Keşfet

Terk Edilmiş Kalabalık

Hüzün Yuvası

Ayşe Yıldız

Orada olman, oraya ait olmak zorunda olduğun anlamına gelmez.

"Anlamadım," dedim ona bakarak. Yutkundu.

"Şimdi bu halde eve gitmeyeyim," dedi.

Gözlerimi onun gözlerinden ayırmıyordum.

"Ailenin bir hastalığı mı var?" dedim.

"Hayır," dedi.

"Ee?"

"Ee..." dedi.

Gözlerimi kapatıp kafamı direksiyona koydum. Sabır çekip tekrar başımı kaldırdım.

"Madem ailenin bir hastalığı yok, niye kendini gizliyorsun?" dedim.

"Sadece... benim için üzülmesinler istiyorum," dedi.

"O zaman bir otele git. Ben sana bakıcılık yapamam, işim gücüm var," dedim.

Hızlıca, "Ne istersen yaparım. Evini temizlerim, hiç ses çıkarmam. Süs çiçeği gibi dururum," dedi.

"Daha çok süs köpeği," dedim.

Bakışlarını 'teessüf ederim' der gibi kaldırdı.

Derin bir nefes alıp arabadan indim.

Onun tarafına geçip kapıyı açtım. Gözlerindeki korkuyu gördüğüm an, "Birinden mi saklanıyorsun? Seni vuran adamdan mı?" dedim.

Başını hızlıca olumsuz anlamda salladı.

Elimi arabaya koyup üzerine doğru eğildim, o da geri kaçtı.

"Bak, senin şimdi dinlenmen, yemek yemen ve yarana pansuman yapılması lazım," dedim. "Evimde benden başka kimse yok ve sana bakıp yardım edecek sabrım da yok," dedim.

Yenilgiyle omuzlarını düşürdü.

Geri çekilip etrafa baktım. Ellerimi cebime koydum.

"Beni tanımıyorsun bile," dedim.

Hemen lafa atladı: "Ama hayatımı kurtardın."

"Kurtarmadım," dedim. Başımı ona döndürüp, "Senin yerinde başka biri olsaydı onu da hastaneye yetiştirirdim. Ayrıca senin yüzünden yerler kan oldu," dedim.

Gözlerimi kısıp tekrar önüme döndüm.

"Otel de kimse bana yardım edemez. Evde de kimseyi telaşlan-"

Sözünü kestim. Bedenimi ona döndüm.

"Kaç yaşında adamsın? Arkadaşın yok mu?" dedim.

Gözlerini yere indirdi. "Arkadaşlarımın da hepsi polis. Evde yine yalnız kalırım. Ayrıca onları da endiş-"

Sözünü kestim. "Ben de evde yan gelip yatmıyorum," dedim soğuk, katı bir ses tonuyla.

"Sevgilin yok mu?" dedim.

"Yok," dedi hemen.

"Ama olsaydı onu da telaşlandırmak istemezdin, değil mi?" dedim alayla karışık sinirli bir ses tonuyla. "Kimsen yok mu gerçekten?" dedim kaşlarımı çatarak.

Başını 'hayır' anlamında salladı.

Elimi kaldırıp işaret çektim. "Nah yok. Sen etrafında kimseyi istemiyorsun," deyip arabaya bindim.

Şaşkınlıkla bana bakıyordu.

Arabayı çalıştırıp eve sürdüm.