BÖLÜM 1
Havada karabulutlar
belirmişti. Belli ki yağmur yağacaktı. Bu yüzden insanlar bir telaş vardı.
Yağmurdan etkilenmemek için koşuşturuyorlardı. Az sonra fırtına koptu. Bu
fırtına öyle şiddetliydi ki insanlara bir yerlere tutunmaya çalışıyorlardı.
Salih, yağmurlu havalarda hiç âdeti olmadığı halde dışarıya
çıkmış dolaşıyordu. Belli ki onu dışarıya çıkaran bir sebep vardı. Onun için
dışarıya çıkmış dolanıyordu.
Büşra, evinde çalıştığı hanımının verdiği emri yerine
getirmek için o havada dışarıya çıkmıştı. Aslında o kararan havaları hiç
sevmezdi. Öyle havalarda korkudan titrer kaçacak delik arardı. Böyle
davranmasının sebebi ise geçmişe dayanıyordu.
O köyünde annesi ve babasıyla mutlu mesut yaşıyorlardı. Pek
bir şeyleri yoktu ama güler yüzle, sabırla, birbirlerine karşı anlayışlı
davranmayla mesut oluyorlar. Bu şekilde geçiniyorlardı, ta ki o kara güne
kadar.
O gün akşama kadar tarlalarda çalışmışlar, geri dönmek için
hazırlık yapıyorlardı. Tam hazırlıklarını yapıp geri döneceklerdi ki aniden
hava karardı ve ardından fırtına koptu. O fırtına öyle sert esiyordu ki adeta
yer yerinden oynuyordu. O ve babası da fırtınaya yakalanmış tutunacak yer
arıyorlardı.
Babası, kızını korumak için onu iyice saklamış, kendisi
açıkta kalmıştı. Bu yüzden de fırtınaya yakalanmış ortadan kaybolmuştu. Bunlar
olurken o daha on yaşındaydı.
Babasının, fırtınadan dolayı ortadan kaybolmasının ardından
ağlaya ağlaya fırtınanın dinmesini bekledi. Fırtına dinince eve koşmuştu. Ama o
da ne evleri şiddetli fırtınadan dolayı yerle bir olmuş, annesi de o evin
altında kalarak can vermişti. O gün sadece onların evi değil, birçok ev yerle
bir olmuş, birçok kişi ya ölmüş ya da yaralı kurtulmuşlardı.
Onun bildiği kadar annesinden ve babasından başka akrabası
yoktu. Annesi ve babası da ölünce kimsesiz kalmıştı. Bundan dolayı da köyün
muhtarı ortada kalmasın diye hali vakti yerinde olan birine besleme olarak
verilmişti.
Selma Hanım, sinirliydi. Çünkü besleme olarak yanlarına gelen
Büşra geç kalmıştı. Oysa kendisi geç kalınmasını hiç sevmez, hizmetçilerinin
geç kalması durumda ise onlara çeşitli işkencelere maruz bırakırdı.
Büşra gelene kadar kapının önünde dört dolanıp durdu. O
kapıda görününce koşarak yanına gitti. Sinirle kulağından tutarak çekti.
Ardından ona:
‘Seni gidi besleme
parçası, demek geç kalırsın ha’ dedi ve iterek yere düşürdü. Üstüne çıkıp
tepindi. O kadar eziyete rağmen hırsını alamayıp bütün evi baştan aşağıya kadar
sildirdi. Diğer çalışan hizmetçilerine ‘Ona kim yardım ederse aynı şeyleri
yaptırırım’ deyip tehditler savurdu.
‘Onun eziyetleri bir gün bitecek, ama ne zaman. Bana yapılan
eziyetler o kadar fazlalaştı ki ne yapacağımı şaşırmış durumdayım. Neredeyse bu
eziyetlerden kurtulma ümidim kalmadı. Ah annem! Vah babam! Siz varken ne
mutluyduk. O zaman hayata umutla bakardım. Ama şimdi…’ diyordu Büşra,
müştemilatta beraber kaldıkları hizmetçi Selen’e.
Selen, onun en yakını ve sırdaşı gibiydi. Sıkıntılarını
dinleyen ve rahatlamasını sağlayan oydu. O olmazsa çoktan yok olur giderdi.
Diğer hizmetçilerin anne ve babası olduğu için onlara fazla
dokunmaz, Büşra’ya ise yapmadığı eziyetleri bırakmazdı. Yine öyle olmuştu. O,
Selen’le konuşurken Selma Hanım onların konuşmasını duymuş ve paldır küldür
onların odasına girmiş sinirle bakıyordu.
Selen’de Büşra’da Selma Hanım’ın kendi odalarına sinirle
girmesi karşısında korkudan ne yapacaklarını şaşırdılar. Ayakta dikilip onun ne
diyeceğini beklediler.
Selma Hanım, ikisine de sinirle baktıktan sonra Büşra’ya
dönerek:
‘Seni nankör seni! Benim
yanıma geldiğin zaman ağzın daha süt kokuyordu’ dedi ve üzerine yürüdü. Saçını
tutup yere yatıracaktı ki Selen araya girdi ve engel oldu.
Selen, araya girmese ona yapmadığını bırakmazdı. O engel
olunca bu seferde ona döndü ve tokat attı. Ardından odadan çıkıp gitti. O
gidince Büşra:
‘Selen, benim
yüzümden sende dayak yedin. Bunun için senden özür dilerim’ dedi üzgün bir
vaziyette.
Selen, yediği tokatın etkisi geçtikten sonra Büşra’ya:
‘Boş ver be
arkadaşım, biz nasıl olsa alıştık bu durumlara. O yüzden fazla kafana takma’
dedi Büşra’yı teselli etmek için.
‘Sen ne iyi arkadaş
ve can yoldaşısın’ dedi ve Selen’e sarılıp ağladı. Rahatlayana kadar öylece
kalakaldı.
Yorumlar
- Ahu Başar: @hansel1976 tabiki
- Murat Canpolat: İlk başta ağır görünebilir, fakat romanın sonlarına doğru umut verici geliştirmeler oluyor. O yüzten romanımı takip ederseniz memnun olurum
- Ahu Başar: Yağmurun getirdiği kargaşa fazlasıyla iç burkucu geçmişte yaşananlar bir yana ağır
- Hazal Nur Vural: büşra ve selenin arkadaşlıkları zorlu zamanlarında birbirlerine sarılırken umut veriyor yani
- Murat Canpolat: Sana katılıyorum ama böyle insanlar maalesef var
- Murat Canpolat: İleriki bölümlerde daha zorlu günleri olacak ama geleceği parlak olacak
- Murat Canpolat: En kötüsü de sözlü şiddet olması
- Murat Canpolat: Maalesef böyle insanların insafı olmaz
- Selin Pınar: keşke büşra geç kalmasaydı bu kadarı fazla iğrenç herkese bu kadar baskı yapılmaz
- Kadir karasu: büşranın böyle bir geleceği hak ettiğini düşünmüyorum
- Yaman Kurtuluş: Sadece fiziki şiddet mi bu?
- Pınar Eryılmaz: selma hanım ne acımasız birisi Arkadaşlarına hiç insaf yok mu?