Keşfet

BÖLÜM 6

HİDAYETE GİDEN YOLLAR

********

       Fatma, hanımının oğlundan dolayı kendisine dert yanmasından dolayı içi sızladı. İçinden her şeyin hayırlısını Allah Teâlâ bilir, diye geçirdi. O bu düşüncelerdeyken Süreyya Hanım, onun düşünceli halini görünce:

          ‘Kızım kendi kendine ne düşünüyorsun öyle?’ diye sordu merak içerisinde. Fatma, Süreyya Hanım’ın sözleri üzerine kendine gelerek:

         ‘Hiiç, sizin oğlunuz hakkında konuşmanızdan sonra kendi kendime her şeyin hayırlısını Allah Teâlâ bilir, diye düşünüyordum. Ayrıca sizin annem ve babamdan bahsetmeniz beni duygulandırdı. Annem yaşıyor, fakat babam vefat etti’

          ‘Kızım,  babanın vefatına üzüldüm. Allah Teala, ona rahmet eylesin’ dedi Süreyya Hanım üzülerek.

       Fatma, Süreyya Hanım’ın babası hakkındaki sözlerinden sonra üzgün bir şekilde kafasını yere eğince Süreyya Hanım, onun kafasını yerden kaldırarak:

   ‘Kızım, seni her gördükçe aklım eskilere gidiyor, bana doğru yolu gösteren sınıf arkadaşımı hatırlıyorum’ deyince Fatma merakla:

   ‘Eğer özel değilse bana neler olduğunu anlatır mısınız?’

         ‘Tabii ne demek elbette anlatırım. Zaten onu anmak ve anlatmak ban büyük bir haz ve mutluluk veriyor’ dedikten sonra, ‘Liseye gelip arkadaşımla karşılaşana kadar İslam nedir, namaz nedir, oruç nedir, zekât nedir, hac nedir, Kur’an nedir bilmiyordum. Zaten bilemezdim de. Çünkü annem ve babam İslam dinine karşıydı. Kendileri Müslüman bir ailede doğdukları halde tamamen İslam dışı şeyler öğretilmiş, İslam dininden tamamen soğutulmuşlardı. O yüzden bende liseye gelip o arkadaşımla karşılaşana kadar, onlar gibi yetiştirildim. Onunla ilk karşılaştığımda ona öcü gibi bakıyor, uzak durmaya çalışıyordum. Ben ondan uzaklaştıkça o bana yaklaşmaya çalışıyordu. Lisede ilk yılımız böyle geçti. İkinci sınıfta bir gün onun teneffüs sırasında ağladığını gördüm. Onu ağlaması karşısında içimde bir şeylerin uyandığını, adeta yanına git derdini sor dercesine ona doğru itildiğimi hissettim. Bu duygulara daha fazla karşı gelemeyerek yanına vardım. Usulca omzuna dokundum. Onun omzuna dokununca hafifçe irkildi. Kafasını kaldırdı ve bana ‘ne istiyorsun?’ diye sordu. Ben de ona ‘ne oldu? Niçin ağlıyorsun?’ diye sordum ve yanına oturdum’ deyince Fatma merakla:

         ‘Eee, peki ne anlattı sana’

         ‘İlk önce tereddüt etmesine rağmen benim samimiyetimi görünce, babasının iflas ettiğini, bundan dolayı üzüntüsünden kansere yakalandığını anlattı. İflas ettiklerinden dolayı okula daha gelemeyeceğini, eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalacağını anlattı’ dedi Süreyya Hanım.

       Fatma, anlatılanlara iyice kulak kesilerek:

          ‘Bu durum karşısında senin tutumun ne oldu?’

          ‘Onun İslami bir anlayışı olduğunu bildiğim halde, içimden ona yardım etmek, derdine derman olmak geldi. Bu maksatla yanına oturarak müsaade ederse kendisine yardım etmek istediğimi söyledim’ dedi Süreyya Hanım.

       Fatma, ayağa kalkarak yerinde birkaç adım attıktan sonra yerine oturdu. Ardından Süreyya Hanım’a:

         ‘O ne cevap verdi?’ dedi Fatma:

         ‘Teşekkür ederek buna gerek olmadığını, kendilerinin bu işten alınlarının akıyla çıkabileceklerini söyleyip kibarca isteğimi reddetti. İsteğimin reddedilmesine rağmen vazgeçmeyip durumu babama anlattım’ deyince Fatma:

         ‘Baban ne dedi bu işe?’

         - Tabii ki yardım edebileceğini söyledi.

       Bu son sözden sonra Fatma şaşırarak:

         ‘Ne yani, onların İslami bir anlayışı oldukları halde baban yardım mı etti?’

         ‘Evet, ama babama onların anlayış biçimlerini anlatmadım. Zaten anlatmış olsaydım hem yardım etmez hem de beni o okuldan alır başka okula yazdırırlardı’ dedi Süreyya Hanım.

         ‘Anlatmana bakılırsa annen ve baban tamamen İslam’a karşılar’ dedi Fatma üzülerek.

         ‘Evet, öyle maalesef’ dedi Süreyya Hanım.

         ‘Eee, peki örtünmeye ne zaman karar verdin?’

         ‘Lise arkadaşıma yardım edip onları sıkıntılarından kurtardıktan sonra ona bir gün başındaki örtüyü neden taktığını sordum. O da bana kendilerini yoktan var eden Allah Teâlâ’nın, Kur’an-ı Kerimde Nur Suresi’nin 31. Ayetinde mealen’

‘Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Yüz ve el gibi görünen kısımlar müstesna, ziynet yerlerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Ziynetlerini, kocalarından yahut babalarından yahut oğullarından yahut üvey oğullarından yahut erkek kardeşlerinden yahut erkek kardeşlerinin oğullarından yahut kız kardeşlerinin oğullarından yahut Müslüman kadınlardan yahut sahip oldukları kölelerden yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri ziynetler bilinsin diye yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!’ buyurduğu için bizde örtünüyoruz. Onun o sözlerinden sonra içime bir ateş düştü. O ateş sanki bütün benliğimi kaplamış yakıyordu. Birkaç gün böyle devam ettikten sonra dinimi öğrenip yaşamaya karar verdim. Dinimi öğrenip yaşamaya başladıkça içimdeki ateş sönüyor, yerini ferahlığa bırakıyordu. Yaklaşık iki ay kadar annem ve babamdan gizli olarak dinimizi yaşamaya çalıştıktan sonra örtünmeye karar verdim’ dedi Süreyya Hanım sevinçle.

       ‘Ailen ne dedi örtünmene?

       ‘Tabii ki karşı çıktılar. Hatta o okuldan alıp başka okula yazdırdılar. Bütün bunlara rağmen yılmayıp dinimi öğrenmeye çalıştım. Dinimi öğrenirken arkadaşımla irtibatımı kesmeyip ondaki bütün bilgileri öğrendim. Okulu değiştirdiğim halde dinimi öğrenip yaşamaya çalıştığımı öğrenen ailem bana olmadık işkenceler yaptılar. Beni ruh ve sinir hastalıkları bölümüne yatırdılar. Doktorlara deli olmadığımı anlatmaya çalıştıysam da beni dinlemediler. Beni kollarımdan tutup son derece saldırgan, her şeyi kırıp döken delilerin içine attılar, dedi Süreyya Hanım. Bunları derken de içi sızlıyor, anne ve babasının da doğru yolu bulmasını temenni ediyordu.

       Süreyya Hanım’ı hayretle dinleyen Fatma:

        ‘Nasıl yani? Doktorlar senin akıllı olduğunu bilemediler mi?’ deyip hayretini bildirince Süreyya Hanım:

         ‘Biliyorlardı, fakat babam onlara eğer kızıma deli damgası vurup en azılı delilerin arasına attırmazlarsa desteğini çekeceğini hatta onları işlerinden attırmak için ellerinden gelen her şeyi yapabileceğini söyleyip tehdit etmiş’