BÖLÜM 10
Selma Hanım, hizmetçiden ses çıkmayınca ona:
‘İşinden olduğunda annene ve çocuğuna nasıl bakacaksın ha! Susma, söyle bana o anacığına ve çocuğuna nasıl bakacaksın’ dedi, onu en zayıf yerinden yakalayıp yalancı şahitliğe teşvik etmek için.
Hizmetçi, Selma Hanım’ın son sözlerinden sonra onun ayaklarına kapanıp:
‘Hanımım, sizin her dediğinizi yapacağım. Yeter ki beni işten kovmayın’ dedi ağlayarak.
Hizmetçinin ayaklarına kapanması onu iyice kibre ve gurura sürüklemişti. Öyle gururlanmıştı ki herkese istediğini yaptırabilirim düşüncesi hâkim olmuştu.
Selma Hanım, onun sözlerinden sonra kibirli bir şekilde hizmetçiye baktıktan sonra:
‘Adı batasıca besleme hâkim karşısına çıktığında şahitlik yapacaksın. Hâkime diyeceksin ki, ‘olay olduğu zaman ben oradaydım ve her şeyi gördüm. Büşra, Tarık Bey’i arkasından itip yere düşerdi. O düşünce de kahkaha atıp oradan uzaklaşmaya çalıştı. O uzaklaşmaya çalışınca kolundan tutup ne yapmaya çalışıyorsun dedim. O da bana sana ne sen işine bak. Hem bilerek ve isteyerek yaptım bunu ’ diyeceksin. O hâkim karşısına çıktığında bunları demezsen işin nereye varacağını biliyorsun’ dedi gözdağı verircesine.
O hizmetçi, Büşra’ya en çok destek veren ve dert ortağı olan Selen’di.
Selen, hanımı olan Selma Hanım’ın sözlerinden sonra sanki kaynar sular başından aşağıya dökülür gibi oldu. Demek hanımı en sevdiği arkadaşı hakkında yalancı şahitlikte bulunmasını istiyordu. Bu kötülüğü ona nasıl yapardı. O hem sırdaşı hem en yakın arkadaşıydı. Sıkıntılarını birbirlerine anlatarak atlatıyorlardı. Yalancı şahitlikte bulunmasa bu seferde işinden olacaktı. İşinden olursa annesine ve oğluna nasıl bakardı. Düşündü, düşündü ve yalancı şahitlikte bulunmaya karar verdi. Çünkü annesi ve oğlu onun için daha önemliydi.
Selen’in yüzü gülüyordu ama içi kan ağlıyordu. En yakın arkadaşını bile bile ateşe atacaktı, ama yapacak bir şeyi de yoktu. Çünkü ortada annesi ve oğlu vardı.
Selen, içi kan ağlaya ağlaya:
‘Hanımım, dediğinizi yapacağım ama bir şartla’ dedi gözünden bir damla yaş düşerek.
Selma Hanım, gülüyordu. Çünkü hizmetçi yola gelmişti. O şahitlikte bulunursa sonsuza dek Büşra’dan kurtulacaktı.
Hizmetçinin bir şartla demesi üzerine ona:
‘Neymiş o şartın hizmetçi parçası’ bunu derken bile sözlerinden kibir akıyordu.
‘Bana ne olursa olsun, anneme ve oğluma ömürleri boyunca bakacaksın’ dedi Selen sert bir ifadeyle.
‘Dediğin şeye bak. Tabi ki bakarım’ dedi Selma Hanım sinsi sinsi gülerek.
‘Dur, öyle kuru bir ifadeyle olmaz’ dedi Selen sinirli bir ifadeyle, ‘Annemin ve oğlumun bakımını ömürleri boyunca üstlenmeniz için karşılıklı olarak mukavele imzalayacağız. Daha sonra bu mukaveleyi noterde tasdikleteceğiz. Eğer bunları kabul etmezseniz, bende sizin istediğinizi yapmam’ dedi.
Selma Hanım, duydukları şeyler karşısında şaşırmıştı. Zira Selen’den böyle bir şey beklemiyordu. Ayrıca o sadece emretmeye alışmıştı, emir almaya değil. Bu da onu doğal olarak şaşırtmıştı.
O şaşırmasına şaşırmıştı ama Büşra’dan kurtulmanın da başka çaresi yoktu. Bu yüzden hizmetçiye ‘evet’ dedi.
Aralarında anlaştıktan sonra anlaşmayı kâğıda döküp karşılıklı olarak imzaladılar. Daha sonra Selen o imzalı kâğıdı götürüp noterde onaylattı. Böylece her ikisinin de istediği olmuştu
**********
Cezaevi aracından kalacağı hapishaneye elleri arkada kelepçeli bir şekilde getirildi. Kalacağı koğuşa gardiyanların nezaretinde gidiyordu.
Sonunda kalacağı koğuşun önüne gelmişti. Oraya girmeden evvel derin bir nefes alıp verdi. Daha sonra içten Allah Teâlâ’dan kendisine yardım etmesi için dua etti.
Gardiyanlar koğuşun kapısını açıp onu içeriye attıktan sonra ona ‘Allah kurtarsın’ deyip çıktılar.
Büşra, koğuşa gardiyanlar eşliğinde girince ilk önce etrafına bakındı. İçlerinden yaşlı bir mahkûm ve birkaç mahkûm hariç diğerleri ona dik dik bakıyordu.
Onların bakışları karşısında iki büklüm olmuş saf saf etrafına bakınıyordu.
O etrafına bakınırken içlerinden en genç olan mahkûmlardan biri yanına geldi. Onunla yaşları hemen hemen aynıydı. O kocası yüzünden mahpushaneye düşmüştü. Kocası onu para karşılığında başkalarına satmak istemiş o da bunu kabul etmeyince aralarında arbede çıkmış. Bu arbede sonunda bıçağı kaptığı gibi kocasının karnına saplamış, bu şekilde kocasını öldürmüştü.
O, Büşra’yla yakınlaşmaya çalışırken içlerinden orta yaşlardaki mahkûmlardan biri ayağa ‘heeyt’ diyerek ayağa kalktı. Maksadı yeni gelen mahkûmun gözünü korkutup ona her istediğini yaptırabilmekti. Bu mahkûm da hırsızlık ve cinayetten içeriye girmişti. O her gelen mahkûma böyle yapıyordu. Onların gözünü korkutup her istediğini yaptırıyordu. Bu seferde öyle olacağını zannediyordu ama içlerinden en yaşlı olan mahkûm ona doğru parmak salladı susup yerine oturması için. O yeni gelenlere böyle bir şey yapmazdı, ama her nedense bu yeni gelen mahkûma kanı ısınmıştı. Bu yüzden de onu korumak istemişti.
İsmi Nalân, olan orta yaşlı mahkûm, yaşlı mahkûmun sözlerinden sonra susmuş, ama yine de durmamıştı.
Nalân, yaşlı kadın tarafından rahat durması için susturulmuştu ama yeni gelene de bir ders verip onun gözünü korkutmaktan geri durmak istemiyordu. Bu yüzden tekrar ayağa kalktı. Ayaklarını yere sert sert vurarak Büşra’ya doğru yaklaştı.
İsmi Tülin olan en genç mahkûm onu görmüştü ama korkudan ses çıkaramıyordu. Çünkü aynı hareketi kendisine de yapılmıştı.
Nalân, Büşra’ya doğru yaklaşıp arkasından başörtüsü tuttu ve kendisine doğru çevirdi.
O öyle yaparken Tülün, ona:
‘Semiha abla, ne olur yapma’ diyor ona engel olmaya çalışıyordu.
Nalân, Büşra’nın başörtüsünü tutup kendisine çevirdikten sonra ona:
‘Bana bak, burada bana kanlı Semiha derler’ dedi onun gözünü kurtarmak için.
Büşra, onun elinden kurtulmaya çalışırken, Nalân’da Semiha’yı engellemeye çalışıyordu.
Semiha, Nalân’ın kendisini engellemeye çalıştığını anlayınca ‘Seni küçük cadı, demek bana karşı geliyorsun ha!’ dedi ve elinin tersiyle tokat atıp onu yere düşürdü. Ardından birkaç tekme attı. Büşra, da onu tutmaya çalıştıysa da o da nasibini aldı.
Semiha, ikinci bir tokatı Büşra’ya atmaya çalışırken arkasından bir el onu tuttu. O el onu öyle tutuyordu ki sanki eli kırılacak gibi oluyordu.
Semiha, kendisini tutanın kim olduğunu az çok tahmin ediyordu ama o böyle bir şey yapmazdı. Şimdi de niye yapsın ki diye düşündü ve korku içerisinde elini tutanın kim olduğunu öğrenmek için geri döndü.
Semiha geri döndüğü an ne yapacağını bilemedi. Çünkü korktuğu gibi olmuş, o yaşlı kadın kendisini durdurmuştu.
Semiha, o yaşlı kadına:
‘Handan abla, ben, ben, şey’ dedi kekeleyerek.
Handan, Semiha’nın elini bıraktıktan sonra ona iyice yaklaştı. Öyle ki nefesleri birbirlerine değiyordu. Handan, ona iyice yaklaşıp yakasından tutup kendisine çekti ve ona:
‘Bana bak Semiha, artık senin yaptıkların canıma tak etti. Bundan sonra böyle bir şeye kalkışırsan, seni doğduğuna pişman ederim’ dedi tehdit edercesine. Daha sonra Nalân’a döndü ve ona ‘Yeni gelen arkadaşınıza yatacağı yeri gösterin’
Handan, Nalân’la konuşup yeni gelene yer göstermesini söyledikten sonra diğer mahkûmların da iyice anlaması için onlara:
‘Bana bakın, bundan sonra burada öyle şeylerin olmasını istemiyorum’ dedi ve gülümseyerek ‘Şu dört duvarın arasında birbirimizin yüzüne bakıyoruz. Siz birbirinize karşı iyi davranmaz böyle sürekli dalaşırsanız, size kimse yardım etmez. O yüzden ne olur, yapmayın, etmeyin birbirinize iyi davranın’ dedi ve yatağına geçip oturdu.
Onun etkileyici konuşması karşısında herkes suspus olmuştu. Aslında o haklıydı ama yaşadıkları hayat yüzünden kalpleri katılaşmıştı. Bu yüzden de birbirleriyle sürekli didişip duruyorlardı.
**********
Yorumlar
- Bahar Onat: Ne danışıklı dövüşler bunlar ya insanlar birbirine değer vermeli dostluk çok önemli
- Hatice Çetin: hizmetçi ağlarken yasemin yapma böyle hemen pes etme
- Sümeyye: selma hanım insanları bu kadar zorlamayı neden göze alıyorsun ki
- Elif Levent: mukavele imzalamak aklına nasıl geldi senin sefaletini düşünmüyor musun bakış açın çok yanlış
- Kırmızı lekeli çocuk: handan tamam seni de anlıyorum ama bu ikili savaş mutsuz eder hepinizi
- Eylül Nadir: selenin düşmanı bile olmamalı o kadar zor bir durumda olduğunu anlamıyorsun mu
- Aleyna Mengü: Gözüm yaşıyor selene çok yazık olacak buna günah değil mi
- Zeynep Avcı: selma sen susup emir vermeye alışmışsın ama etkilenmen gerek zamanla umarım öğrenirsin
- Salih Yıldırım: Iyy selma hanım böyle kibirlenerek kimseyi ikna edemezsin