"TANITIM" Yeniden Dönüş

---
Beş kişilik...
Zehri, ailesinden ve onların sorumsuzluğundan alan beş masum mahkûm ve onlar gibi yüzlerce veya belki de binlerce piyon..
Zehirler buluştu. Zehirler buluştukça çığ gibi büyümeli ve büyütmeliydi bu zehirleri, fakat tam aksi olmuştu.
Bağlılardı bu zehire.
"Zehirsiz, hiçiz." diyorlardı. Oysa zehir onları hiç ediyordu.
Farklı bedenler, farklı ruhlar ve farklı yüzlerdi, fakat benzerdi kaderleri...
Her biri bu benzerlikle bir araya geldi. Zaten bir araya gelmeleri için birilerinin piyonu olmaları yetmez miydi?
İnsanlar kötüydü çünkü hep otoriter olmak isterlerdi, hep benlikle yaşamak isterlerdi.
Her biri teker teker bir kareye konuldu. Her tehlike için bir ileri hareket ettirildiler fakat her tehlike piyonlara dokunsa bile geriye hamle etmediler, ilerlemeye devam ettiler. Yenilene kadar ya da yıkılan ve yakılana kadar...
Her yenilen zehirli piyonun yerini; kimsesiz, yaşlı, hasta, bağımlı... Piyonlar alıyordu. Yerini doldurmak bu kadar kolaydı onlar için...
Tüm bunlara karşılık, onlar sadece bir "Piyon" idi...
Fakat oyuncuların hepsi de biliyordu ki; "Bazen yenmek için küçük hamleler yeterdi."
Kaderimizin doğurduğu kimsesizliğimiz, bizi aynı kareye itmişti. Uyuşturucu...
Bir fayda- acımasız bir fayda-, bir geleceği yıktı ve belki de bin hayatı yok etti...
Geçmiş? Bir bataklıktı... Ve bu bataklığa herkes girdi. Kimse hareket etmedi, çırpınmadı yahut kurtulmak için çaba sarf etmedi. Çünkü onlar, bağımlı bir piyondu...
Herkes bir heykel, bir piyon, bir kuklaydı... Yaşayan ve ecelinin farkında olan yalnızca beşli bir ekipti.
(İleriki bölümlerden Kısa bir kesit:)
"İpleriniz ben de. " Dedi beşimizi göstererek.
"Hepinizi ben kontrol ediyorum." Cebindeki beyaz tozu önümüze attı. Sustuk... Bana baktı. Gözlerimin en derinine baktı, yine yeni ve yeniden.
"Tozlarımı aldın, ellerin titredi. Zamanla ellerin kopar gibi oldu, belki de koptu. Sonra daima ölümü istedin, işte o an yaşamak için ilerleyen adımların durdu, belki de ayakların kopmuştu. Ben her şeyini hiç acımadan kopardım senden." Dedi pis pis sırıtıyorken.
O anda yanımda bir gürültü oluştu. Kendini kontrol edemeyip karşımdaki bu iğrenç yaratığa, adam dahi diyemeyeceğim bu şahısa doğru yürümeye kalkıştığında tek elimi havaya kaldırıp durdurdum onu. Yerde kıvranan bu adamın hemen yanında ben de diz çöktüm. Fakat bu af dilemek için bir diz çöküş değildi. Bu, yeniden ayağa kalmadan önce son kez çökmekti. Bir rehinin çöküşü değil, bir intikam ateşinin harlanmadan önce son saniyeleriydi. Bu kez gözlerin en derinine acımasızca bakma sırası bendeydi.
Baktım.
"Hayır." Gözlerimi onlara çevirdim, "Oradalar" dedim onlara gülümseyerek. Vakalı bir gülümsemeydi. Hepimizin yüzündeki zafer tebessümü, aynı zamanda da vakalı bir tebessümdü. Gözlerimi yeniden üzerinde tuttum. Silik gülümsememle bakışlarım bedeninde gezindi bu kez.
"Her şeyimi koparamadın, onlar buradalar." Sustu. Gülümsemesi yavaş yavaş söndü. Kendine beni yıkmak için bambaşka bahaneler aradı.
"Kalbini aldım, " dedi tekrar yüzüne pis gülümsemesini sunarken. Hevesle söylemişti. "Yerini zehirli sarmaşıklar aldı." gözleriyle boynumu işaret etti. Sustum.
"Hepinizi daha çocukken zehirlemeye başladım." kahkaha atarken, gözleri üzerimizde turladı. Yeniden lafa girdi.
"Ama en çok da seni zehirledim, İlgin." Gülümsemesini izledim bir süre. Karşımdaki kişi nasıl bir yaratıktı anlam veremiyordum.
Gülümsemesi iğrençleşirken hepimizin dayanamaz vaziyete geldiğini biliyordum. Her birimiz yüzüne tükürmek için saliseler beklerken, birimiz bir adım atsa, hepimiz de ardından gideceği çok barizdi. İşaret parmağımla göğsünden ittirirken dudaklarımı araladım,
"Sarmaşıklarını kestiler. Kalbimi zehirlemene izin vermediler!"
"İzin vermedik!"
"Ve ben, izin vermedim buna. " dedim fakat nefesim kesiliyordu.
Art ardına kurduğum cümleler onda etki etmezken beni yıkıyordu sanki. Zehri alan da bendim, o zehri saklayan da. Fakat tek ben zehirlenmiyordum. Hepimiz aynı zehrin vakasıydık. Ancak onlar benden daha güçlüydü. Hayır!Sarmaşıkların yeniden uzamasına izin vermeyecektim, vermezdim. Onların emeklerinin hiçe sayamazdım. Ben de en az onlar kadar güçlü biriydim. Güçlü bir kadındım.
"Kalbimiz yeşerecek. Kontrolsüz olmayacağız, ellerimiz, ayaklarımız titremeyecek ve sen," delirmişçesine gülüyordum.
"Hiçbir şey yapamayacaksın."
Tetiğe basmıştım art ardına, tam kalbine hizalayarak. Delik deşik etmek ister gibi ateşlemiştim. Onun o çürümüş kalbini temelli ortadan kaldırmak ister gibi vurmuştum.
İstemiştim ki o da en çok kalbinden zehirlensin...
Sonrası, belki de onun için bir uçurum, bir yokuş, bir gidiş ve bir yok oluştu.
Sonrası, belki de bizim için bir kurtuluş, bir zafer ve birçok sevinç çığlıklarıydı.
Ya da yeni bir savaşın başlangıcıydı...
Bizi hep başkaları yönetmek, piyonu haline getirmek isterken, biz buna boyun eğmeyip onlara acizliklerini gösterecektik.
---
Herkese selammmm! Şimdi "bu da kim?" diyorsunuzdur ya da demiyorsunuzdur. Bilmiyorum :)
Ben Meral, Namı diğer KÂBUS GİBİ' nin Kurucusu,
Meral BOZKURT.
Bu tanıtımı yazarken o kadar heyecanlandım ki, size anlatamam. Umarım başladığım bu yolda yapayalnız bırakılmam; ailem dediğim insanlar ile, yani sizinle çok özel bir anı yaşarız. Temennim bu yönde.
Birkaç yıldır uğraştığım bu mecaraya adım attık sayılır bu tanıtım ile beraber. Yeni bir sayfa açtım ve bu sayfaya sizleri de kattım belki de. Kim bilir?
Belki bir karakterimizde kendinizi, arkadaşınızı yahut; ailenizden birini göreceksiniz. Ve diyeceksiniz ki: "Evet, bu aynen o!"
Ben bu kitabı hepimiz sahiplenelim istiyorum. Karakterlerimize ailemiz diyelim, yaşadığımız olayları doruklarda yaşayalım, kendi aramızda bazı esprilerimiz olsun istiyorum ve bu heyecanımızı da her paragrafın altında paylaşalım, şaşıralım, kahkahalar atalım istiyorum. Umarım beni yalnız bırakmazsınız şapşikler :)
İlk kez ve sonu olmayan bir cümle sunuyorum sizlere:
Var mısınız benimle beraber gökdelenlerin en ucuna dokunmayaaaa!?
Var mısınız yükseklik korkumuz olsa bile gökdelenlerin en ucunda parmak uçlarımızın üstüne basıp, çığlıklar atarak sesimizi tüm dünyaya duyurmayaaaaa!?
Ben varım! Ya siz?
Karşıdan karşıya geçerken elimi bırakmazsınız değil mi? Yolumuz uzun olacak. Birbirimizin elini bırakmayalım yoksa her an kendimizi çıkmaz bir sokakta bulabiliriz...
Yaşamak için
Yaşatmak için!
Yorumlar
- Oylesine: teşekkü ederimmm. 1. bölüm yayında. Beklerim sizi deee
- Kaan Duman: Düşünmeden geçemediğimiz meseleler işlenmiş harika bir bölüm ama keşke daha fazlasını okuyabilsek
- Oylesine: teşekkürler efenimm
- Tarık Duman: bu bölümde herkesin hissettiği çaresizliği iyi yansıtmışsın @o04814027
- Nisa Ergin: @o04814027 😍😍😍
- Oylesine: 🥲
- Ayşe Pekmez: Yaşanan her şey benim içimi acıtrı resmen amk
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: @o04814027 🫠🫠🫠
- Oylesine: ilk okurum hoş gelmişseeeeeen
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: gizem severiz
- Oylesine: Sizlere emanet bu bölüm. Wattpad kitabıdır ve şahsıma aittir...