Hislerin Yükü
Bazı insanlar vardır; kalabalığın içinde gülerler ama içlerinde yaklaşan bir fırtınanın sesini duyarlar. Sebebini açıklayamazlar. Mantıkları sessizdir ama hisleri bağırıyordur.
Ben o gün böyle hissettim.
Sabah uyandığım andan itibaren içimde açıklayamadığım bir ağırlık vardı. Sanki görünmeyen bir el göğsümün üzerine oturmuştu. Nefes alıyordum ama rahatlayamıyordum. Her şey normal görünüyordu; okul aynı okuldu, insanlar aynı insanlardı, koridorlar her zamanki gibi kalabalıktı. Ama benim içimde hiçbir şey normal değildi.
Arkadaşlarımla okul kütüphanesini düzenliyorduk. Raflardan kitaplar indiriyor, tozlarını siliyor, yerlerini değiştiriyorduk. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir gündü. Fakat ben o sıradanlığın içinde yaklaşan bir şeylerin gölgesini hissediyordum.
"Bilmiyorum," dedim arkadaşlarıma, "içimde çok kötü bir his var."
Beni tanıyorlardı. Hislerimin kuvvetli olduğunu biliyorlardı. Bu yüzden gözlerindeki kısa süreli korkuyu fark ettim. Ardından beni sakinleştirmeye çalıştılar.
"Bir şey olmaz."
"Kuruntu yapıyorsun."
Gülümsedim.
Ama içimdeki ses susmadı.
Saatler geçti. Gün bitti. Akşam oldu. Ben hâlâ aynı hissin içindeydim. Sanki karanlık bir odada bekliyor ve kapının ne zaman açılacağını bilmiyordum.
Gece yatağıma uzandığımda saatler çoktan ilerlemişti. Yorgundum. Gözlerim kapanıyordu. İçimdeki korkuya rağmen kendi kendime fısıldadım:
"Bak, hiçbir şey olmadı. Bu sefer yanıldın."
İlk kez rahatladığımı hissettim.
Belki de gerçekten yanılmıştım.
Belki de bütün gün taşıdığım korku anlamsızdı.
Tam uykuya teslim olmak üzereyken telefonumdan bir bildirim sesi geldi.
Küçük bir ses.
Ama hayat bazen en büyük acıları en küçük seslerle getirir.
Ekranı aşağı kaydırdım.
Mesajı okudum.
Bir arkadaşımın vefat ettiğini öğrendim.
O an zaman durdu.
İnsan bazı haberleri okur ve anlamaz. Kelimeler gözünün önündedir ama zihni onları kabul etmez. Defalarca okursun çünkü yanlış görmek istersin.
Ben de öyle yaptım.
Ama kelimeler değişmedi.
Arkadaşım artık yoktu.
İçimde bütün gün dolaşan o karanlık his, cevabını bulmuş gibiydi.
O geceden sonra sadece bir arkadaşımı kaybetmedim.
Kendimdeki güven duygusunun bir kısmını da kaybettim.
Çünkü zihnim bana sürekli aynı soruyu soruyordu:
"Ya hissettiğin şey gerçekten buysa?"
Bu soru zamanla korkuya dönüştü.
Korku ise yalnızlığa.
Arkadaşlarımla arama mesafe koymaya başladım. Mesajlara geç cevap verdim. Yanlarında daha az bulundum. Onları özlüyordum ama uzak duruyordum.
Çünkü onları kaybetmekten korkuyordum.
İnsan bazen sevdiklerini korumak için değil, onları kaybetme ihtimaline dayanamadığı için uzaklaşır.
Arkadaşlarım değiştiğimi fark etti.
"Neler oluyor?"
"Neden böylesin?"
diye sordular.
Cevap veremedim.
Çünkü ben de bilmiyordum.
Bir ölüm haberi yalnızca bir insanı götürmemişti; beraberinde güveni, huzuru ve yarına dair masumiyeti de alıp götürmüştü.
Psikolojide yas yalnızca bir kişinin kaybı değildir. Bazen insan, kaybettiği kişiyle birlikte kendisinin bir parçasını da kaybeder.
Benim kaybettiğim şey, dünyanın güvenli olduğuna dair inancımdı.
Ve o günden sonra anladım ki bazı yaralar görünmez.
Kimse onları fark etmez.
Ama insanın bütün hayatını değiştirebilirler.
Yorumlar
- Merve T...:): Bazı kayıplar gerçekten insanın içinde uzun süre taşıdığı bir ağırlığa dönüşüyor...
- Ece Oral: benim için de zor bir durumdu anlaşılan 🤦
- Merve T...:): teşekkür ederim ☺️
- Metin Taner Yavuz: @m3rve03 eline sağlık
- Merve T...:): yaşamak kadar olmasa da...:/
- Ebru YILDIRIM: Bunu okumak bir zulüm ya 😮