söyler misin bu tehdidi hak edecek ne yaptım’ deyince Nurcan, adeta dişlerini gıcırdatırcasına:

           ‘Daha ne olsun, sen olmasaydın şimdi Faruk Bey’in hizmetini ben yapacak, evin diğer işlerine ise başka hizmetçiler bakacaktı. Ama ne oldu sen gelir gelmez Faruk Bey’in hizmetine verildin. Ben ise evin bütün işlerini yapmak zorunda kaldım. O yüzden senden nefret ediyorum’ dedi ve yere tükürerek mutfaktan çıktı.

       O mutfaktan çıktıktan sonra Fatma ‘Ya Sabır’ çektikten sonra temizlik beziyle yerdeki tükürüğü sildi ve bezi suyla yıkayıp kuruttu. Ardından sonra elindeki bezi yerine bırakıp her zaman yaptığı işlere geri döndü.

       Nurcan’ın içindeki kin duygusu o kadar artmıştı ki ne yaptığını göremez olmuştu. Bu da onu çıkmaza götürüyordu ama kin duygusu yüzünden çıkmazın içinde olduğunun farkında değildi. Bu da onun sonunu hazırlıyordu.

               ******

       Faruk, arkadaşlarıyla içmeye devam ediyor Nurcan’da onun nereye gittiğini Sinan Bey’e rapor ediyordu. Bu rapor sonucunda Faruk neredeyse ellerinin içindeydi. Nurcan sayesinde Faruk’u istediği anda kaçırabilir, Süreyya Hanım’ım daha da çok acı çekmesini sağlayabilirdi, ama iş yine Nurcan’a bağlıydı. Çünkü Faruk’un Nurcan’a karşı tamamen güven duyması gerekiyordu. Böylece o güven sayesinde Faruk’u kaçırabilir ve böylece Süreyya Hanım’a darbeyi vurmuş olurdu. Sinan Bey, o yüzden Nurcan’ın güven kazanmasını beklemekten başka çaresi yoktu.

       Sinan Bey, Faruk’u sürekli gözaltında tutarken o sırada Nurcan’da Faruk Bey’i elde etmenin yolunu arıyordu. Aradaki tek engel Fatma’ydı. Onu evden kovdurmadıkça bu emelini gerçekleştiremeyecekti. Bu yüzden her yolu deniyordu ama değil evden kovdurmak gözden düşürmeyi bile başaramıyordu. Bu da onu daha çok strese ve huzursuzluğa sebep oluyordu.

       Yine böyle bir günde Fatma’ya yapacağı kötülüğü düşünürken onu havuzun kenarında olan çiçekleri sularken gördü. O anda içinden onu havuza itip boğmak geldi. Bu maksatla arkasından gizlice yaklaştı. Ona iyice yaklaştığı anda Faruk, onu gördü ve niyetini anladı.

Faruk, aslında Fatma’yı içten içe severdi. Onun güzel huyları, merhameti ve sabrından dolayı takdir ederdi. Fakat başörtüsünden dolayı ondan uzaklaşmıştı. Nurcan’ı ise cazibesinden dolayı severdi. Ama o inatçı, kendini beğenmiş, kibirli biriydi. Bu yüzden tercihini Fatma’dan yana kullandı ve onu Nurcan’ı durdurmaya karar verdi. Bu yüzden hızlıca aşağıya inip Nurcan’a doğru koştu ve Fatma görmeden, kolundan tutup kendine çevirdi ve ders verme amacıyla elinin tersiyle vurdu. Aslında kadınlara el kaldırmaya sevmezdi. Ama sinirlenince kendini tutamıyordu.

       Nurcan’a elinin tersiyle vurduktan sonra Nurcan’a:

        ‘Ne yaptığını sanıyorsun sen. Yoksa Fatma’yı öldürmeyi mi düşünüyorsun’ deyince Nurcan, hem yaptığı planın suya düşmesinden hem de Faruk’a mahcup düşmesinden dolayı ne diyeceğini bilemedi. Bu yüzden ona:

          ‘Ben, ben efendim özür dilerim, dedi ve ağlayarak malikâneye girdi’ o sırada olan bitenin farkında olmayan Fatma çiçekleri sulamaya devam ediyordu.

       Süreyya Hanım, Nurcan’ın yaptıklarını Faruk’tan duymuştu. Bu durum karşısında onu kovması gerekiyordu, ama o bunu yapmadı ve malikânede çalışmasına izin verdi.

       Nurcan’ın Fatma’yı havuza atmaya niyetlenmesinden sonra birkaç gün sonra Süreyya Hanım dertleşmek için Fatma’ya seslendi, ama o geleceğine Nurcan gelince sinirlenerek:

          ‘Ben sana seslenmediğim halde niçin sen  geldin’ dedikten sonra eliyle işaret edip ‘Bana çabuk Fatma’yı çağır’

       Nurcan, terslenmenin verdiği huzursuzlukla Fatma’yı aradı ve onu Faruk Bey’in elbiselerini temizlerken buldu. Kendisi Faruk Bey’in elbiselerine bile dokunamazken, onun elbiseleri temizlemesini görmesi karşısında kıskançlık damarı kabardı. Bu yüzden hızla gidip Fatma’nın elindeki elbiseyi çekti. O çekme hızıyla beraber elbise yırtıldı.

       Elbise yırtılınca Fatma, artık dayanamadı ve onu iterek yere düşürdü. Ardından onun saçından tutup dövmeye başladı. O üstte Nurcan altta kavga ederlerken o bağırış çağırışları her tarafı s

Yorumlar

  • Tarık Arslan: Kinle doluyken kendini görmüyo musun sen doğru yolda değilsin
  • Asil genç: nurcan kendi nefis savaşını bırak artık merhamet göstersen iyi olur
  • Nazlı Kara: bunu bana nasıl yaparsın nurcan senin için dost sıcaklığı yok mu