1. Yalnışın bedeli...

İlk bölüme geçmeden başlama tarihinizi belirtirseniz sevinirim ♣️
••••••••••••••••••••••••••••••
"Destedeki en değersiz kart Joker'dir. Taki oyunun kurallarını değişene kadar..."
İlahi bakış açısı
Tiyatro salonu sessizlik içinde oyunu izliyordu. Her kesin bir zaman büyük ilgi gösterdiği "Altı kişi yazarını arıyor" oyunu yine sahnedeydi ama bu sefer biraz farklı.
Joker ön sıralarda siyah palto ve eldivenleriyle oturuyor, yüzünün en ufak bir hareketini bile göstermeyen siyah maskesiyle oyunu izliyordu. Sanat seven biriydi.
Yanında sağ kolu oturuyordu. O böyle şeylere pek önem veren biri değildi. Sadece patronu için buradaydı. Üzerindeki siyah takım elbise,hafif dağınık gibi görünen siyah saçları ve yüzündeki yara iziyle çok çekici görünüyordu. Ellerini önünde birleştirince dövmesi ortaya çıkıyor ve kendine özgü bi duruş sergiliyordu.
Joker bu oyunu seviyordu. Çünkü gerçeklik ve oyun arasında ince çizgide yaratılmıştı. Oyuncuların bi hayatı canlandırdığı,o hayatda yaşanan her zorluğu böyle ince detaylarla, yaşayarak oynamaları insanların kafa karışıklığına sebep oluyordu.
Oyunun ilerleyen saatlerinde her şey iyi gidiyordu taki ışıklar aniden sönene kadar. Otuz saniye geçmeden ışıklar yandı ama Joker ve sağ kolu salonda yoktu ve kan dondurucu bir manzara vardı.
Oyuncular bağırıp çağırıyor, biri ağlıyor, biri korkup bayılıyordu. İnsanlar bunu gösterinin bi parçası olarak düşünüyorlardı. Oyuncuların karakteri bu denli yaşayarak oynaması izleyicileri büyülüyordu. Ama sonra onlarda bunun bir gösteri olmadığını anladı.
Bir adam elleriyle duvara civilenmişti. Öldüğü için rengi morarıyordu. Boynuna bir kart saplanmıştı ve boyunundan akan kanlar sahneye damlıyordu. En korkutucusu yukarda bir yazı sarkıyordu:
"Ben kapını çalmam,çoktan içeri girmiş olurum..."
••••••••••••••••••••••••••••••
Joker'den
"Siktir etsene,istediğimi yaparım!"
Bunun işi beni sinirlendirmekten başka bir şey değildi! "Nolmuş biraz eylendiysem? Hem dikkat edersinki, sanata olan sonsuz sevgi ve saygımdan oyunun sonuna kadar hiç bir şey yapmadım" Sanat severdim hemde fazlasıyla.
"Kendini haklı çıkarmayı bırak!" diyerek alnını ovuşturdu. Uçakta olduğumuzdan bir şey yapmıyorduk. Yoksa suratını dağıtırdım!
"Ama haklıyım" Ben haklıydım bunu kabul etse iyi olur yoksa uçak falan dinlemez buna dalacağım!
"Bak sinirleniyorum! Orada çocukta ola bilirdi! Bir cesedi sahneye monteletecek kadar delirdinmi?" burun kemerini sıkıyor, sakinleşmeye çalışıyordu.
"Yahu sen her zaman sinirlisin buna alışığım. Bir orada çocuk yoktu bakmıştım, iki ben ne zaman bana yanlış yapan birine iyi davrandımki?" Sanki her bokta yanımda değilmiş gibi birde bana kızıyordu. Hatta bana adamın çocuk ticareti yapan, çiğeri beş para etmezin teki olduğunu söyleyen oydu. Şimdi bana kızamazdı!
"Bak sana ne kadar anlatsamda fayda etmeyeceğini biliyorum ama bu tür işlerde ulu orta yerde yapılmaz! Her şeyin bir yolu yordamı var! Kaç yıldır hala anlamadınmı?" Viskisini kafasına dikerek camdan dışarı baktı.
Tamam biraz ileri gitmiş ola bilirim. Bir cesedi görüp bizim gibi soğukkanlı olamayacak insanlarda var. Biri kalp krizi geçirip öle bilirdi. Masum birinin ölmesini istemezdim. Ama napayım böyle şah şahalı bir gösteri yapma fikri aklıma gelince dürtülerime engel olamadım.
İki parmağımı bitiştirerek çıkan küçük boşluğu gösterdim "Tamam. Şu kadar haklı ola bilirsin. Ama yinede ben haklıyım" Sözünden dönen biri değildim. Asla yalnış olduğumu kabul etmezdim.
"Allah'ını seversen kapat çeneni yoksa elimden bi kaza çıkacak!" Niye bu kadar sinirleniyorduki? Sadece tiyatro zamanı bir cesedi duvara monteleyip yukarı yazı astırdım. Ne varki bunda?
"Şuan dışardan bakılırsa kimin patron olduğu anlaşılmaz. Beni azarlamayı bırak" Yıllara dayanan bağımız olmasa onu kovardım ama o kadar ona bağlanmıştım ki ona ne yapsa git diyemem.
Biz onunla abi kardeş gibiyiz. Ama bir birinize çok zıtız. Vale düzeni sever, ben kaosu. O sessizdir, dikkat çekmeyi sevmez. Ama ben girdiğim her ortamda odak merkezi olmayı seviyorum. Fazla düzenlidir, ben biraz dağınık. O insanlar üzerinde mantığını kullanarak istediğini yaptırır, ben manipüle ederek. Vale önceden plan yapar ama ben risk almayı severim çünkü nolursa olsun ben hiç bir zaman kaybetmem. Çünkü akıl kullanıldığı yerde hiç bir zaman kaybetmezsin. Kaybedenler duygularıyla hareket edenlerdir. Ve ben duygularımı yıllar önce kapattım, hiç açılmamak üzere.
Çayımı içerek ona döndüm. Ben ona fazla trip atıp küsemezdim. Ama o bu konuda fazla inatçıydı. "Şşt,yakışıklı. Baksana buraya"
Bana küs kalamazdı ama çabuk yumuşadığını göstermemek için soğuk tavrından ödün vermiyordu.
"Ben senin yakışıklın değilim" Ne?
"Benim değilde kiminsin? Hayatında birimi var? Benim niye haberim yok? Ne zamandır var? Niye var? Benim niye şimdiye kadar haberim olmadı? Ayy fenalık geçiriyorum" diyerek kendimi bayılmış gibi arkaya attım.
"Hayatımda biri varsa bu seni ilgilendirmez. Bayılmadığını biliyorum"
Gözümü açıp ona baktım "Olmadığını biliyordum" Fazla kıskanç ve sahiplenici biriydim. Benim olan benimdir. Ve vermeyede niyetim yoktu. Bu bir insan olsun veya başka bir şey. Hatta bir keresinde işe yeni aldığım korumalardan bir tanesi kedimi okşayarak 'seni sevdim' dediği için üzerine kedi maması sürterek kedimi üzerine saldım. Ve o günden sonra kedime bir metreden fazla yaklaşmıyor.
"Hadi barışalım" diyerek tatlılık moduna geçtim. Kim inanırki her tarafa korku salmış, ismi bile anılınca insanların soğuk terler döktüren birinin böyle biri olduğunu. Bence bilmesinlerde yoksa nam diye bir şeyim kalmazdı.
"Hayır" diyerek cama döndü. İnatçı manyak!
"Eğer benimle şimdi barışmazsan pilotun yanına giderim. Ve uçak benim olduğu için ikiletmeden o koltuktan kalkar. Benimle bulutların arasında yine yolculuk yapmak istermisin?"
Geçmişe değindiğimde o kadar hızlı bana döndüki gülmemek için dudaklarımı bir birine bastırdım. Bir keresinde bunuda yapmıştım. Beni sinir ettiği için pilotu kaldırıp uçağı ben kullandım. Bazen uçak oyunları oynadığım için nasıl kullanıldığını biliyordum. Ama yinede delilik yapıp bulutların arasında zikzaklar çizdim. Hepsi korkudan kalp krizi geçiriyordu. Ama öldürmeye niyetim olmadığı için kalkmıştım.
"Bir daha böyle iş yapma. Bana söylemedende böyle şeylere kalkışma" Gözlerini bana dikerek onaylamamı bekliyordu ama ben kim uslu olmak kim.
Elimdeki kartları karıştırarak bakışlarımı ona çıkardım "Söz vermiyorum. Ve beni böyle apar topar İtalyadan götürdüğün için sana bunun hesabını soracağım. Orada yapacak işlerim vardı" Yine gelirdim ama gelmişken halletmek vardı mesela.
"Seni gördüler. Işıklar yandıktan sonra senin ardınca çıkıp alıp karakola götürseler ne yapacaktın?" Sanki girmediğimiz yer.
"Öff. Tamam. Açım ben. Kaldır kıçını ve bana yemek yap" Uçakta maskesiz olduğum için hostes getirmiyordum.
"Eve gidince yersin. Bir kaç saate varmış oluruz" diyerek arkasına yaslanıp kollarını göğsünde birleştirdi. Gözlerini kapatarak uyku moduna geçti.
"Çok sıkıcısın. Hadi 66 oynayalım" en sevdiğim oyundu. Genel olarak kart oyunları benim alanımdı. Bayılırdım. Benim dünyanın nerelerinden topladığım kartlarım var. Ta kartın yarandığı devirlerden bile olanlar. Nerden buldun demeyin isteyen buluyor.
"Uykum var"
"Hadi evlat. Biliyorum bana yenilmeyi sevmiyorsun ama ne yapa bilirimki, uzmanlık alanım" Evlat kelimesini duyar duymaz cin çarpmışa dönüyor. Benden büyük olduğu için ona böyle seslenmem hoşuna gitmiyordu.
"Bana evlat dememeni daha kaç kez söyleyeceğim?" O zaman benim damarıma basma bi zahmet.
"Hadi benim zeki adamım. Oynayalım. Sıkılıyorum. Tamam yolculuk seviyorum ama aç olduğum için bir şeylerle kafamı dağıtmalıyım yoksa senin şu yakışıklı suratını dağıtıcam" diyerek onu tehdit etmemiş gibi tatlı tatlı gülümsedim.
Gömleğinin kollarını katlayarak rahat pozisyon aldı. Karşılıklı oturuyorduk ve karşımızda masa vardı. "Başla bakalım" diyince göz kırptım. Kaybediceğini bildiği halde oynuyordu. Ben bu adamı yerim.
Oyundaki amaç şu elde 36 kart olur. As,papaz,kız,vale,10,9. Her re
Yorumlar
- Zarifa: oku çok iyi ve farklı şeyler olucak
- Talya Sun: İlk bölümü okudum mükemmel. Merak ediyor devamında ne olacak diye.
- Zarifa: teşekkürler 🥰
- Zarifa: teşekkürler 🥰
- aleyna dede: ne harika bir betimleme 👏👏
- Zarifa: tabiiki sen yeterli oku🥰
- Tarık Arslan: devamı gelecek mi?
- Rıza Kaya: emeğinize sağlık
- Zarifa: beğenmenize sevindim🥰
- Kitabınızın ilk bölümünü okudum. Gerçekten çok iyi.