Kanlı Gelinlik
KABUS
Gözlerimi yabancı bir odada açtım. Yanına iki kadını aceleci davranıyorlardı, ayağa kalktığımı gördüklerinde yanıma geldiler.
"Neslihan hatun uyandınız mı?" Yanındaki hemen kolunu dürttü
"Biraz nazik konuş, artık hem bir hatun hemde padişahın eşi." Dediğinde ne demek istediğini anlamadım soracaktım ama sesim çıkmadı, sesim yok gibi ve kadın devam etti.
"Neyse, biz daha fazla yormayalım zaten yorgundur." Dediğinde yine anlamadım neden yorgun olacaktım. Kapıyı açıp gittikten sonra üstünde bir gelinlik olduğunu gördüm. Ama bu normal beyaz renkte değildi üstünde kan lekeleri vardı, etraftada ayrıca kan kokuları vardı, bunu bana kim giydirmişti?
Odayı aydınlatan tek bit pencere vardır... Çok az ışık geliyordu. O an oturduğum yerden kalktım aydınlığın olduğu yere gittim, aydınlık yüzüme vuruyordu her şeye rağmen ufakta olsada gülümsedim. Birkaç saniye gün ışığı sürdü, sönmüştü. Kapının açıldığını duydum, refleksten dolayı kapıya doğru baktım. Hayır olamaz gelen kişi bu olamaz, Korkut. Siyah bir üstü ve siyah bir pantolon vardı. Bana doğru yaklaştıkça geriye doğru yürüdüm, o yine yaklaştı. Aramızda sadece bir adımlık mesafe kaldı, gözlerimi yere çevirdim ama çenemden tutup gözlerini gözlerine kenetlendi. Sesim çıkmıyordu, yitmek istiyorum ama gücüm yok gibi hiç bir şey yapamıyorum. Aradaki mesafeyi kapattı ve fısıldadı
"Bundan sonra Neslihan Koral olarak değil, Neslihan Demirkıran olarak bilineceksin." Dediğinde başımı hayır anlam'nda sağ sola salladım. O an uyandım
Nefes nefese kalmıştım, terlemiştim. Yataktan doğruldum nefes almaya çabaladım, battaniyeyi üstümden çektim ve ayağa kalktım. Ben buradan çıkacağım dedim kendimce. Artık ağlamanın ve oturmanın sırası değil, buradan gitmeliyim. Çözüm yolu aradım, camın yanına gittim ama camdan çıkmayı denesem kesin ölürdüm, kaçsam kesin fark edilirim, ne yapılacağım ben?
Aklıma bir şey geldi saate baktım saat tam 04: 24'tü. İşte son bir şansım, muhafızlar dört buçukta değişim vardı, yani sadece altı dakikam var. Üstüme siyah bir kazak ve siyah renkte geniş pantolon giydim, ayakkabımda aynı renkte. Aynada kendime baktığımda sanki bir gölge gibi ama sevmiştim. Kazak hafif uzun ama şu an uzunluğunu değil sıcaklığı yeterli'dir. İki dakika kalmıştı hemen çıkmalıydım. Kapıyı açtım, koridor da kimsecikler yoktu, hemen sessizce koridorda ilerledim, ikinci kez bu kadar uzun geliyordu. En alt kata indim ve orada bir kaç asker konuşuyorlardı. Duvarın yan tarafında ben vardım ama ışık benim olduğum duvara vurmuyordu ve bu da iyi bir şey çünkü, ışık bana gelirse beni fark ederlerdi. Konuştuklarına kulak misafiri oldum
"Eğer, Neslihan hatun, Korkut Demirkıran ile evlenirse bizim krallığın sonu olur," dedi, aslında doğru söylüyordu. Sonuçta Kuzey krallığı Veliahttı burada hüküm ederse buaryı da Kuzey krallığı yapacak ve Güney krallığı diye bir şey kalmıyacak. Eee kural kural netti
-İlk evlenen çocuk tüm mirası alır. Hükumette buna dahil-
Devam ettiler
"Neslihan hatunun da razısı yok," dedi zırhlı ve devam etti elinde silah olan asker.
"Kralımın şöyle bir planı varmış. Gücünü kuvvetlendirip Efsane krallığı arayacaklarmış " adı üstünde 'efsane' neyi arayacaklarki, bir de beni ortaya koyuyorlar. Hem neden arayacaklar ki
"Bilmiyorum, kralımızın bir bildiği var ki böyle yapıyor." Dediğinde gür bir sesle " askerler buraya gelin" dedi ve hemen koştular. Hala aklımda şu soru vardı niye beni ortaya koyuyorlar ve
Ben kimim ki ?
Yorumlar
- Alper Akgün: Büyüleyici bir plan ama sen buna dahil olmak zorunda değilsin
- Nazlı Kara: kim olduğunu sorgulamak yerine kurtulmaya odaklan daha iyi olur
- Zafer Kaan Genç: Ne korkunç bir durumdesin keşke bu yerde hiç olmasaydın
- Belgin Peker: korkut sıklıkla canını yakacak gibi geliyor hemen uzaklaşmalısın ondan