Şahan
Hayatımın bir borçla değişeceğini hiç düşünmezdim. Mezun olmama daha 2 ay kalmıştı. Uykusuz günler, hasta olsam da ders çalışmalar hepsi boşuna mı gidiyordun?
Saatler olmuştu, yolda ilerlediğimiz. Gecenin karanlığından, bir an ormanın içine girdik. Daha sonra araba demir kapının önünde durdu, demir kapı açıldığında ise araba tekrardan ilerledi. Durduğu zaman kapılar teker teker açıldı, benim olduğum tarafta kapıda açıldı ve inmem istendi. Burada oturacak halim yoktu zaten, arabadan indim kapıyı kapattılar ve kolumdan tuttular direnmeye çalıştım. Hayatım boyunca hiç görmediğim bir ihtişama sahipti malikane, ama ayrı bir detay daha vardı, her yer kameralar ve korumalarla kaplıydı. Malikanenin ortasında yuvarlak bir çeşme ve etraf siyah ve beyaz güllerle süslenmişti. Cihan'a doğru baktım o da baktığımı görmüştü
" Bana öyle bakma," dediğini kafamı dikleştirdim
" Beni buraya zorla getirmiş olabilirsiniz ama bu evde bir mahkum gibi duracak ve susacak halim yok, bunu bilesiniz," Cihan hafif şekilde gülümsedi ama bu gülümseme neşeden değildi.
" Mahkum mu?" ve yürümeye başladı. Kolumu tutan korumalardan onun peşinden gittiler, bende onlarla gitmek zorunda kaldım. Merdivenlerden çıkarken Cihan arkasına bakmadan
" Alaz'ın yanında mahkum olmazsın"
Malikanenin kapısı açıldı, içeri girdiğimde beyaz mermer ve ahşap detaylı süslemeler ile döşenmişti. Sadece ne kadar bilmiyorum ama bu malikanedeki eşyaların fiyatları ama bir tablo milyonluk fiyattaydı. Yukarıya doğru uzanan merdivenlerden çıktık ve bir odanın önünde durduk, kapı açıldığı an koruma direnmen odanın içine attı, niye onun böyle yaptığını sorardım ama sakin kalmaya çalışıyorum. Ardından kapıyı kapatıp kilitlediler. Odanın içi loş ışıklarla döşenmiş tek yataktan oluşmakta, geniş bir odaydı. Kapıya doğru yöneldim ve açmaya çalıştım ama olmadı. Yatağın yanına gelip, parkenin üstüne oturdum, dizlerimi kendime çektim ve etrafını sardım kollarımla. Kimse görmeyecek artık, ağladığımı. Gözyaşlarım yanağından teker teker akıp giderken abim aklıma geliyordu, ayrı bir sinir oluyordum.
Artık o benim için, abi değil,
Sadece Mert Zorluydu.
Elimle gözyaşlarımla silerken, aklıma bir fikir gelmişti ama burada bulunması biraz zordu. Telefonum hâlâ cebimdeydi, eğer bir şarj aletin bulabilirsem telefonumu şarj ederim Berna'ya haber verebilirdim. Hemen aramaya koyuyordum, insanın aklına gelemeyeceği yerlere baktım. Çekmecelere, gardolabın içine ama yoktu, ıslak mendile kadar vardı. Yine o kara ve açılmayan telefona baktım. Yatağın üstüne oturdum uykum gelmişti ama uyumak istemiyorum, eğer uyursam ne olacağım belli olmaz dı. Aradan dakikalar geçmişti ve uykum daha çok uykum geldi, direnemedim başımı yastığa koydum. Gözlerim kapandığı an hemen açtım ama en sonunda uykuya dalmadan önce yine sorular
-Artık burada mı kalacaktım ?-
Yorumlar
- Ebru Genç: bufonun içinde hissetmek zor bir durum Neden direniyorsun ki?
- Büşra Baran: Nasıl bulsun acaba
- Ece Oral: Bu bölümü okurken kalbim sıkıştı Bu kadar borç da ne demek?
- çağrı sarıhan: Belki de önce şarj aleti bulmalısın @busrabaran biraz akıllıca hareket et
- Poyraz Pekün: cihanın sesi hiç rahat durmuyor dikkat et ona
- Can Kaan Odabaş: Azıcık cesaret göster susma Böyle gitmeyecek
- Şevnur Binici: Sabah ola hayır ola bakalım efsun sabah neyle karşılaşacak👏