Keşfet

Dalgın

İmkansızım

Alarmın sesiyle gözlerimi açtım. Birkaç saniye tavana bakıp öylece kaldım. Sonra saate baktığımda okula geç kalmak üzere olduğumu fark edip hızlıca yataktan kalktım.

Üzerimi giyinip çantamı aldım ve odadan çıktım. Koridora çıktığımda ev her zamanki gibi sessizdi. Mutfaktan gelen sesleri duyunca oraya yöneldim.

Amcam kahvaltı masasındaydı. Yengem de mutfakta bir şeylerle uğraşıyordu. Amcamın oğlu, kuzenim Arda ise telefonuyla ilgileniyordu.

“Günaydın.” dedim.

Amcam başını kaldırıp bana baktı.

“Günaydın oğlum.”

Ben de masaya oturdum. Ama nedense içimde garip bir sıkıntı vardı. Sabah olanları düşünmemeye çalışıyordum fakat aklımdan bir türlü çıkaramıyordum.

Bir süre sonra saate baktım.

“Ben okula gidiyorum.”

Amcam başını salladı.

“Tamam, dikkat et.”

Çantamı alıp evden çıktım.

Okula doğru yürürken aklım hâlâ evdeydi. Normalde bu kadar dalgın olmazdım ama bugün nedense hiçbir şeye odaklanamıyordum.

Okulun kapısından içeri girdiğimde koridor her zamanki gibi kalabalıktı. Birkaç tanıdığım selam verdi, ben de başımla karşılık verdim.

Tam sınıfa doğru ilerlerken ileride İdil'i gördüm. Sevgi'yle konuşuyordu. Yanlarından geçecekken İdil beni fark etti.

“Ege.”

Adımı söyleyişini duyunca durup ona döndüm.

“Selam.”

“Selam, nasılsın?”

“İyiyim. Sen?”

“Ben de iyiyim.”

Sevgi de bana gülümseyerek selam verdi.

“Günaydın.”

“Günaydın.”

Tam devam edecekken İdil bir an yüzüme baktı. Sonra kaşlarını hafifçe çattı.

“Bir şey mi oldu?”

Bir an ne diyeceğimi bilemedim.

“Yok, bir şey olmadı.”

İdil birkaç saniye daha bana baktı. Sanki söylediğime pek inanmamıştı.

“Tamam...” dedi sonunda.

Ben de başımı sallayıp sınıfa doğru yürüdüm.

Ama arkamdan hâlâ bana baktığını hissediyordum.

Sınıfa girdiğimde yerime geçip çantamı sıranın yanına bıraktım. Birkaç dakika sonra ders başladı ama aklım hâlâ sabah yaşananlardaydı.

Öğretmenin anlattıklarını dinlemeye çalışıyordum fakat bir türlü derse odaklanamıyordum. Defterime birkaç şey yazdım, sonra kalem elimde öylece kaldı.

“Ege?”

Başımı kaldırdım.

Öğretmen bana bakıyordu.

“Efendim?”

“Sorduğum soruyu duymadın galiba.”

Sınıftan birkaç kişi güldü. Ben de hafifçe gülümsedim.

“Pardon hocam.”

Öğretmen soruyu tekrar etti. Bu kez cevap verdim ve tekrar önüme döndüm.

Teneffüs olduğunda sınıftan çıktım. Koridorda biraz yürüdükten sonra pencerenin önünde durdum. Dışarı bakarken birinin yanıma geldiğini fark ettim.

İdil'di.

“Gerçekten bir şey yok mu?” diye sordu.

Ona baktım.

“Ne?”

“Sabah biraz dalgın gibiydin.”

Bir an sustum.

“Biraz kafam dolu sadece.”

İdil başını salladı.

“Tamam.”

Sonra birkaç saniye sessiz kaldı.

“Konuşmak istersen dinlerim.”

Bunu söyledikten sonra beni daha fazla zorlamadan Sevgi'nin yanına geri döndü.

Arkasından bakarken istemsizce gülümsedim.

Nedenini bilmiyordum ama onun böyle davranması hoşuma gitmişti.

Dersler bitene kadar İdil'in söyledikleri aklımdan çıkmadı.

“Konuşmak istersen dinlerim.”

Neden bilmiyorum ama bu cümleyi düşünmeden edemiyordum. Belki de bugün gerçekten biraz fazla dalgındım.

Okul çıkışında çantamı omzuma atıp kapıya doğru yürüdüm. Mert ve Yunus biraz ileride konuşuyordu. Onlara el sallayıp yollarımızı ayırdık.

Eve doğru yürürken sabah yaşananları tekrar düşünmeye başladım. Eve gitmek istemiyordum ama başka bir yere de gidecek hâlim yoktu.

Kapıyı açıp içeri girdiğimde evdekilerin seslerini duydum.

“Geldin mi?” diye seslendi amcam.

“Geldim.”

Ayakkabılarımı çıkarıp odama geçmek üzereydim ki yengem mutfaktan çıktı.

“Ege, önce odanı toplasan iyi olur. Sabah yine dağınık bırakmışsın.”

“Tamam.”

Daha fazla konuşmadan odama geçtim.

Çantamı yatağın üzerine bıraktım. Odanın sessizliği biraz olsun iyi gelmişti.

Masamın kenarında duran eski fotoğrafı gördüm.

Bir süre ona baktım.

Sonra fotoğrafı elime aldım. Fotoğraftaki yüzlere bakarken bazı anılar aklıma geldi. Birkaç saniye sonra gözlerimi kaçırıp fotoğrafı tekrar yerine bıraktım.

Tam o sırada dışarıdan Arda'nın sesi geldi.

“Ege, aşağı gelsene!”

“Geliyorum.”

Odadan çıkıp aşağı indim. Arda salonda oturuyordu. Yanına geçip koltuğa oturdum.

“Ne oldu?” diye sordum.

“Bir şey yok, otursana.”

Başımı sallayıp televizyona baktım. Birkaç dakika boyunca ikimiz de sessizce oturduk.

Amcam da salona geldi.

“Okul nasıldı?” diye sordu.

“İyiydi.”

“Dersler?”

“Onlar da iyiydi.”

Amcam yüzüme baktı ama başka bir şey sormadı.

Ben de televizyona dönüp sessizce oturmaya devam ettim.

Bir süre sonra yengem mutfaktan seslendi.

“Ege, sofraya yardım eder misin?”

“Tamam.”

Ayağa kalkıp mutfağa gittim. Masayı hazırlarken sabah yaşananlar yine aklıma geldi.

Sonra İdil'i düşündüm.

Sabah beni görür görmez bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı. Teneffüste de yanıma gelip sormuştu.

Ama cevabımı aldıktan sonra daha fazla üstelememişti.

Nedense bu hoşuma gitmişti.

Yemekten sonra odama çıktım.

yatağıma oturdum. Bugün olanları düşünmeye başladım. Sabahki olaylar, okulda İdil'le karşılaşmamız, onun dalgın olduğumu fark etmesi...

Gözlerimi kapattım.

Nedense bugün her şey birbirine karışmış gibiydi.

Bir süre sonra düşüncelerim yavaş yavaş dağıldı. Gözlerim ağırlaşmaya başladı.

Sonunda hiçbir şey düşünmeden uyuyakaldım.

Yorumlar

  • Ahmet Esen: idilin şüpheli bakışı umarım seni daha fazla düşündürmez
  • Eda Korkmaz: ege bu sabah aklındaki karışıklığın üstesinden gelmeye çalışmalısın
  • Aysel Maden: ege kafanı toparla artık herkes sadece boş konuşmuyor