Keşfet

Oynamayı Bilmek

İçimdeki Boşluk

🌿 Hadi bugün biraz çocuk olalım. Bohçanı sıkı tut.

Bugün Kayıp Eşya Bürosu’nun tabelası değişmişti.

Üstünde yazıyordu: *"Bugün Ciddiyet Yok. Sadece Oyun Var."*

Kapıdan girer girmez yerde tebeşirle çizilmiş bir seksek gördün.

Kadın önlük takmış, elinde balonlarla karşıladı seni.

"Geciktin" dedi gülerek. "Oyun saati başladı bile."

Seni arka bahçeye götürdü. Orası bambaşka bir yerdi.

Çamurlu, renkli, sesli.

Köşede senin çocukluğun oturuyordu. Dizleri yara, elinde cam bilye.

Seni görünce kalktı. "Sonunda geldin" dedi. "Seni çok bekledim."

Bohçanı yere koydun. İçinden `Cesaret`, `Sınır`, `Sessizce Ağlamak`, `Merak` dışarı fırladı.

Hepsi çocukla oynamaya başladı.

Kadın eline kırmızı bir top verdi.

"Bugün alacağın parça bu" dedi. "Oynamayı Bilmek."

"Ya ciddiyetsiz olursam?" diye fısıldadın.

Kadın kaşlarını kaldırdı. "En ciddi şey, bazen oynamaktır.

Çünkü oynayan insan kırılmaz. Esner."

Çocuk elinden tuttu. "Gel" dedi. "Yağmurda koşacağız."

Ama hava güneşliydi. Olsun. Siz hortumla yağmur yaptınız.

Çamura bastınız. Yüzünüze boya sürdünüz.

Kahkaha attın. Karnına ağrılar girdi.

O sırada bohçandan küçük bir şey daha çıktı:

*"Hata Yapma Hakkı"*

Meğer o da oyunun parçasıymış.

Düştün. Kalktın. Kimse "ayıp" demedi.

Çünkü burada herkes düşüyordu.

Akşam olunca kadın sizi çağırdı.

Elinde eski bir müzik kutusu vardı. Kurdu.

"Bu senin parçan" dedi. "Oynamayı bilmek,

hayata 'mükemmel olmalıyım' dememektir.

'Yaşamalıyım' demektir."

Müzik kutusunu bohçaya koydun.

`Cesaret` + `Sınır` + `Sessizce Ağlamak` + `Merak` + `Oynamayı Bilmek`

Çocuk sana el salladı. "Yarın da gel" dedi.

"Gelirim" dedin. Ve ilk kez söz verdiğin şeye inandın.

Eve dönerken yolda zıpladın.

Sebepsiz.

Ve anladın: İyileşmek bazen seksek oynamakmış.

Kuşlar 5 olmuştu. Ve bu sefer şarkı söylüyorlardı.