Keşfet

Merak

İçimdeki Boşluk

Bugün sokak daha cıvıl cıvıldı.

Kayıp Eşya Bürosu’nun camına çocuk resimleri asılmıştı.

Kapıyı çalmadan girdin. Kadın seni bekliyordu. Önünde bir pusula vardı.

Ama ibresi dönüp duruyordu.

"Hoş geldin" dedi. "Bugün en gürültülü parçanı alacağız."

"En gürültülü mü?"

"Evet. Çünkü merak susmaz. Soru sorar. Kurcalar. Peşinden koşar."

Seni bodruma indirdi. Orası tozlu değil, ışıltılıydı.

Raflarda kavanozlar vardı. İçlerinde yıldız tozu gibi şeyler.

Bir kavanozun üstünde senin adın yazıyordu: *MERAK*

Kapağını açar açmaz içeriden sorular fışkırdı:

"Ya sonra ne oldu?"

"Bu neden böyle?"

"Denesem ne kaybederim ki?"

"Ya olursa?"

Gözlerin doldu. "Ben bunu ne zaman kaybettim?"

Kadın omzuna dokundu. " 'Büyüklere yakışmaz' dediklerinde.

'Boşver' dediklerinde. 'Zaten olmaz' dediklerinde.

Küçük küçük susturdun onu. Kendini korumak için."

Kavanozu eline aldın. Ağırdı. Ama güzel bir ağırlık.

İçinden minik bir kağıt çıktı. Üstünde yazıyordu:

*"Merak eden insan kaybolmaz. Sadece keşfe çıkar."*

"Bugün bunu geri almaya hazır mısın?" diye sordu kadın.

Başını salladın. "Evet. Ama korkuyorum."

"Korkmak normal" dedi. "Cesaretin yanına bir de merak eklendi mi,

artık hiçbir kapalı kapı seni durduramaz."

Kavanozu bohçaya koydun.

`Cesaret` + `Sınır` + `Sessizce Ağlamak` + `Merak`

O anda bodrumun ışıkları yandı.

Duvarlarda soru işaretleri vardı. Ama bu sefer korkutucu değildi.

Her soru işareti bir kapıya dönüşüyordu.

Kadın bir anahtar verdi sana. Paslıydı.

"Bu senin anahtarın. Hangi kapıyı merak ediyorsan onu aç.

Yanlış kapı diye bir şey yok. Her kapı sana bir şey öğretir."

Dışarı çıktığınızda gökyüzü masmaviydi.

Kuşlar 4 olmuştu. Ve bu sefer ötmeye başlamışlardı.

Sen de ilk kez uzun zamandır "acaba" dedin.

"Acaba bugün ne öğreneceğim?"

Yürüdün. Ama bu sefer amaçsız değildin.

Merak pusulan olmuştu.

Nereye giderse, orası doğru yerdi.

Hazırsan yarın oyuna gidelim. Çocuk yanını da uyandıralım mı?