BÖLÜM 2
Salih, hali vakti yerinde
zengin bir iş adamıydı. Annesinin ısrarlarına rağmen evlenmeyi hiç
düşünmemişti. Çünkü etrafındaki bayanlar menfaat peşinde olan, gözü yükseklerde
olan tiplerdi. Bu yüzden de evlenmemeyi hiç düşünmemişti.
O
aslında sık sık rüyalarında gördüğü kadını arıyordu. O yağmurlu günde de yine
aynı şekilde olmuştu. Hiç âdeti olmadığı halde yağmurlu havada çıkmıştı. Özel
şoförü kendisiyle gelmek istemişti ama o buna izin vermemişti. Bu yüzden de
arabayı kendi kullanıyordu.
Yağmur
gittikçe şiddetini artıyor, silecekler durmadan çalışıp duruyordu. O buna
rağmen geri dönmeyi hiç düşünmüyor. Düşlerinde gördüğü prensesini arıyordu. Bir ara onu görür gibi oldu. Onu gözden
kaçırmamak için sürekli ona bakıyor, nereye gittiğini gözlemlemeye çalışıyordu.
Bu yüzden az kalsın kaza yapacaktı.
Onu
ilk gördüğünde kalbi neredeyse duracak gibiydi. Tıpkı rüyalarındaki gibi narin
ve hüzünlüydü. Ne olur beni kurtarın der gibi bakıyordu. Ellerinde bir sürü
poşet vardı. Şimşek her çaktıkça yerinde zıplıyor, sanki etrafından bir tehlike
gelecekmiş gibi sağına soluna bakınıyordu. Üstü başı yağmurdan sırılsıklam
olmuştu. Ayrıca elbiseleri bakımsız ve eski görünüyordu. Belli ki zor durumlarda
yaşıyordu.
Onun
halini görünce içi acıdı. Kim bilir ne hayat yaşıyordu ki bu hallerdeydi. İçi
sızlaya sızlaya evine geri döndü. Annesi onun hüzünlü halini görünce ne
olduğunu sorsa da bir şey anlatmadı. Anlatsa ne yazardı ki. Annesi onun hüzünlü
haline çözüm mü bulabilirdi. Hayır bulamazdı. Çünkü annesi de fakir insanlara
karşı mesafeliydi. Bu yüzden hiçbir şey anlatmadı, anlatamadı.
*********
Büşra’nın
her günü çileliydi. Kimsesi ve gidecek bir yeri olmadığı için hanımından her
gün dayak yiyor ve azar işitiyordu. O buna rağmen sabırla kendisini bu çileden
kurtaracak birilerini bekliyordu. Her namazdan sonra Allah Teâlâ’ya kendisini
bu çileden kurtarması için dua ediyordu, gözyaşları içerisinde.
Onun
en rahat ettiği yer seccadesiydi. Özellikle herkesin uykuya çekildiği zaman
seccadesinin üzerinde uzun uzun dua ediyor, dua ettikçe de içi ferahlıyordu.
Bir
gün babasını rüyasında gördü. Babası ona ‘Yavrum, sabret bir adam karşına
çıkacak ve seni bu çilelerden kurtaracak’ diyordu. Bu rüya üzerine içine
ferahlık geldiği hissetti ve kendisini kurtaracak olan o kişiyi beklemeye
başladı.
Selma
Hanım’ın bir oğlu vardı Tarkan. O da tıpkı anası gibiydi. Gaddar, zalim ve
içten pazarlıklı biriydi. Annesi yetmezmiş gibi kendisi de Büşra’ya
zulmediyordu. Zaman zaman ona sarkıntılık ettiği de oluyordu.
Bir
gün Büşra, salonda temizlik yaparken Tarkan salına salına salona geldi. Belli
ki sarhoştu. Neredeyse düştü düşecekti. Tam düşecekti ki Büşra onu tutmaya
çalıştı. Onun bu iyiliğine karşı Tarkan, ona sarılıp öpmeye çalıştı. O da
kendisini korumak için onu itti ve yere düşürdü. Düşerken de kafasını
sandalyeye çarptı. Çarpar çarpmaz baygınlık geçirdi. Ayrıca kafası da
kanıyordu.
Salondan
gelen gürültüyü duyan Selma Hanım, koşarak salona geldiğinde oğlunun yerde
baygın yattığını ve Büşra’nın da ayakta dikilmiş bir şekilde titrediğini gördü.
Oğlunun
yerde baygın yattığını gören Selma Hanım, hızlıca giderek Büşra’nın saçlarından
tutup çekiştirmeye başladı. Çekiştirirken de ona:
‘Seni nankör seni! Söyle bana oğluma ne
yaptın?’ dedi gözlerinden kan fışkırırcasına.
,
Selma Hanım’ın tutumu karşısında ne diyeceğini bilemedi. Sadece ‘Ben, ben’
diyebildi.
Selma
Hanım, telefonu eline alıp 155 Polis İmdat’ı aradı. Ardından 112 Hızır Acil
Servisi aradı. Polisler gelirken o da Büşra’ya karşı ağzından gelen her şeyi
söyledi. Polisler gelince onlara:
‘Sayın Polis memurları’ eliyle Büşra’yı
işaret ederek: ‘Şu karşınızda gördüğünüz hizmetçimiz oğlumu öldürmeye çalıştı.
O yüzden ondan şikayetçiyim’ dedi.
Polis
memurları Büşra’nın da bir şey dememesi üzerine onu apar topar alıp götürdüler.
Onlar gittikten sonra da Hızır Acil Servis gelip Tarkan’ı hastaneye götürdüler.
Orada acilde kontrol edildikten sonra ameliyata alındı.
ı.
Yorumlar
- Nazlı Kara: salih evlenmeyi hiç düşünmemiş ama çok yalnız kalmış gibi yüzleşsene bence
- Eren Ali Dağ: Yeter artık annesi onu sıkıştırmayı bırakmalı bu sorularla nereye varacaksınız?
- Elif Pektaş: bu kadar zor mu anlayış?
- Ece kaplan: Kalbimin hızla çarpmasını hissettim keşke daha dikkatli olsaydın
- Eda Rüzgar: selma hanım nasıl bu kadar merhametsiz olabilir ya?
- Murat Canpolat: Teşekkür ederim kardeşim
- İkbal Sürücü: Kaleminize sağlık