Keşfet

Anlaşılmamanın Sessizliği

İçimdeki Yabancı

Kalabalıkların en ilginç yanı, insanı yalnız hissettirebilmeleridir.

Bir okul koridorunu düşünün. Aynı zil sesiyle hareket eden yüzlerce öğrenci, aynı sınıflara giren onlarca insan, aynı bahçeyi paylaşan sayısız hayat... Dışarıdan bakıldığında herkes aynı hikâyenin içindeymiş gibi görünür. Oysa gerçekte her insan kendi zihninin sınırları içinde yaşar.

Psikolojide her bireyin dünyayı algılama biçiminin farklı olduğu bilinir. İnsanlar olayları yalnızca oldukları gibi değil, geçmiş deneyimlerinin, korkularının, beklentilerinin ve inançlarının süzgecinden geçirerek yorumlarlar. Bu nedenle aynı cümle bir kişiye sevgi gibi gelirken, başka bir kişiye eleştiri gibi gelebilir. Aynı sessizlik bir insan için huzur anlamına gelirken, başka biri için dışlanmışlık hissi yaratabilir.

Belki de bu yüzden anlaşılmak, insanların düşündüğünden çok daha zordur.

Bazı günler vardır; insan konuşur ama sesi karşı tarafa ulaşmaz. Cümleler kurulur, düşünceler paylaşılır, duygular anlatılmaya çalışılır. Fakat sanki görünmez bir duvar vardır. Kelimeler duvara çarpar ve geri döner.

İşte anlaşılmamak bazen böyle hissettirir.

Kalabalığın içinde durursunuz ama sanki bulunduğunuz yer size ait değildir. İnsanların arasında yürürsünüz fakat kimse sizin baktığınız yerden bakmıyordur. Herkes aynı gökyüzüne bakarken siz farklı bir renk görüyormuşsunuz gibi hissedersiniz.

Zamanla insan yalnızca başkalarının onu anlamadığını düşünmez.

Kendisini anlatma gücünü de kaybetmeye başlar.

Çünkü sürekli yanlış anlaşılan biri, bir süre sonra duygularını paylaşmanın anlamını sorgular. İç dünyasını saklamaya başlar. Daha az konuşur. Daha az açılır. Daha az görünür olur.

Bu durum psikolojide duygusal geri çekilme olarak tanımlanabilir. İnsan, anlaşılmamanın yarattığı hayal kırıklığından korunmak için kendi içine çekilir. Bu bir tercih gibi görünse de çoğu zaman bir savunma mekanizmasıdır.

Fakat burada sessiz bir tehlike vardır.

İnsan bazen kendini korumaya çalışırken kendinden uzaklaşabilir.

Çünkü anlatılmayan her duygu içeride yaşamaya devam eder.

Söylenmeyen her düşünce zihinde yankılanır.

Paylaşılmayan her kırgınlık biraz daha ağırlaşır.

Belki de anlaşılmamanın en zor yanı yalnız kalmak değildir.

En zor yanı, zamanla kendi sesine yabancılaşmaktır.

Oysa her insan anlaşılmayı ister. Çünkü anlaşılmak yalnızca dinlenmek değildir; varlığının bir başkası tarafından görülmesidir. "Seni duyuyorum." "Ne hissettiğini anlıyorum." "Bu duyguların burada bir yeri var." mesajını alabilmektir.

İnsan zihni, ait olduğu yerde güçlenir.

Ama bazen hayatın bazı dönemlerinde ait hissedemeyebiliriz. Özellikle okul yıllarında insanlar kim olduklarını anlamaya çalışırken birbirlerini anlamakta zorlanabilirler. Çünkü herkes kendi savaşını verirken başkasının iç dünyasını görecek kadar dikkatli olmayabilir.

Bu yüzden bazı yalnızlıklar kalabalıkların ortasında yaşanır.

Ve bazı çığlıklar hiç ses çıkarmaz.

Belki de büyümek, herkes tarafından anlaşılmayı beklemekten vazgeçip, önce kendi iç sesini anlamayı öğrenmektir.

Çünkü insanın kendini gerçekten duyabildiği yerde, yalnızlık biraz daha hafifler.

Yorumlar

  • Damla Pınar: @m3rve03 neden teşekkur ediyorsunki ☺️
  • Merve T...:): çok teşekkür ederim:)
  • Merve T...:): çok teşekkür ederim:)
  • Cihanngir d.: Anlaşılma isteğine vurgu harika
  • Ali Ergin: hissettiklerimizi çok iyi yansıtmış
  • Merve T...:): teşekkür ederim:) beğenmenize sevindim...
  • Can Kaan Odabaş: Duygu aktarımı üst düzey
  • Merve T...:): teşekkür ederim:)
  • Ahmet Esen: Çok doğru tespitler var burada
  • Merve T...:): teşekkür ederim... beğendiyseniz ne mutlu bana:)
  • Salih Yıldırım: Sıcak bir anlatım olmuş eline sağlık @m3rve03