Keşfet

BÖLÜM 14

HİZMETÇİ BÜŞRA

Büşra,

Selen’i dinledikten sonra ayağa kalktı. Ağlamaklı bir şekilde Selen’e döndü ve

ona:

    ‘Selen, neden yaptın bunu bana. Sen benim

en yakın arkadaşım ve sırdaşımdın. Hem o olay olduğu zaman sen orada yoktun.

Orada olmadığın halde oradaymış gibi nasıl tanıklık yaparsın. Hem Allah Teâlâ

katında bunun çok büyük bir günah olduğunu bilmiyor musun?  Hem ayeti kerime de mealen, ‘Onlar o müminler ki, yalan yere şahitlik etmezler. Boş şeyler söz ve

hareketler ile karşılaştıkları zaman yüz çevirerek, vakarla geçip giderler (Furkan,

72) buyurmaktadır. Hem Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Biz Resulüllah’ın (asm)

yanındaydık, üç defa:

“Size en büyük günahları haber vereyim mi?” diyerek şunları sıraladı: 1.Allah’a

ortak koşmak

       2. Ana babaya asi olmak

      3.Yalancı şahitlik yapmak, Dikkat

ediniz yalancı şahitlik ve yalan konuşmak birdir” dedi ve yaslandığı yerden

doğrulup oturdu. Bunları tekrar tekrar söyledi. Nihayet biz -üzüntü ve acıdan

dolayı- keşke sussa diye düşündük. (Buhari, Müslim, Tirmizi) dediğini

duymadın mı?’ dedi bağıra bağıra. Ardından hem Selen’e hem de Selma Hanım’a

‘Mademki o olayı benim bilerek yaptığımı söylüyorsunuz. O zaman sizi her şeyi

bilen ve işiten Rabbim’e havale ediyorum. O kimim haklı kimin haksız olduğunu

en iyi bilendir. Umarım Allah Tela size öyle bir şey verir ki bu yaptıklarınıza

pişman olursunuz, ama o zaman da iş işten çoktan geçmiş olur’ dedi ve yerine

oturdu.

Onun bu sözleri başta Selen ve Selma Hanım, olmak üzere bütün salonun

üzerinde bomba etkisi meydana getirmişti. Onun sözlerinden sonra hiç kimsenin

gıkı bile çıkmıyor sadece Büşra’nı yüzüne bakıyorlardı.

Onun sözlerinden Hâkim bile etkilenmişti. Belli ki bu işin içinde bir iş

vardı. Bu yüzden sağına ve sonla baktıktan sonra:

      ‘Gereği düşünüldü, sanık

sandalyesinde oturan şüphelinin isnat edilen suçun tam belirgin olmadığı ve

yeterli delil bulunmadığından dolayı duruşmanın ileri bir tarihe ertelenmesine

sanığın kaçma ihtimali bulunmasından dolayı tutukluluk halinin devamına oy

birliği ile karar verilmiştir’ dedi ve duruşma salonunu terk etti.

O çıktıktan sonra salonda iki taraf arasında arbede çıktı. Onları ancak

polisler ayırabildi. Her iki tarafta ayrıldıktan sonra Büşra hapishaneye geri

döndü.

*********

Türkan, duruşmadan çıktıktan sonra hayli sinirliydi. Nasıl olurda karşı

taraf yalancı şahitlikte bulunabilirlerdi. Yalancı şahitlik yapması için o

tanığa ne sunmuş olabilirlerdi. Bunu araştırıp bir daha ki duruşmaya kadar

ortaya çıkarmalıydı. Ortaya çıkması için de ancak tanığın takip edilmesiyle

mümkün olabilirdi. Bunun için savcılığa gidip tanığın takip edilebilmesi için izin

istenildi. Savcılıktan gerekli izinler çıkarıldıktan sonra onu adım adım takip

etmeye başladı. O nereye gidiyorsa o da oraya gidiyor delil toplamaya

çalışıyordu. Bu takip sonunda meyvesini vermiş, Büşra’yı içeriden çıkaracak

delil bulunmuştu.

Selma Hanım, mahkeme salonundan çıktıktan sonra söz verdiği gibi Selen’in

banka kartına yüklü bir miktar para yatırdı. 

Yatırılan bu para onlara ömür boyu yeter ve artardı.

Selen, istediğini almıştı. Aldığı bu parayla ailesini ömür boyu

bakabilirdi, ama huzursuzdu. Büşra’nın sözleri sürekli aklına geliyordu. Ya o

doğruysa, o zaman ne yapardı. Eğer onun sözleri doğruysa hem bu dünyasını hem

de ahretini yakmış olacaktı. İşte bundan dolayı huzursuzdu. Üstelik mahkemeden

sonra oğlu sürekli hastalanıyordu.

Gece uykusunda ateşler içerisinde olduğunu görüyor, bundan dolayı dehşetle

uyanıyordu. Uyandığında oğlunu hırıltılar içerisinde olduğunu görüyordu. Onu

hırıltılar içerisinde görünce de hemen hastaneye götürüyordu ama nafile.

Doktorlar onun bu haline bir türlü çare bulamıyorlardı.

Gecesi gündüzü birbirine karışmıştı. Bundan dolayı hali hiç iç açıcı

değildi.  O bakımlı Selen gitmiş, yerine

bakımsız pejmürde Selen gelmişti.

Onun bakımlı haline gıpta eden ve onunla beraber olmak isteyen diğer

hizmetçiler, onu pejmürde halini görmeye başladıktan sonra artık ondan uzak

durmaya çalışıyorlardı

Yalancı şahitlikte bulunmak ona pahalıya mal olmuştu. Hem o hadiseden sonra

kendine bakmayı bırakmış, hem de oğlunun gözlerinin önünde eriyip gitmesine

seyirci kalmıştı.

**********

Selma Hanım, hizmetçiden istediği almıştı ama oğlunun kendinden iyice

uzaklaşmasına sebep olmuştu. Zaten içine kapanık biriydi, o olaydan sonra

tamamen içine kapanık biri olup çıkmıştı.

Kocasıyla araları zaten bozuktu. O hadiseden sonra araları iyice açıldı. Onlarla

araları açıldıkça da kendini kumara veriyordu. Bu şekilde de servetlerini yiyip

bitiriyordu. Evleri, arabaları, tarlaları, iş yerleri vardı. Kumar yüzünden

onları teker teker kaybediyordu.

Talip Bey, bir gün işine gitmiş çalışıyordu. O çalışırken kapısı sertçe

açıldı. O daha ne olduğunu anlayamadan içeriye iriyarı üç adam girdi. O

adamların bellerinde silah vardı. Onlar bellerindeki silahlarındaki gösterip

karşısına oturdular. Ardında ona:

      ‘Bakın Talip Bey, size bir

hafta mühlet veriyoruz. Bu bir hafta içerisinde borcunuzu ödemezseniz biz

gereğini yaparız’ dediler ve silahlarını masanın üzerine sertçe bıraktılar.

e sertçe bıraktılar.