Keşfet

İlk bakış

İmkansızım

O gün beden dersimiz vardı ama sınıflar arası futbol maçına denk geldi. Ne kadar maç izlemeyi sevsem de o gün tenis oynamak için çok heyecanlıydım ama bu maç yüzünden hayallerim suya düşmüştü. Arkadaşım Sevgi ile beraber tribünde oturuyorduk. Sonra maç yapacak olan sınıflar sahaya geldi ve hocanın düdüğü ile maç başladı.

Maç o kadar sarıyordu ki tezahürat bile yapıyorduk. Bir süre sonra gözüm sahada oynayan çocuklardan birine takıldı. Başta neden ona baktığımı ben de anlamadım. Sadece diğerlerinden biraz farklı gelmişti. Neredeyse tüm golleri o atmıştı ama nedense hak ettiği değeri görmüyor gibiydi. Diğer çocuk bir gol atmış ve dolu dolu övgüler almışken, o peş peşe gol atmasına rağmen “İyi.”, “Aferin.” gibi kısa, geçiştirici sözler alıyordu.

Onu daha önce okulda görmüş müydüm, bilmiyordum. Ama o an nedense gözlerimi ondan alamıyordum.

Sevgi'nin bana seslenmesiyle kendime geldim.

“Ne oldu sana, İdil? Maçı izlerken daldın gittin.”

“Yok bir şey,” dedim ve tekrar sahaya baktım.

Ama gözlerim yine onu bulmuştu. Kıvırcık, kumral saçları vardı; bembeyaz bir teni ve çekik, kahverengi gözleri… Daha önce hiç kimseye bu kadar inceleyerek bakmamıştım.

Top yine onun ayaklarının altındaydı. Kaleye doğru ilerliyordu. O kadar heyecanlıydım ki nefesim kesilmişti. Tüm odağım ondaydı. Sonra karşı rakiplerden biri gelip onun önünü kesti.

O an cidden tam olarak nasıl olduğunu hatırlamıyorum ama o çocuk yukarı doğru yükseldi. Röveşata atacaktı ama ne olduysa oldu ve birden sırt üstü yere düştü. Hoca ve maçtakiler etrafına doluştu. O an cidden tanımadığım biri için bir anlığına kalbim durmuştu. Gözlerimi ona dikmiş, sanki donmuş ve buz kesilmiş gibiydim.

Neyse ki uzandığı yerden doğruldu. Hoca parmağını ileri geri yaparak onu gösteriyordu. Birkaç dakika sonra ayağa kalktı. Hoca onu tribüne doğru getirdi. Çocuk tam önümde oturuyordu ama maçtakiler dışında tribünde oturan, onun sınıfındakiler gelip “İyi misin?” diye sormaya tenezzül bile etmemişti.

Artık maçı izlemiyordum. Onun bana dönük olmayan sırtına, kıvırcık saçlarına bakıyordum.

Yaklaşık on dakika sonra çocuk tekrar ayağa kalktı ve hocaya doğru yürüdü. Sesini duymasam da maça girmek için hocaya yalvardığı çok barizdi. Hoca onun iyi olduğundan emin olunca tekrar maça girmesini kabul etti ve o kıvırcık tekrar sahadaydı.

Oyuna devam etti ve son golü de o attı. Maç artık bitmişti ve kıvırcık maçı kazanmıştı. O kadar mutluydum ki ama onun kadar olmadığım kesindi. Takım arkadaşları birbirine sarılıp zaferlerini kutluyorlardı ama o, sahanın ortasında ellerini dizlerine koyarak küçük bir tebessüm ile onlara bakıyordu.

Cidden tam bir lider gibiydi. Takımı sırtlayan ve acısına rağmen takımı için çabalayan bir liderdi. Keşke takımındaki diğerleri de bu çabasını fark etseydi.

Bir an onun gözleriyle gözlerim buluştu. Birbirimize bakıyorduk. Gözleri o kadar hoştu ki resmen içi gülüyordu. Yaklaşık beş saniye bakıştık. Evet, çok kısa bir süreydi ama benim için bir ömür gibiydi.

Yorumlar

  • Yaman Kurtuluş: çok mutlu oldum son golü attığına 😮